• BIST 107.923
  • Altın 152,674
  • Dolar 3,7140
  • Euro 4,3692
  • Trabzon 23 °C

Suva’nın Siskası, Livera’nın Geyikleri ve Trabzon’un tarihi!

Hasan Kurt

Dün öğle saatlerinde yayın yönetmenimiz Erkan Şahinbaş, biraz da emrivaki, ‘Abi bir şeyler yazsan’ dedi…

Ben de oturdum, sipariş üzerine bu yazıyı yazmaya başladım…

***

Trabzon beyefendisi Ferdi Ongan geçenlerde, ‘Sayın Kurt, bu aralar yazmıyorsunuz, hayırdır’ diye sitem etti.

İşadamı Şükrü Köleoğlu ise, ‘Hasan, Mustafa hoca (Yazıcı) Akyazı’da eskiden ipekçilik olduğunu yazdı. Yorum getirmedin’  dedi…

Celal Akaç, Trabzon ve bölgedeki eski yer adlarına kafayı taktı… Celal da, ‘Bu konuda yardımına ihtiyaç var’ dedi…

Geçenlerde Burhan Genç’le sohbet ediyorduk… Burhan abimiz, her gün 3-5 değil en az 10 km. yürüyen bir abimiz… Eskiden 35 yaş için yolun yarısı derlerdi, Burhan abimiz şimdi yolun yarısını ikiye katladı, 35’likler Burhan abimizle değil koşmak, yürüme bile yürüyemezler…

Sohbette söz; üç-beş gün önce vefat eden bir büyüğümüzden açıldı. Burhan Genç, ‘Dört dörtlük bir abimizdi. Allah rahmet eylesin’ dedikten sonra, ‘Hasan, yarım asır önce Trabzon’da en iyi poker kim oynardı, bilir misin’ diye sordu.

‘Burhan abi, ben o yıllarda 10 yaşında idim nereden bilebilirim. Rahmetli babam beni ara sıra Ortahisar’daki Bahçeli kahveye getirirdi. Ben gazoz ve oralet içerdim’ dedim…

Eskiden, bir insan hafız da, hoca da olsa dost meclislerinde sohbet eder, eğlenirdi… Şimdi öyle mi? Camiye, dergaha, işe, köfteciye ve eve!

İyi poker oynayan büyüğümüzü yazsam, deşifre etsem, yanlış olur…

Burhan Genç’e, Necmiatispor kurucusu ve başkanı Sebahattin Arıman ve eşiyle ilgili birkaç soru sordum…

‘Selahattin abi, fındıkçı Aybayların orada çalışıyordu. Fındık eksperliği de yapmıştı. Öğleleri Yeşilyurt’un restoranından aşağıda Moloz’daki işyerine etli yemek sipariş ederdi. İyi bir abimizdi… Hanımı Şaduman hanım çok iyi terzi idi. Evleri Şehir kulübü aralığında idi… Şaduman hanıma kimler elbise diktirmezdi ki… Şaduman hanım vefatından önce rahatsızlandı, onun yardımına kim koştu bilir misin? Bizim Ferdi’nin eşi Suzan…’

Nevzat Şakar da bir ara, Şaduman hanımın terziliğinden bahsetmiş, Zehra Kitapçı’nın çoğu ipekten olan elbiselerini Şaduman hanıma diktirdiğini söylemişti…

***

Eski adı Suva yeni adı Akyazı olan köyde, geçmişte ipekçilik, ipekböcekçiliği, dut yoktu, desem yalan olmaz.

Suva köyü, sıskası ve tütünü ile meşhur bir köydür…

O köy eskiden üç, beş ailenindi… Kolcuoğulları, Kalcıoğulları, Kalaycıoğulları… Bir de adını unuttum bir paşanın çok yeri vardı… Bu aileler dışında iki veya üç geniş aile daha vardı orada…

Suva tütünü, dendi mi, duracaksın! İçimi, miçimi müthişti! Kaçakçılar da en fazla Suva tütününe ilgi gösterirlerdi… Tütün, kıyılır, çuvallanır ve atlarla doğuya sevk edilirdi… Siska da, misket büyüklüğündeki soğan…

***

Suva yeni adı Akyazı’nın deniz tarafındaki yamaçlarının bir bölümü eskiden hazine malı imiş sonradan tapulandığı söylenir.

Trabzon-Samsun karayolu eskiden o yamaçtan geçerdi… Sonra yol sahile indi… Üç- beş yıl önce eski yol üzerinde Zigana Yörük adlı bir restoran açıldı… Akyazı’nın denize bakan yamaçları eskiden Akasyalıktı… Yüzlerce, binlerce Akasya ağacı! Akasya ağacı toprak kaymasını önlediği için mi dikilmişti, yoksa kendiliğinden mi olmuştu bilemiyorum… Trabzon’daki oduncular ve köyden birileri yamaçları pay etmişti… Her yaz sonu Akaysalar kesilir, seyreklenir, budanır, bayırdan aşağı yuvarlanır… Yola iner, bizde yolda oduncu Hasan dedenin Auston kamyonuna 8 ila 18 cm. çapında, 3-5 metre uzunluğunda akasya tomruklarını yüklerdik. Hasan dede, tomrukların bazılarını ‘pasal’ yapardı ve satardı.

Pasal da, tütün damlarının önündeki kaydıraklarda direk olarak kullanılırdı… Tütün vagonlarının üzerinde gidip geldiği kaydırakların direkleri akasya, beşe 10 çapındaki kaydıraklarda çam ağacındandı… O kaydıraklara az mı sabun sürmüştük!

Hasan dededen akasyaları kamyona yüklemek için aldığımız 10-20 kuruş ile plastik top alırdık… İki saat sonra da top patlardı!

***

Erkan ‘abi yazı’ dediğinde, bir ara Kuzey Ekspres’te de yazan emekli ‘devrimci’ öğretmen Yusuf Bulut’un ‘Efsanelerde Livera Geyikleri’ ve Nazım Esmer’in Yarın Bize Çok Yakın’ adlı yapıtları ile ilgili birkaç satır yazacaktım… Şimdi o bölüme geleyim…

Maçka, Yazlık köyünün eski adı Livera’dır…

Livera; Osmanlı döneminde yalnız Trabzon’un değil İmparatorluk sınırları içerisinde önemli bir köy…

Köyün önemi, Kiliselerinin fazla veya merkez bir köy olmasından çok, Osmanlı Padişahına kız veren bir köy olması…

Trabzon’da Atapark’taki türbede yatan Liveralı dilber, Gülbahar Hatun! Yavuz Sultan Selim’in annesi Gülbahar Hatun hanım Sultan!

Yusuf Bulut, kitabı hazırlarken merhum İlyas Karagöz ve Salih Şahinler’i de kaynak olarak belirtmiş.

Yusuf Hoca’nın ‘Efsanelerde Livera Geyikleri’ adlı yapıtı okunması gereken bir yapıt…

***

Geçenlerde ‘şifreli’ filmlerin yapımcısı Adem Kılıç, ‘Abi Trabzon’un tarihini yazsana. Senin anlattıklarını hiçbir yerde okuyamıyoruz’ dedi…

Trabzon tarihi ile ilgili yazdıklarım, anlattıklarımın hepsinin olmasa bile çoğunun belgesi, bilgisi ve önemli bir bölümünün de mantıksal bir kaynağı var…

Adem’e, ‘Ademciğim, Trabzon tarihini değil ama sana Trabzon’un fethi ve David’in şifresi, adlı bir senaryo yazacağım’ dedim…

David; bilmeyenler için yazayım, Fatih’in Trabzon’un anahtarını aldığı son Trabzon İmparatoru!

7 Haziran sonrasında, ilk işim David’in şifresini yazmak olacak!

Bu haftalık bu kadar!

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.