• BIST 97.988
  • Altın 241,782
  • Dolar 6,2647
  • Euro 7,3604
  • Trabzon 23 °C

Sultan Murat Yaylası ve Sadık Albayrak

Sultan Murat Yaylası  ve Sadık Albayrak
Sedat Tunalı yazdı

 

Daha önce hiç çıkmamıştım Sultan Murat Yaylası'na.
Çocukluk kankam Ofli Sali (Salih Çoruhlu, sümüklü sali diyen de olurdu) bir ara orada bir işletmenin de sahibiydi, çok anlatırdı, bir türlü kısmet olmamıştı.
ATV'deki amirimin, birikmiş izinlerimi kullanmam ve böylece ayrılık vaki olduğunda şirkete fazla yük olmamam taktiği ile, "uzun süreli izne" onay vermesi beni de motive etmiş ve yaklaşık bir aylık bir Trabzon planı yapabilmiştim.


 sultan-zmurat4.jpgsultan-murat3.jpg
İşte bu Ağustos günlerinin birinde Sultan Murat yaylasında bir etkinliğe dair ilan gördüm. paneli çok sevdiğimi Trabzonsporlu bir abimizin abisi yönetiyordu, konuşmacılardan ikisi de insanı her yönden teşvik ediyordu; Sadık Albayrak ve Veysel Usta.

"Vatana Adanmış Hayatlar / Şehadetlerinin 100.Yılında Sultanmurat Şehitleri" isimli panele, yolu kestiremediğim için biraz geç kaldım, hadi itiraf edeyim, Çaykara'nın Haşlaması hiç bir yerde yoktur" diyen bir arkadaşımın sesi kulağımda çınlayınca, ufak bir Çaykara maceram oldu.

Ben Sultan Murat Cami'inin konferans salonuna girdiğimde panel yöneticisi  Profesör Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu konuşma sırasını araştırmacı yazar Sadık Albayrak'a vermek üzereydi. O da söze benim ilk anda aklıma gelen ayrıntıyla başladı

"Bu panel Trabzon'da düzenlense bu salon böyle dolmazdı"

Tarihi bir geçiş töreni gibiydi Albayrak'ın konuşması. Nenesiyle çobanlık günlerinden askerlerin yoksulluğuna götürdü salonu, sonra o yoksulluktan yükselen onur ve zafere.

"Yerel tarih yazılmadan genel tarih yazılamaz" dedi, al üniversitelerin Tarih bölümlerin girişine as. Konferans için Güneydoğu'dan misafir edilen kişilere atfen, "Biz Karadenizliler çabuk değişir ve ortama uyum sağlarız, Doğulu kardeşlerimiz bizden daha sıkılar bu konuda, iyi ki öyleler"

"Rus fişeği guguvaka benzer, bizimkiler fese.Fişeklerden yollarda rastladığımız mezarların kimlere ait olduğunu anlardık" 

Bu tanıklıkların bir insanı taşıdığı yerdir Sadık Albayrak'ın öyküsü. Oflu (Çaykaralı) kadınların padişaha yazdıkları mektuptan bahsetti, salondaki kadınlara bir hediyeydi o, salondaki hemen herkes gibi ben de ilk kez duyuyordum. Sonra OF'un aşağısı ve yukarısı ile ilgili espirili bir tanımlaması oldu Albayrak'ın, espriyi kavramakta güçlük çeken bir kardeşimize espriyi izah etmek Hacımüftüoğlu'na düştü, ama ne izah; Ülkesini ,milletini, dini ve dilini "hazmetmiş" bir mütefekkür olgunluğu ve tevazusuyla, o da varolsun!

Ahırdan çıkan ahıra girer dedi bir yerinde konuşmasının. Ve beni şu sıralar salık sorunlarıyla boğuşsa da tebessümünün hiç eksik etmediği yüzüyle babamın omuzlarına çıkardı, alıp uçurup 40-45 yıl öncesine

"Trabzon'a geldiğimde uşakları omzuma alıp maça götürürdüm. (SA, BA) Bu o kadar önemli bir ayrıntıdır ki, bilmeyen yaşamayan ne bilsin. Trabzon'dan çıkıp parayı bulan tırnak içinde solcu zenginlerimizi ise uşaklarını Trabzon'a getirememiştir"

Sadık Albayrak Bakkalzede İsmail Hakkı'nın "of" gazetesinden söz etti sıkça. Osmanlıca öğrenmen şart dedirten bir bilgiydi bu da. Sultanmurat Camii'nin mihrap düzeninin yerel mimari ile çelişkisini anlattı en son, sonra ben çıkıp biraz Sultanmurat'ı gezdim. Her tarafta Arap turiztler, neyse ki burada şehir merkezinde az da olsa duyduğumuz "pis arap" benzeri düşüklüklere tanık olmadım. Yayla'da o rakımda ve havada bir nargile keyfi için neredeyse minik bir servet harcamayı göze alan Arapların kıymetini, sanırım, Sultanmurat esnafı anlamış.


 
Dönüş yolundayım, ilerde sisler içinde ikisi de çarşaflı ama çaykara usülü, iki kadın yarım yürüyüş nizamında ilerliyor. Net görecek kadar yakınlarından geçerken yarım bakışla arabaya baktıklarını gördüm. 

Ulan acaba otostop mu yaptılar Çaykaraca? 

Biraz yavaşlayarak devam ettim, ki bir işaret görürsem alayım onları da. Tık yok diyemiyorum, az önce yukardan inerkenki yarım bal
kışın benzeri bu kez aşağıya doğru. Sisin içine de gömüldüm bu arada. Durdum. Sonra duramadım, geri geri bunların önüne kadar gelip sağ camı açtım.

"Nere gidiysınız kız?"

"Barna'ya kadar gideceğuz, taksi çağırdık ama gelmedi gaybana" dedi yaşlı olan, yaşlı derken benden 2-3 yaş en fazla, yanında 20-25 lerde biri, kızı olmalı, sormadım. 

"Valla ben Çaykara'ya kadar eniyrum"

"barna yakundur, biz da binelum mi"

"deli deli gonuşmayın da , ben niye geri geri geldin, insan bir el eder da, yedum kendu kendumi"

"Bilsek burali olduğuni ederduk tabi, ama plaka 34 idi ooone oğa baktuk da el edemeduk"

"e hayde" dedim, bindiler.

Aslında onlar da Trabzon'da oturuyorlarmış, malum yaz ayları, köye çıkmışlar. Birkaç öteberi için de Sultanmurat'a çıkmışlar. 

Birkaç km sonra indiler, helallik verip yola vedalaşmadan sağ ön camdan eğildi ablam;

- "Nasi beğendun mi bizum yaylayi"
- Çok güzel ama Zavzaga'yı tutmaz"
- Hakkuni helal et oğlum.
- Ne hakkı egi. Bi dahaki yaz edersun bir dönme guymak,  gelurum ben gene,  ben olurum borçlu

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • VAKFIKEBİR BELEDİYE BAŞKANI'NIN HİZMET BİLGİLERİ21 Eylül 2018 Cuma 10:32
  • Tabakhane’de durmak yok20 Eylül 2018 Perşembe 12:13
  • Trabzon-Sochi seferleri yeniden başlatılmalıdır20 Eylül 2018 Perşembe 12:10
  • Trabzon’da konutları yabancılar kapışıyor20 Eylül 2018 Perşembe 12:07
  • Dubaya çarpmamak için kaza yapınca!20 Eylül 2018 Perşembe 11:59
  • YANGIN ŞOKU20 Eylül 2018 Perşembe 11:21
  • Hapşırık öldürdü20 Eylül 2018 Perşembe 11:20
  • 19 Eylül Gaziler Günü kutlamaları19 Eylül 2018 Çarşamba 13:40
  • Tank Çıkarma Gemisi Trabzon’a demirledi19 Eylül 2018 Çarşamba 11:41
  • Rus büyükelçi Trabzon’a geldi19 Eylül 2018 Çarşamba 11:40
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.