• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Trabzon 11 °C

TANRI MİSAFİRİ!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

“Misafir on kısmetle gelir. Birini yer dokuzunu bırakır”…

Bu sözde belirtildiği gibi misafir kısmetli olan mıdır? Ya da; gel demesi kolay, git demesi zor olan mıdır? Veyahut…

Misafirin umduğu ev, sahibine iki öğün olan mıdır? Yani misafir umduğunu değil, bulduğunu yiyendir midir? Hatta…

Ahmak misafir ev sahibini mi ağırlar? Yani misafir ev sahibinin görev ve yetkilerine karışan mıdır?

Ben küçükken misafirin gelmesini çok isterdim ama kalması benim için işkenceydi. Çünkü odamdan ve yatağımdan çıkmak demekti misafir.

Türk insanının en önemli özelliği kendi yerde misafirini ise döşekte yatırmasıdır.

Misafirine en bonkör davranan ev sahibi Türkler(di)…

Eskiden televizyonu olmayan komşular bazı geceler televizyonu olanlara gider. Kestaneler, kekler yenir, çaylar içilirdi. Evden dışarıya yankılanan sesler mutluluk şarkısı söylerdi.

Ya telefonu olmayıp uzakta anne babasını arayacak komşulara açılan kapılar... Beklentisiz ve samimiyet kokardı.

Okuldan eve geldiğimde çoğunlukla misafirlerle karşılaşırdım. Misafir için tatlılar, börekler, çörekler yapılırdı. O kadar aç olurdum ki eve gelen misafirlere hep sempati ile bakardım. Çünkü onlar sayesinde yine abur-cubur yiyebilmek benim için sonsuz mutluluktu.

Misafir evi hareketlendirendi.

Annem eğer evden çıkıp bir yere gidecekse ve tam o sırada da misafir gelmişse misafiri asla ret etmezdi. Mazeret uydurmazdı. Onu tanrı misafiri olarak kabul eder ve samimiyetle kapılarını misafirine açardı.

Geleneklerimizden çok çabuk vazgeçer olduk.

Bazen içini dökmek, ağlamak, konuşup rahatlamak için gelen misafirler olurdu.

İşte bu tarz misafirlerde çocuklar ortalıktan kaybolurdu. Annenin söylemesine bile gerek yoktu. Biz misafirin gözünden anlardık ruh halini.

Bazen uzaklardan hasta misafirler gelirdi.

Sandıklar açılır, etrafa lavanta ve naftalin kokusu yayılırdı. Mis gibi.

Sandıktan, annelerimizin göz nuruyla işlediği kanaviçe yatak takımları özenle çıkartılır salonda çek-yatlarda, kanepelerde yerini alırdı. Hasta misafir baş tacıydı. Ne denirse yapılırdı.

“Bu akşam size geleceğiz” teklifi ret edilmezdi. Çünkü o cümle kararlılıkla söylenirdi. Bu cümleye karşı hayır demek adetlerimize göre ayıptı. Bir program varsa dahi eğer düğün, nişan vs değilse hemen iptal edilirdi.

Misafirler için özel temizlik yapılırdı. Evimi beğensin diye değil, onlara saygı için yapılırdı.

Bugün modern dünya neleri almadı ki bizlerden.

Modern dünya zamanı tasarruflu kullanmayı beraberinde getirdi.

Modern dünya insanların kendilerine ve sevdiklerine ayıracakları zamanı aldı, götürdü.

Sahte, yapmacık ve de içten pazarlıklı ilişkiler doğdu.

Yaşlı amca ve teyzelerle konuşmaya başladığımızda hemen eski günleri arar olurlar ve dillerinden “Hey gidi günler heyy” diye iç geçirmeye başlarlar. Eskinin samimiyetini, içtenliğini arar olurlar.

Kaybettiğimiz ne çok değer var. Bugün yaşadıklarımız bizlere psikolojisi bozuk bir toplum yarattı.

Türk olmak göz hakkını bilmektir; Evinde bir kap çorbanın yarısını misafirle ve komşusuyla paylaşmaktır.

Eskiden daha duyarlı, hassas ve daha nezaket sahibiydi atalarımız. Çok uzağa değil anne ve babalarımıza da bakınca bizde çok farklı güzelliklere sahip olduklarını görebiliriz.

Bugün birbirine güvenmeyen insanlar olduk…

Oysa İslam bir yaşayış biçimidir. İslam toplumu bir bütündür, kendi aralarında dayanışma içerisindedir. Batı ise yalnızdır ve tek başına yaşar. Bu yüzden de batı öteki dürtüsünü uyandırmıştır. Bugün kendi başımıza kalmamız, batının yaşayış biçimini örnek almamızdandır. Kategorileşmemiz de batının eseridir.

Ben bu akımı ve de modayı hiç sevmedim.

Bugünlerde habersiz gelen en yakınımızı bile ağırlamak, zor gelir oldu.

Sadece bizim kültürümüzde yer alan ve Türk kültüründe misafire verilen değeri tanımlayan tanrı misafiri sıfatı ve sadece yine bizim literatürümüzde yer alan gönül kelimelerinin anlamlarını yitirdik. Bu kadar ulvi duyguları besleyen bizler, bugün çok kaba, özensiz, sakil, nezaketsiz ve görgüsüzlükle boğuşur olduk.

Ne oldu bize.

Niye bu kadar uzak olduk birbirimize.

Geçmişin büyüsünü ve inceliğini arar oldum.

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.