• BIST 89.834
  • Altın 145,466
  • Dolar 3,6225
  • Euro 3,9067
  • Trabzon 9 °C

SÜRECİ MÜTHİŞ GETİRİYOR

Miraç ÖZAĞCI

En kritik bakanlıktan birisidir İçişleri bakanlığı.

Hele de bu dönemde.

Adeta ateşten gömlektir.

Böylesine zor ve güç bakanlık için Süleyman Soylu biçilmiş kaftandır bana göre.

Hiçbir zorluktan kaçınmayan, gözü pek, duruşu dik olan Sayın Soylu, İçişleri Bakanı olduktan sonra süreci müthiş getiriyor.

Kendisine bağlı olan birimlerle Terör örgütlerine karşı çok başarılı bir şekilde mücadele ediyor.

Salı günü bakanımız Sayın Süleyman Soylu’yu makamında ziyaret ettik.

Makamında gördüğümüz kadarıyla, bırakın boş saatini ve dakikasını, saniyesi bile olmadığını gözlemledik.

Sayın Soylu, bir yandan kendisine gelen ziyaretçileri makamında kabul ederken, diğer yandan terör örgütleriyle yapılan mücadeleyle ilgili telefonuna gelen mesajları ve bilgilendirmeleri takip ediyordu.

Açıkçası müthiş bir yoğunluk yaşıyor İçişleri bakanımız Sayın Süleyman Soylu.

Allah yar ve yardımcısı olsun.

Gecesi gündüzüne, gündüzü gecesine karışmış şekilde çalışmalarına devam ediyor.

Ha, bundan muzdarip mi?

Asla değil.

Soylu’nun, İçişleri bakanlığındaki en önemli hedefi, hatta tek hedefi de diyebiliriz, Terör örgütlerini bitirip, Ülkeye refah ve huzuru getirmektir.

Ben şahsen, Soylu’nun bunu yapacağına, terör örgütlerini bitirme noktasına getireceğine yürekten inanıyorum.

Yeter ki Sayın Süleyman Soylu’ya destek olunsun.

Zira cumhurbaşkanımızın bu konuda Soylu’ya, önemli destekleri olmaktadır.

Bunu da her platformda vurguluyor ve uyguluyor.

***

KAPISI ARDINA KADAR AÇIK

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müsteşar yardımcısı Mazhar Yıldırmhan da kısa sürede, Trabzon’un Ankara’daki önemli bürokratlarından birisi konumuna geldi.

Ankara’ya gidenin hemen hemen ilk uğrak yeri Yılıdırımhan’ın makam odasıdır.

Mazhar Yıldırımhan, kendisine gelen hemşerilerinin derdi olanlarına deva olmaya çalışırken, iş için gelenlere ise yardımcı olmaya çalışmaktadır.

Kimse eli boş Yıldırımhan’ın makamından geri dönmemektedir.

Elinden geldiğince herkese yardımcı olmaya çalışmaktadır.

Mazhar Yıldırımhan, daha önce yazılarımızda belirttiğimiz gibi, herkesin, hepimizin Ankara’daki eli, dili, gözü olmuştur.

İyi ki Ankara’da Mazhar Yıldırımhan var.

***

İMPARATORLUK YÖNETİYOR

Adeta bir imparatorluk yönetiyor Müminhan Bilgin…

Türkiye’nin para nakdinde ilk beşte olan holdinginin yönetim kurulu başkanlığını yapmaktadır.

Koza holdinge Bilgin’i ziyarete gittik.

Sıcak ve samimi bir sarılmayla bizleri karşıladı.

Hoş beş sohbet ettikten sonra, holdingde yaptığı uygulamalarını bizlerle paylaştı.

Trabzonlu ve Trabzon’dan bazı isimlere holdingin bünyesinde iş imkânı sağladı.

İyi de etti Müminhan Bilgin.

En azından elindeki imkânı ve yetkiyi hemşerileri için kullanmakta imtina etmiyor.

Hani etkili ve yetkili makamlarda olanlar da Müminhan Bilgin’in yaptığını yapabilseler.

Bilgin’in tek avantajı özel bir sektörün önemli bir yöneticisi olmasıdır.

İş, aş yaşadığımız dünyada çok önemli.

Müminhan Bilgin bulunduğu konumundan aldığı güçle, insanlara iş ve aş veriyor.

Bilgin daha ne yapsın?

Helal olsun.

Kendisini kutluyoruz ve yolu açık olsun diyoruz.

***

HAYALDİ GERÇEK OLDU

Oyyyyy Ali dayım oy.

Hayaldi gerçek oldu.

Oyyyyy Ali dayım oy…

Ne yaptın ettin gazeteciler cemiyetine üye oldun.

Oyyyyy Ali dayım oy.

Acep bundan sonra kim tutabilir seni?

Oyyyyy Ali dayım oy.

Şimdi vagona rahatlıkla binip, istediğin yolculuğa çıkabilirsin.

Oyyyyy Ali dayım oy.

Yolculuk esnasında vagonunu cemiyetin önüne çekip, cemiyetin pencerelerinden kendine, karanfiller attırabilirsin.

Oyyyyyy Ali dayım oy.

Sonunda muradına erdin.

Oyyyyy Ali dayım oy.

Sana naçizane tavsiyem şudur, sakın vagona aldığın yolcuları birinci peronda indirme.

Beşinci perona kadar, yani son durağa kadar onları taşı, o beşinci peronda, elma, nar, armut, ayva, mandalina ve portakal ağaçları var. O meyveleri getirdiklerinden mahrum etme.

Oyyyyy Ali dayım oy.

Sana beşinci peronda, huzurlu bir yaşam ve mutluluklar diliyorum.

***

İLAHİ ADALET VE KARAGÖZ

Hiç kimsenin işsiz kalmasını istemem.

Hiç kimsenin de ekmeğiyle oynamam.

Bunu beni tanıyanlar iyi bilir.

Neden bunu yazma gereği duydum?

Şuan ilahi adalet bazı konularda tecelli ettiği için yazma gereği duydum.

Kendilerini, oturdukları koltukların vazgeçilmezi olarak sananların, son çırpınışlarını gördükçe aklıma hemen şu anlamlı ve güzel söz geldi “Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste”

Allahım sen nelere kadirsin?

Allahım sen nelere muktedirsin?

Ya Karagözüm.

Sen sana mı kalacağını zannettin oturduğun o koltuğun?

Ne oldu?

Hiç hak etmediğin konumda bulunuyorsun.

Sözde gazetecisin!

Deseler ki sana, Ali okula koş yaz.

Yemin billâh yazamazsın.

Amma velâkin, yönetmen yardımcılığı yapıyorsun.

Ah Karagözüm ah.

Seni fındıkçı onbaşın bile kurtaramayacak.

Tek üzüntüm ne biliyor musun? Yine İskenderpaşa caminin yanındaki çay ocağına düşmendir..

Neden üzülüyorum onu da anlatayım?

Çay ocağına düştüğün o ilk dönemler var ya, hani o zaman yanında olanlar, mesela bizim Nuri Gündüz ve arkadaşları, olanlar da bu kez yanında olmayacaklar.

Neyse Karagözüm, sen hele çay ocağına bir düş bakalım, gerisine o zaman bakarız.

Son alarak seni Musa Eroğlu’nun türküsüyle uğurlayayım.

“Aşağıdan yukarıdan, yolun sonu gözüküyor”

Evet, Karagözüm, yolun sonu gözüktü.

Boş yere çırpınma.

Hani bir söz var ya ,ne verirsen ver,”Abbas yolcu” diye..

Sende Vagona bindin Karagözüm…

 

HORMONLU TOSUNCUK

Bak tosuncuk.

Durup dururken kaşınıyorsun.

Kalibrene bakıyorum bir şey var mıdır diye, ne hikmetse onu da göremiyorum.

Adam olmadığını sadece ben değil, seninle yolu kesişen herkes biliyor.

Bak tosuncuk.

Neler yaptığını, hangi kitapları basıp, Hüseyin Kazaz kültür merkezinde depolatıp, sonradan dağıttırdığını da biliyoruz.

Kimlere para karşılığında el pençe durduğunu…

Sonradan menfaatin kesildiği için arkadan hançerlediğini de cemi cümlemiz biliyor tosuncuk.

Bak hormonlu tosuncuk.

Senle aynı çatı altındayken, bir yazımın içerisinde Dede Korkut’tan ”Hain içerdeyse, kapı kilit tutmaz oğul” diye bir dörtlük kaleme almıştım.

Hatırladın değil mi Tosuncuk, o yazımı?

İsim vermemiştim yazımın içerisinde.

Sen ne yaptın?

O yazdığım yazımın üzerine atlayıp, bana ”Bunu benim için yazdın değil mi” dedin.

Şaşırdım kalmıştım o vakit, sen bana bunu söyleyince.

Öyle ya, neden şaşırmayayım, yazıda isim vermeden hainden bahsetmiştim.

Sen bana, “ben hain” dercesine laf atmaya çalıştın.

Yapma be Tosuncuk.

Kalibremde değilsin.

Sıkletimde ise hiç.

Senin etini, kemiğini, çiğerini, dalağını, böbreğini biliyoruz.

Senle ilgili yazmaya kalkarsam var ya, o gittiğin, çarkını döndürmeye çalıştığın yerlere gitmeye, bir daha yüzünü gözünü tutarak gidemezsin.

Gerçi sende yüzde yok ya.

Son sözüm.

Sana çanak tutanları da biliyorum.

Onlarla da yolum bir gün kesişecektir.

Haberleri ola.

Hadi bu yazıma da atla tosuncuk.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • İnternet sitesinin anketi!!
  • K. Ersun Yanal  hayranı medya!
  • Futbol zirvesine Sümer neden gitmedi?
  • Evde yatıp para kazanacaklar!
  • Atatürk karşıtı tarihçiye ödül!
  • MHP’de iki çift bir tek!
  • TFF Trabzonspor’u haraca bağladı!
  • Fevzi Hoca’nın misafirleri!
  • ‘Evet’ platformu için işadamlarına baskı!
  • ‘Kapı kapı dolaşacağım!’
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.