• BIST 83.012
  • Altın 146,855
  • Dolar 3,7918
  • Euro 4,0437
  • Trabzon 8 °C

STOCKHOLM SENDROMU

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Stockholm Sendromu nedir bilir misiniz? Kısaca kaçırılan kişinin Rehin alana karşı duygusal bağlanması durumudur. Genellikle filmlerde ve dizilerde bu durumla karşı karşıya kalırız.

Samuel J. Jackson ve Kevin Spacey’in başrollerini oynadığı film yani “Arabulucu” bu Sendromun bahsi geçen filmlerden en önemlisidir.

Bu Sendromda rehineciye karşı yani baskı uygulayana karşı duyulan sempati, aslında hayatta kalabilme mücadelesinin içgüdüsüdür.

Bunları neden mi yazıyorum? Türkiye’de bugünlerde bu Sendromun esiri olmuş durumdadır. Nasıl mı? Bakalım…

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve hükümetin başı için halkın bir kısmının, yapılan olumsuzluklar ve saçmalıklar karşısında hala alkış tutup, sempatiyle bağlılık göstermeleri bir Sendromdur. Bunun adı da Stockholm Sendromudur. Halkını rehin alan ve kendine bağlayan bu insanların en önemli silahı tehdit ve hatip olmalarıdır.

Dış dünyadan tamamen soyutlanan rehineler, gelen baskılar karşısında kendisine baskı yapan kişiye bağlanır. Çünkü sadece onu görür. Bugün televizyonlarda, meydanlarda,  gazetelerde, billboardlarda sadece onlar var. Sanki başka hiç kimse yönetici değilmiş gibi…

Stockholm Sendromunun en sıklıkta görüldüğü grup ise; Yoğun din (tarikat gibi)  ve siyasi baskı uygulayanlardır.

Stockholm Sendromundan kurtulmak için güvende olmak hissinin oluşması, hayatla yeniden bağ kurulması,  anlayış ve empati kurabilmek en önemli başlıklardır. Yaklaşan seçimlerde daha güvenli olabilmek için adım atmamız gerekliliği, dışarıdaki hayatın kazanılarak, haybeden değil, kömürle, unla olmayacağını anlamak,  başka insanlarında bu işi hak edebileceğini düşünmek, bağımlılık duygusunu yaratan beden ve zihin bulanıklığını atlatmak bu Sendromdan kurtulmak için gerekli başlıklar. Bunu atlattıktan sonra da bilinçli olarak sandığa giderek yeni bir hayata ve oluşuma evet diyebiliriz. Yeni başlangıçlar hep korkutsa da alışkanlıklar ve süreklilik ise Sendromu doğuruyor unutmayalım!

İnsanlar üzerinde ki bu gücün tesirinden kurtulmak için ne yapmalı? Bu konu çok önemli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Bugüne kadar gerek arkadaş toplantıları, gerek aile toplantılarında, gerek sempozyumlarda, gerek farklı değişik platformlarda hep lider vasfı için, genel olarak  “masaya vurmayı bilmeli” mantığı çıkmıştır. Bunu hiç anlayamamışımdır. Sanırım bu Osmanlının etkisi altında kalmak ya da torunu olmakla alakalı bir durum. Neden hep masaya vuran kişi olmalı? Neden aklıyla, fikriyle, nezaketi ve inceliği ile öne çıkan bir lider değil? Neden erdem sahibi bir lider değil? Neden hep iyi nitelik değil de karizma veyahut kurnaz olanlar tercih ediliyor?

Bütün bu soruların cevabı dünden bugüne kulaklarımıza fısıldanan “Güç” olgusunun sonuçlarıdır. Bugün gelinen nokta erdem sahibi olmaktan öte söylenen sözün doğruluğundan çok o söz için kalkan ellerin çokluğudur. Yani gücün dayanılmaz tesiridir.

Bugün politika bir onur mücadelesinden çıkıp, çıkar savaşına dönüşmüştür. Hal böyle olunca da rehin alan kişi rehineleri tarafından bağlanılan ve işaret edilen oluyor.

Aslında bu kadar uzun süre göz başkasını görmeyince, hayattan kopunca, dış dünyada neler olduğunu görmeyip, duymayınca, gözüne perde inmiş gibi yaşayınca doğal olarak aynı sesi duymak da bağlanmayı getiriyor.  12 yıldır aynı ses ve aynı oyun. Hep aynı. Plak takılmış ve o plağı değiştirmek için kimsenin bir çabası ve emeği yok. Hal böyle olunca da sonuç % 50 ve ötekiler…

Artık boşa geçirecek ya da bananecilik yapacak veyahut benden değil ki boş ver diyecek zaman değil. Çünkü boşa geçirecek zamanımız yok. Aristo “boş zaman cahillerin can sıkıntısıdır” demiş. Daha ne desin.

Can Yücel ‘de bir şiirinde;

Bağlanmayacaksın öyle körü körüne.

“O olmazsa yaşayamam” demeyeceksin.

Demeyeceksin işte

Yaşarsın çünkü.

Öyle büyük laflar etmeye gerek yok ki…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
  • Konsey toplantısı!
  • Sizi bu hale nasıl getirdiler?
  • MHP sürpriz yapabilir!
  • Antalya’da sabah sporu!
  • Metin Kara’yı topa tutacak!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.