• BIST 96.996
  • Altın 243,847
  • Dolar 6,2631
  • Euro 7,3823
  • Trabzon 23 °C

SU BORULARI

Osman Necip SEVİNÇ

                                                                      Asbest veya Amyant; ısıya, aşınmaya ve kimyasal maddelere çok dayanımlı lifli yapıda kanserojen bir mineraldir. Asbesti iyi bilen jeoloji mühendisleri ve halk sağlığından sorumlu doktorlar ile çevre mühendisleri bu minerale ‘’öldürücü toz’’ tanımını vermişlerdir.
  Asbestin kanser yaptığının tüm dünya tarafından bilinen bilimsel bir gerçek olduğunu onkoloji derneği genel başkanı Prof. Dr. İdris Yücel 2015 yılında bir demecinde belirtmiştir. Bilindiği üzere solunum yoluyla alınan asbestin başta akciğer kanseri olmak üzere çeşitli kanserlere yol açtığı çok sayıda bilimsel çalışmada gösterilmiştir. Solunum yoluyla alınan asbest liflerinin akciğerde birikim göstermesi kanser oluşumunun mekanizmasıdır. Asbestin insan vücudu ile teması asla istenen bir şey değildir. Peki neden içme suyu borularında ve kanalizasyon tesislerinde asbestli çimento boru kullanıldı? Bu soru zamanın sağlık bakanı Mehmet Müezzinoğlu’na sorulmuş. Kendileri 1975-1995 arasında il bank tarafından yaptırılan içme suyu kanalizasyon tesislerinde 30 il ve 473 köyde kullanıldığı iddia edilen boruların gerçekten kullanıldığını, ancak 2000 yılından beri hiçbir yerde asbest çimentolu boru kullanılmadığını belirtmiş. İlginç olan taraf da önceden döşenen boruların değiştirilip değiştirilmediğinin İl bank/iller bankası tarafından bilinmediğini belirtmesi.
 Bu kadar tehlikeli olan asbest minerali endüstride bine yakın alanda kullanıldığından, asbestli mal üretimi ve kullanımı ile ilgili olarak alınan kararlarda ekonomik değerlendirmeler ön plana çıkmaktadır. 1989 yılında ABD çevresel koruma ajansı 1997 yılına kadar asbest aşama aşama yasaklamak için karar çıkartmıştır. Ancak en büyük üretici Kanada Yargıtay’a başvurarak ekonomik kayıpları dikkate aldırıp, EPA’nın 1988 yılında aldırdığı kararı bozdurmuş, halk ve dünya sağlığı hiçe sayılmıştır. Bizde de başta çatı örtüleri ve su borularında kullanılmaları olmak üzere devam edilmiştir.
 Asbestli boruların içme suyu borularında kullanılmasının insan sağlığına zararlı olduğuna veya zararsız olduğuna dair çok kesin kanıt yoktur. Ancak bilimsel çalışmalar göstermiştir ki asbest lifleri kana geçmekte, karaciğere, mideye, böbreğe girebilmektedir. (1988) Özellikle asbeste yüksek miktarda maruz kalan işçilerde fazla miktarda sindirim sistemi kanserine rastlanmıştır. Asbest lifleri de akciğer kanserine sebep olmakta olup bazı asbest sevenler bunun sigara içen işçilerde görüldüğünü iddia etmektedirler. Ne olursa olsun en kutsal haklardan olan yaşama hakkı, bu büyük risk varlığına ki zarar görme olasılığına terk edilir mi?
Gelelim Trabzon’umuzun içme suyuna! Esiroğlu modern arıtma tesislerinden itibaren şehir dağıtım şebekesine kadar içme suyu çelik borular ile Değirmendere’ye ulaşıyor. Sorun yok...
İddia ile söylüyorum. Türkiye’mizin en kaliteli içme sularından biri Esiroğlu arıtma tesisinden çıkmaktadır. Ancak maalesef şehrimizdeki yaklaşık %55-60’ı asbestli boru olan içme suyu dağıtım şebekesinden geçerek evlerimize depolardan aktarılarak ulaşmaktadır. Şimdi soruyorum. Siz hem jeoloji mühendisi hem de doktor ünvanlı bir belediye başkanı olsanız ve TİSKİ genel müdürü yaptığınız bacanağınız da Trabzonlunun kesesinden ayda 15.000 TL alıyorsa, bu hemşerilerinize risk taşımayan borulardan su içirmek için büyük gayret göstermez misiniz? 2013 yılında iller bankasınca belediyenin kontrolünde yaptırılan ‘’içme suyu ve kanalizasyon projesi’’ de mevcutsa!
***
 Geldik 2018 yılına. Altı aylık bir çalışma ile İPA projesi geliştirildi ve 70 milyon avro bedeli AB fonlarından karşılanarak ihale edilecek. Ancak zor! 2019 da entegre su projesini AB onaylarsa ihale yapılsa bile 2024’ e kadar risk taşıyan borulardan su içeceğiz, kullanacağız, lokantalarda evde çiğ sebze yiyeceğiz, bazen de içeceğiz. Belediye de çalıştığım 5 sene boyunca, tüm çalışan işçi ve memur kardeşlerimin iş ahlakı, gayret ve verimlerini, heyecanlarını takdir ile izledim. Tümüne teşekkür ederim. Ancak su ve kanalizasyon ile asfalt ekiplerinde çalışanları ayrı bir yere koyuyorum. Zira onlar boyacılar gibi sağlıksız ortamlarda hayatlarını ortaya koyarak cansiperane çalışanlara örnektir.
***
Şimdi tekrar içme ve kullanma suyundaki riske yeniden gelelim. Yer altında kırılan veya çatlayan, bazen de delinen asbestli borunun yerinden çıkartılırken veya eskiden olduğu gibi dışarıda spiral ile kesilirken(şimdilerde hemen PVC boru ile değiştiriliyor.) lifleri veya kırıldığında ki müdahale zamanına kadar tozlarının v.s. içme suyuna karışma ihtimali yok mu? Beş metre uzunluğunda ki asbest çimentolu boru yerinden çıkartılırken  ne kadar ihtimam da gösterilse, işçi maskelide olsa!, boru çevresinde ki suda, kırılan borunun toz ve lifleri olabilir. Bundan hem çalışan arkadaşlar, hem de sular kesildikten sonra verilen suyun beş on dakika bulanık hatta çamurlu akması sırasında etkilenme şansımız yok mudur?  Vardır diyorsanız hiç vakit geçirmeden şehir içme suyu boruları yenileme ihalesini en az 3 veya 4 büyük ve güçlü müttehide vererek halkımızı bir an evvel içme suyundan zarar görme olasılığından kurtarın. Unutmayınız ki asbestli su borularının söküm ve bertarafı bile ancak lisanslı kuruluşlarca yapılabilmektedir. Bir de su kesintilerinden sonra, su yeniden verildiğinde en az 10 dakika tüm ev musluklarınızı boşa akıtın ve batarya süzgeçlerini fırça ile temizleyin.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.