• BIST 97.886
  • Altın 276,475
  • Dolar 5,8286
  • Euro 6,4899
  • Trabzon 17 °C

TABAĞINDAKİ ET!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

La fontaine’in bir hikayesi vardır.
Horoz çöplükten bir gün inci çıkarır ve hemen kuyumcuya gider. Horoz inciyi gösterip kuyumcuya,  karşılığında ne alacağını söyler. Kuyumcu da ne kadar istersin deyince. Horoz “Bana bir mısır tanesi ver “der.
La Fontaine bu.
Vermek istediği mesajı alasıyla vermiş.
Tıpkı her yer güllük gülistanlık daha ne istiyorsunuz. Evimize ekmek götürüyoruz ya nankörlük etmeyin diyen bazı biatçılar gibi.
Bugün geldiğimiz nokta itibarı ile dünyayla ülkemizi kıyasladığımızda sizin ekseninizde neler değişti ki? Yine insanlar eve bir ekmek getirmenin telaşında ve derdinde. Yani yine telaş, yine tasa, yine endişe ve daha kötüsünden korunmak için sadece şükretmek.
Derdi hep benim olsun diyenlere sesleniyorum. Bu yazı size değil.  Sizler meclis dışındasınız.
Bugün bavulunuzu toplayıp yeni bir hayat deneyimleme şansınız olur mu? Yeni bir iş, yeni bir şehir, yeni bir ev almak misali.
Bağımlı olanlara derim ki yaşadığınız çevreye, ülkeye bağlılığınız evet de insanlara karşı bağımlılığınız nedir ki?
Hayatımın her döneminde özgür olmayı seçtim ve onun için mücadele verdim. Ve hep yarınlara umutla baktım. Özgürlük, egemenlik bana tanınan hakları bilmekle beraber düşünce ve davranışlarımın engellenmemesidir. Bu da benim kendi irademle karar verebilme mekanizmamdır. Ne kadar güzel değil mi? 
Anayasanın altıncı maddesi der ki; “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Türk milleti, egemenliğini, anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması hiçbir surette kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz.”
Okudunuz mu? Ne güzel değil mi? Bu maddenin önemi her şeyin kararını Türk milleti ile birlikte vermekten geçer. Yani demokrasinin mihenk taşıdır bu madde.
Demek ki mesele aç karnını doyurmak için inciyi bedavaya satan horozun meselesi kadar vahim.
Artık çok tecrübelendik. Her şey, her yer, herkes çok iyi gibi bir masala karnımız tok.
Aynı döngünün içinde daireler çizip duruyoruz. Bir fare deneyi misali.
Artık “Made in Turkey” yazan ürünümüz neredeyse yok.
Bir yerde okumuştum dünyanın duyduğu hikayeler değişse dünyada değişir diye. Dünya için ülkem için yeni ve güzel düşler hikayeler yazmalıyız. Gerçeklerden sapmayan. Milletin egemenliği için yapılan tüm savaşları, inkılapları içinde barındıran gerçek hikayeler yazmalıyız. Kibritçi kız masalına dönüşen hikayemizi artık kabullenmeden tozlu raflara kaldırmalıyız. Mücadeleci kahramanlarımızı yaşatan İyi yarınlar için savaşan hikayeleri tamamlamalıyız.
Mevlana, ”Her gün bir yerden göçmen ne iyi. Her gün bir yere konmak ne güzel. Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş. Dünle beraber gitti cancağazım. Ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım” der.
Teslim olmak yerine, unuttuğumuz ve hatırlatmaktan büyük onur duyduğum egemenlik kayıtsız şartsız Türk milletinindir sözünü hiç unutmayın ne olur.
Eğer yemeğinizde hala et bulabiliyor ve tadı damağınızda kalsın diye onu en sona saklıyorsanız düşünecek çok şeyiniz var. Unutmayın.  

 

  

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.