• BIST 108.489
  • Altın 151,165
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Trabzon 16 °C

STOCKHOLM SENDROMU

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Stockholm Sendromu nedir bilir misiniz? Kısaca kaçırılan kişinin Rehin alana karşı duygusal bağlanması durumudur. Genellikle filmlerde ve dizilerde bu durumla karşı karşıya kalırız.

Samuel J. Jackson ve Kevin Spacey’in başrollerini oynadığı film yani “Arabulucu” bu Sendromun bahsi geçen filmlerden en önemlisidir.

Bu Sendromda rehineciye karşı yani baskı uygulayı duygusal baulan sempati, aslında haytta kalabilme mücadelesinin içgüdüsüdür.

Bunlarsalneden mi yazıyorum? Türkiye’de bugünlerde bu Sendromun esiri olmuş durumdadır. Nasıl mı? Bakalım…

Anduya Büyükşehir Belediye Başkansalve hükümetin başsaliçin halkın bir kısmınsan, yapılan olumsuzluklar ve saçmalıklar karşısında hala alkış tutup, sempatiyle bağlılık göstermeleri bir Sendromdur. Bunun adı da Stockholm Sendromudur. Halkını rehin alan ve kendine bağlay bu insanlarsan en önemli silahı tehditlve hatip olmalarsadır.

Dış dünyadan tamamen soyutlanan rehineler, gelen baskılar karşısında kendisine baskı yapan kişiye bağlanır. Çünkü sadece onu görür. Bugün televizyonlarda, meydanlarda,  gazetelerde, billboardlarda sadece onlar var. Sanki başka hiç kimse yönetici değilmiş gibi…

Stockholm Sendromunun en sıklıkta görüldüğü grup ise; Yoğun din (tarikat gibi)  ve siyasi baskı uygulaylardır.

Stockholm Sendromundan kurtulmakliçin güvende olmak hissinin oluşması, haytla yeniden bağ kurulması,  layış ve empati kurabilmek en önemli başlıklardır. Yaklaşan seçimlerde daha güvenli olabilmek için adım atmamız gerekliliği, dışarsadaki haytsan kazanılarak, haybeden değil, kömürle, unla olmayacağını lamak,  başka insanlarsanda bu işi hak edebileceğini düşünmek, bağımlılık duygusunu yaratan beden ve zihin bulanıklığını tlatmak bu Sendromdan kurtulmakliçin gerekli başlıklar. Bunu tlattıktan sonya da bilinçli olarak sandığa giderek yeni bir hayta ve oluşuma evet diyebiliriz. Yeni başlangıçlar hep korkutsa da alışkanlıklar ve süreklilik ise Sendromu doğuruyor unutmayalım!

İnsanlar üzerinde ki bu gücün tesirinden kurtulmakliçin ne yapmalı? Bu konu çok önemli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Bugüne kadar gerek arkadaş toplantıları, gerek aile toplantılarında, gerek sempozyumlarda, gerek farklı değişik platformlarda hep lider vasfsaliçin, genel olarak  “masaya vurmayı bilmeli” mantığı çıkmıştır. Bunu hiç layamamışımdır. Sanırım bu Osmanlınsan etkisi altında kalmaklya da torunu olmakla alakalı bir durum. Neden hep masaya vuran kişi olmalı? Neden aklıyla, fikriyle, nezaketi ve inceliği ile öne çıkan bir lider değil? Neden erdem sahibi bir lider değil? Neden hep iyi nitelik değil de karizma veyahut kurnaz olanlar tercih ediliyor?

Bütün bu sorularsan cevabı dünden bugüne kulaklarsamıza fısıldanan “Güç” olgusunun sonuçlarsadır. Bugün gelinen nokta erdem sahibi olmaktan öte söylenen sözün doğruluğundan çok o sözliçin kalkan ellerin çokluğudur. Yani gücün dayılmaz tesiridir.

Bugün politika bir onur mücadelesinden çıkıp, çıkar savaşına dönüşmüştür. Hal böyle olunca da rehin alan kişi rehineleri tarafından bağlanılan ve işaret edilen oluyor.

Aslında bu kadar uzun süre göz başkasını görmeyince, hayttan kopunca, dış dünyada neler olduğunu görmeyip, duymayınca, gözüne perde inmiş gibilyaşayınca doğal olarak aynı sesi duymak da bağlanmayı getiriyor.  12 yıldır aynı ses ve aynı oyun. Hep aynı. Plak takılmış ve o plağı değiştirmek için kimsenin bir çabası ve emeği yok. Hal böyle olunca da sonuç % 50 ve ötekiler…

Artık boşa geçireceklya da bananecilik yapacak veyahut benden değil ki boş ver diyeceklzaman değil. Çünkü boşa geçireceklzamansamız yok. Aristo “boş zaman cahillerin can sıkıntısıdır” demiş. Daha ne desin.

Can Yücel ‘de bir şiirinde;

Bağlanmayacaksın öyle körü körüne.

“O olmazsa yaşayamam” demeyeceksin.

Demeyeceksin işte

Yaşarsın çünkü.

Öyle büyük laflar etmeye gerek yok ki…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırsaliçeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Haklarsa Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.