• BIST 95.522
  • Altın 276,622
  • Dolar 5,7158
  • Euro 6,3462
  • Trabzon 25 °C

SÖYLEME BİLMESİNLER

Turhan EYÜBOĞLU

 Biraz gurur, biraz umut... Hepsinden önemlisi acı ile yoğrulmuş sözler birleşimi sonucu oluşmuş, diye düşünüyorum bu şarkı için. Kadim zaman aşklarının şimdinin "Ayrıldık, arkadaş kalalım!" temasıyla tezahürü. "Yolumuz ayrılsa da dost kalalım seninle!" demiş üstat İlkan San. Ondan başka sevgilinin olmadığını kabullenmiş, kahırlanmayı bize bırakmış! Bilmem siz ne düşünürsünüz bu konuda?

  Annem şarkıyı söyledikten sonra "Terk edilendeki acziyeti en güzel ifade eden hüzzam bir şarkıdır." derdi. Anlayacağınız ayrılık sonrasında ayrılığı kabullenemeyişin gururunu nezaketle anlatan müthiş bir şarkıdır.

  Üstat, Ankara Başkent Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’nu bitirdikten sonra kamuda ve özel sektörde çeşitli görevlerde bulunur. Bazı gazete ve dergilerin idari yönetmenliğini yapar. Şiir sayfaları hazırlar. İlk şiiri 1961 yılında Resimli Posta gazetesinde yayınlandı. 1966 yılında Ankara Halk Evleri Genel Merkezi'nde ilk kez Desenli Şiir Sergisi'ni açtı. Şiirlerinde her konuya yer vermesine karşın sevda teması ağırlıktadır.

  İlkan San, çok iyi şiir yazması yanında hep aklında olan sahne sanatçılığına da hazırlık yapar. Hayali olan Türk Sanat Müziği sanatçısı olarak çalışmasına artık bir adım kalmıştır. Bütün hazırlıklarını bitirmiş ve Ankara’da anlaştığı eğlence mekanında sahne alacaktı. Çok heyecanlıydı.

  Açılış gecesi mekan tamamen dolmuştu. Sahneye çıkmadan önce önde tek kişilik bir masa dikkatini çektiği. Masa tamamen donatılmış ve küçük bir vazoda kırmızı bir gül duruyordu. Mekanın şefine: 

"Hikmet Bey bu öndeki tek masa kimin?"

"Efendim, bizim devamlı bir müşterimizin. Kaç haftadır gelmiyordu. Bugün aynı yerde rezervasyon istedi."

"Ha öyle mi tamam!" deyip hazırlıklarını yapmak için kulise doğru yürüdü. Zaman geçmiş ve sahne zamanı gelmişti. Sahneye çıktığında çok güçlü bir moral alkışıyla arkadaşları onu karşıladı. Selamını verdi ve sazlar şarkıya girince salonda bir sessizlik oluştu. "Sevgimizin, Aşkımızın Üstünden Sene Geçti" adlı şarkıyı okumaya başladı.

Sahnenin önüne yaklaşınca o bir kişilik masada çok bakımlı bir genç kadının onu hayranlıkla izlediğini fark etti. Şarkı bitmiş, alkışlar başlamıştı. Seyirciyi selamlıyordu ki tek kişilik masada oturan kadın ayağa kalktı ve ona doğru yürümeye başladı. Artık tam sahnenin önündeydi! Ayıp olmasın diye kadına bir iki adım attı ve ona doğru eğildi. Kadın:

"Rica etsem bu şarkıyı bir daha söyler misiniz?"

"Hanımefendi, bu eseri çok beğendiğinizi dinleyişinizden anladım; ancak aynı eseri bir daha okuyamam! Repertuvarımın sırasını bozamam! Lütfen beni affedin!" deyip bir başka şarkıya geçti.

Genç hanımefendi hiçbir şey söylemeden ve beden dilini bozmadan neşeli bir şekilde masasına oturdu. Bu diyalog üstadın arkadaşları tarafından merakla izleniyordu. Bu duyulmayan konuşma üzerine fikir yürütmeye başladılar. Herkes bir şey diyordu.

O akşam üstat harika bir performans göstermişti. Genç hanımefendi program bitene kadar gözlerini İlkay Bey'den ayırmadı. Üstat bunun farkındaydı. Bir hayranı tarafından dikkatlice izlenmesi onun da hoşuna gidiyordu. Sahneden alkışlarla odasına uğurlandı.

Odasında üstünü değişti ve onu dışarda bekleyen arkadaşlarıyla buluşmak için odasından çıktı. Karşısında bir buket çiçekle onu bekleyen genç hanımefendiyi gördü.

"Efendim, ağzınıza sağlık... Bu gece sizin sayenizde müziğe doyduk. Lütfen bu çiçekleri kabul buyurun!"

"Çok teşekkür ederim beni mahçup ettiniz. Neden zahmete girdiniz efendim! Geceyi beğenmenize sevindim."

Üstadın arkadaşlarının ona doğru geldiğini fark edince genç bayan izin isteyip odanın önünden ayrıldı. Arkadaşları üstadı sarmıştı. Bir arkadaşı:

"Üstat, söylesene bir şarkıyla genç bir kadını yanına kadar getirdin. Ona bir şey demiyoruz. Sahnenin önünde ne konuştuğunuzu söyle bari!"

"Bir şey konuşmadık." Arkadaşları hep birlikte: 

"Haydi söyle! Yoksa bu akşam başının etini yeriz!"

"Tamam tamam; ilk şarkıyı okuduğumda onu tekrar etmemi istedi. Ben de uygun bir dille reddettim!"

"Ben size ne demiştim arkadaşlar! Bak aynı şarkıyı okumasını istemiş, gördünüz mü?"

"Sen dudak mı okuyorsun?" deyip gülüşüp mekandan ayrıldılar.

O geceden sonra o genç hanımefendi on gün boyunca aynı masada İlkan San’ı dinlemeye geldi. Artık her gece ikisi buluşuyor ve uzun uzun sohbetler ediyorlardı. Samimi bir hava oluşmuş ve iyi anlaştıklarını birbirlerine itiraf etmeye başlamışlardı. Bir gece program sonunda genç kadın:

"İlkan sana önemli bir şey söylemem lazım!"

"Tabii hayatım, söyle."

"Ben evliyim ve bir çocuğum var!"

İlkan, ağzına getirdiği şarap bardağından daha yeni bir yudum almıştı ki bu lafın üzerine yutmakta olduğu şarap onu ret etmiş ağzından ve burnundan çıkmaya başlamıştı. Zor nefes aldı ve boğulmaktan kurtulan gözleri faltaşı gibi kocaman olmuş, genç kadına bakıyordu.

"Sen ne diyorsun? Ne dediğinin farkında mısın?"

"Benim için önemli değil; ben seni seviyorum ve bu ilişkinin devam etmesini istiyorum."

"Senin için önemli olmayabilir; ancak benim için önemli ve bir daha görüşmeyeceğiz! Bu yaşananları unut! Sana hayret ediyorum! Bunu nasıl gizlersin benden?" deyip uzun uzun bu konuyu karşılıklı konuştular. Genç kadın bu ilişkiyi savunmaya devam ediyor ve bu ilişkiden vaz geçmiyordu. Üstat sinirli bir şekilde oturduğu masadan kalktı ve hızlı adımlarla buluştukları mekanı terk ederek aşka son noktayı koydu.

Zaman geçmiş İlkan Bey, bu aşkı unutmanın çaresini ararken, sevdiği kadının kocasından ayrılıp bir başkasıyla evlendiğini duyunca adeta yıkıldı. Öfkesini, üzüntüsünü, pişmanlığını ve belki de bir daha asla yaşayamayacağı bu aşkı, bir hafta evden çıkmayarak tekrar tekrar düşündü. Çalışma masasına oturdu ve yazmaya başladı.

Söyleme bilmesinler bu aşkın bittiğini
Neden beni bırakıp terkedip gittiğini
Yolumuz ayrılsa da dost kalalım seninle
Yalan olan sevgimiz düşmesin el diline?

Hiç kimse dolduramaz kalbimdeki yerini
Yok artık benim için senden başka sevgili

Biliyorsun çekemez hep kıskanırlar bizi
Biliyorsun yıllarca çıkmaz iftira izi
Bırak gizli sırrımız içimizde yaşasın
Bırak o güzel günler hatıralarda kalsın

Kalemi elinden bıraktığında bu güzel mısralar ortaya çıkmıştı. Bu güzel mısraları Selahattin Altınbaş hüzzam makamında besteledi ve ilk olarak da Samime Sanay okudu.

Bu duygu dolu güftelerden çokça yazan üretken insan İlkan San’a minnettarlığımı bildiririm. O bizi duyuyordur. 20 Ekim 2008 tarihinde Ankara'da aramızdan ayrıldı. Mekanı cennet olsun.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.