• BIST 110.932
  • Altın 175,230
  • Dolar 4,0581
  • Euro 4,9812
  • Trabzon 12 °C

SOSYAL DEVLET

Gürsel ÖZGÜR

Sosyal yardımlar, esasında ‘bir elin verdiğini diğer elin duymasın (görmesin)’ sözünün ruhuna uygun yapıldığında, insanlar arasında sosyal adaletin korunması ve insani yaşam koşullarının herkes için sağlanması bağlamında vicdani, insanidir ve zorunludur.

Ancak; maalesef gizli tutulması ve tamamen karşılıksız yapılması gereken sosyal yardımlar son zamanlarda ülkemizde siyaseti etkileyen en önemli etken olarak sahneye çıkarılmıştır.

Türkiye’de devletin sosyal harcamaları OECD (Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü) ülkelerinin harcama ortalamasının yarısından daha azdır. Gerçek durum böyle iken; sosyal harcamaların siyasete etkileri Avrupa’da hissedilmezken, biz de ‘al yardımı ver oyu’ çıkmazına dayandırılarak yanlış bir algı oluşturularak istismar edilmiştir. Yanlış algı yaratılma yanında ısrarla sürdürülen eğitim eksikliği ve artırılan yoksullaştırılmış insan kitlelerinin adeta mideden bağlanması ile de düşünmeden ve özümsemeden idareye kayıtsız şartsız sarılan bir yığının oluşmasına neden olmaktadır. Esasen kurumsallaşmış yardımlar bireysel olmakla birlikte, sonuçları açısından toplumsaldır. Çünkü yardımlar toplumsal adalet çerçevesinde yapılıyor görünse bile, gizli niyet mevcut eşitsizlik sisteminin devam ettirilmesidir. Bu durumda olan birey, minnet duyguları içerisinde kendini yönetime bağımlı görerek hayatına dair özgür karar alma irade ve alışkanlığını kaybetmektedir. İşte hedeflenen tam da budur; özgür iradesini kullanamayan ve istismar edilerek kullanılan bireyler…

Ayrıca; yardımların devletin hazinesinden çıkmasına rağmen hükümet yardımı olarak gösterilmesi de trajikomik durumdur. Medeni ülkelerde iş bulmaya zorlanan insanların iş bulması için yeni iş alanları oluşturulurken biz de yeni iş alanları yaratılmayarak tembelliğin devamı ve bu suretle ödünç oylara hâkim olma gayreti aslında gayri ahlakidir.

Basit bir hesapla; ülkemizde yardım alanların sayısının 3 milyonu aşması ile ailede 4 kişi varsayımıyla 12 milyona ulaşmasıdır ki bu da CHP’nin son seçimde aldığı oy oranına eşittir. Yani mevcut iktidar, seçime girerken şantaj olarak kullandığı sosyal yardımlar sayesinde yarışa önde başlamaktadır. Adaleti isminde bulunduran partinin yaptığı, hilenin kılıfına uydurulmuş şeklidir hem de ahlaki ve caiz olmasına bakmaksızın.

Muhalefet partileri bıkmadan usanmadan, sosyal yardımların hükümet projesi olmadığını ve her iktidar döneminde devam edeceğini ve hatta iş imkânı yaratılarak daha insani yaşam koşullarının sağlanacağını anlatmalılar. Esas amaç; yoksulluğu azaltmak ve yok etmek olmalıdır.

Emekçinin sosyal güvenliği, insani yaşam koşullarında çalışmasını sağlayacağı bir iş sahibi yapılarak sağlanmalıdır.

Her ne pahasına olursa olsun başkanlık sisteminde diretenler bu oyuna Suriyelileri de dâhil etmeyi düşünüyorlar. Proje; nitelikli insan alımı kılıfı ile vatandaşlığın verilmesi ve bir yıl sonra seçmen hakkının elde ettirilmesi sayesinde oy kazanmak. Türkiye’nin kendi vatandaşları açlık sınırının altında yaşarken başkalarına cazip imkân sağlanması vicdani ve etik değildir. Ülkemizdeki üç milyon Suriyeli bazı yerlerde milletvekili çıkarma sayısına bile ulaşmıştır. Nüfusa göre oranları (%);Şanlıurfa’da 20, Mardin 12, Kilis 97,  Hatay 25, Gaziantep 17… Türk insanı bunu kabullenmiyor, ‘insani yardıma evet, ancak vatandaşlığa hayır’ diyor, inanmıyorsa referandumla sorsun. Suriyelilere verilmesi planlanan konutlar şehit aileleri ve gazilere verilmelidir.

Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.