• BIST 97.903
  • Altın 144,028
  • Dolar 3,5595
  • Euro 4,0020
  • Trabzon 15 °C

Sorun kitapçığı

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Genç olmak zor mesele; Genç, sorumluluk sahibi olmasan da üzerine sürekli sorumluluk dersleri yüklenen bir süreçtir. Genç olmak delikanlı olmaktır. Hırçın olmaktır. Zeki olmaktır, kıvrak zekaya sahip olmaktır. Çoğu zamanda anlaşılmadığını hissetmektir. Genç olmak cesur olmaktır. Hayalperest olmaktır. Gergin olmaktır…

Zordur genç olmak hele de içinde bulunduğumuz süreçte gençliğin ilk adımı sınavdır. LGS denilen anlamsız sınavla “gençlik” sınavı başlar.

Gençliğin bu günlerde iç dünyası çalkantılı, dış dünyası ise maalesef kargaşa ile dolu. Başarı kelimesi ile özdeşleşmiş olan gençliğimiz, sürekli sınavlarla boğuşuyor. Ve bir mucize bekliyor; İşler doğru dürüst yürüsün ve dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de kıymetleri bilinsin ve gelecek için bu kadar çok endişe yaşamasın diye. Dolayısıyla da başarıyı bir mucizeymiş gibi görüyor. Ve mucizelerin de; olağanüstü, sıradışı, nitelikli başarılar getireceğine inanıyor.

Çocuklarımız inanmak istiyor. İnanıp hayallerine sarılmak ve geleceğini teminat altına almak istiyorlar. Aslında çok şey istemiyorlar, umutlu olmak ve olumlu olarak engelleri aşmak istiyorlar. Ama ne mümkün, her yıl değişen sınav sistemi ve her gün zorlaşan yokuşa sürülen sınavlar ile üzerlerine devlet, ha bire ağırlık yüklüyor. Güvenmek, inanmak, bağlanmak, itimat etmek istese de devlet baba, büyüklüğünü çocukların yüzünü güldürerek göstermiyor. Çocuklara hep yokuş ve bol virajlı yollar gösteriyor.  

Gençlerin sahip olduğu hakları ellerinden alan idareciler, iyi niyetleri, tertemiz beyinleri hor görüp durumu ağırlaştırıyor. Hal böyle olunca da isyankâr ve asi dediğimiz kavramlar ile cebelleşiyor meleklerimiz, gül kokulu çocuklarımız.

Genç, kendini bir yandan kanıtlamaya çalışırken, öte yandan sistemde kendine bir yer bulmaya çalışıyor. Yaşam aslında bizi de çocuklarımızı da kandırıyor. Çünkü “hayat” hep bizi kandırması için güçlüleri gönderiyor ve savaşmamızı istiyor.

Sürekli ilkokuldan başlayan konu eksikliklerini tamamlama kursları yani etüt, Sınav alışkanlığı kazanma kursları ile cebeleşen yavrularımız sınav denilen o stresle ilkokul hatta anaokulunda tanışıyor. Çocuklarımıza başarılı olmanın anahtarı sınav olarak öğretiliyor…

Başarısız olmak istemeyen ve sistemin içinde yoğrulan çocuk, başarı adı altında sınava yoğunlaşıyor.

Üniversiteye Giriş Sınavı (YGS) hayat sınavlarından en önemlisi. Hayatta cesaretini ve varlığını göstermek için bu sınavı geçmek ilk şart. Sonrasını yazmaya gerek yok o malumunuz.

Tek başına doğup, tek başına ölüyoruz. Ama çocuklarımızı her gün tek başına bu sınavlar için ölüp diriliyor. Direnmeleri itiraz etmeleri mümkün değil.

İdealleri uğruna teslim olan gençlik, aynı zamanda kendi içlerinde ve düşüncelerinde ise; Ümitsiz bir vaka.

Bu Pazar üniversite sınavı vardı.  Gençler daha çok net daha az yanlış için başarıyı kovaladılar.  Peki ne için tüm bu stres, sıkıntı ve üstüne üstlük Nevruz kutlamalarının gürültüleri arasında saygısızca gale alınmamalar. Hepsi bu sınav sisteminin çocuklarımıza uygun gördüğü bölümde okuyup meslek sahibi olmaları için. 12 yılın işkencesi sırf geleceğinin nasıl bir hal alacağını bilmediğimiz ülkemizde bir işin ucundan tutmak için.  Bir söz vardır “Taş devri, taşlar bittiği için değil, kafalar değiştiği için bitti” bizde de kafalar yıllardır aynı ve geri kalmışlığın dayanılmaz sersemliği, uyuşukluğu arasında sıkışıp kalmışız. Bir adım ileri gitmeden, hep daha gerilere giderek.

Türkiye’de gençlik dediğimiz o mükemmel yıllar hep okul, dershane ve ev arasında saatlerce sınav hazırlıkları ile geçer. Oysa ki, çocuklarımızın yapmak istediklerinin peşinden özgürce koşmasını hep engelleriz; Çünkü sistem buna engeldir. Çocuklarımızın girişimcilik ruhunu ellerinden alanların, iş başvurularında girişimcilik ruhunu aramalarını ise hiç anlamam.

Nevruz kutlamaları ve AKP mitingi ile bir üniversiteye giriş sınavı daha gerçekleşti. Bağrışmalar, sloganlar, halaylarla çocuklar hayatlarının en önemli sınavlarından birine girdi. Önümüzde ki günler yine şaibeli günlere gebe.Rekor sayıda öğrencinin sınava girmesi,önümüzdeki yıllar soru havuzunda sınava girecek çocuklara soru kalmaması savsatası ve soruların açıklanmaması komedisi, Her zaman ki soru kitapçığı saçmalığı, iptal olacak sorular, bazı torpilli öğrencilere soruların önceden verilmesi iddiaları ile yine çok konuşulacak ve yorumlanacak bir sınav daha geride kaldı.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.