• BIST 83.116
  • Altın 147,045
  • Dolar 3,7714
  • Euro 4,0470
  • Trabzon 7 °C

TARZ-I YENİ SİYASET: SARAY ENTRİKALARI

Ö. Faruk Altuntaş

Cumhurbaşkanlığı makamının adı artık Saray oldu. Anayasa yazmasa da, yasalarda herhangi bir düzenleme olmasa da, Türkiye bir süredir fiilen Başbakanlık’tan değil, Cumhurbaşkanlığı’ndan / Saray’dan yönetiliyor.

Hala anlamayan var ise daha açık olarak söyleyelim. Sonuç olarak Tayyip Erdoğan diyor ki; ben hukuka uymam, hukuku bana uyduracaksınız.

                Yasalar, hukuk kuralları yurttaşlar için, sıradan insanlar içindir. Sultanlar, hukukla bağlı değildir. Sultanların fiilen yaptığıdır, uyguladığıdır hukuk.  

Zat-ı Muhterem hem uyguladı, hem açıkladı:

                “Artık ülkede sembolik değil, fiili gücü olan bir cumhurbaşkanı var… İster kabul edilsin, ister edilmesin. Türkiye’nin yönetim sistemi bu anlamda değiştirilmiştir. Şimdi yapılması gereken, bu fiili durumun hukuki çerçevesinin anayasal olarak kesinleştirilmesidir.”  

                                                          ***

                Görüleceği gibi, Anayasa askıya alınmıştır. İktidara, Tayyip Erdoğan tarafından el konulmuştur. Ve “Türkiye’nin yönetim sistemi değiştirilmiştir.”

                Sivil darbe dedikleri bunun gibi bir şey olsa gerek.

                Sultan’ın emrinde oldukları için Hükümet’in değiştirilmesine gerek görülmedi. Hükümet değiştirilmediği için ayan beyan ortada olan sivil darbe, uyruklar tarafından fark edil(e)medi. Yönetim sisteminin değiştiği fark edilmediği için, artık geçerli olmayan(!) yazılı hukuksal durum veri alınarak ıvır – zıvır bir sürü açıklama ve eleştiriler yapılması Sultan’ın canını sıkmakta ve üzmektedir. 

                Bu nedenle memleketleri Rize’de katıldıkları bir toplantıda yukarıdaki açıklamanın yapılması zarureti doğmuş ve zaruret Zat-ı Muhterem tarafından yerine getirilmiştir.

                                                            ***

                Hakkını yememek lazım. Ortaya çıkan bu durumdan Tayyip Erdoğan sorumlu değildir. O, söylediklerini yapmaktadır. Nazım’ın “kabahatin çoğu senin kardeşim” dediği gibi; sorumluluk, bütün bu olanlara rağmen AKP’ye desteğini sürdürenlerde.

                Hatırlayınız; Cumhurbaşkanlığı makamının statüsü ihlal edilerek seçim meydanlarına inilmiş, AKP için oy istenmiştir.

                Ne demiştir; 400 milletvekili istiyorum demiş, sonradan sayıyı revize ederek, önce 330’a, sonra 300’e kadar çekmiştir.

                Ancak dilinden düşürmediği “Milli İrade”, Tayyip Erdoğan’a bırakın 300 vekili, 276 vekil dahi çok görmüş ve vermemiştir.

                Gerçi Tayyip Erdoğan’ın 300 ya da 400 vekile ihtiyacı yoktu. Kendileri çoktandır devleti ile bütünleşmiş durumdaydı. Atatürk’ün “Köylü milletin efendisidir” sözünde dile getirdiği gibi, alçakgönüllülük gereği, efendilik tebaada kalsın düşüncesiyle 300-400 vekil istemişti. Gerçekte, gücü kendinde mündemiç bulunan Sultan’ın yurttaşların vereceği vekile ihtiyacı yoktu.

Ancak değişen durum layıkıyla anlaşılamadığı için, “Yönetim sisteminin değişmiş olduğu” herkesin anlayacağı biçimde açıklanmıştır.

                Yapılan açıklamalar zamanında anlaşılamadığı için(!), her gün 3-4 cenazenin ülkenin dört bir yanına gönderildiği içine sokulduğumuz çatışma ortamı ve kaosun nedeni Sağlık bakanı M. Müezzinoğlu tarafından gayet güzel açıklanmış ve eğer “Başkan seçseydik Türkiye’nin bugünkü kaosu yaşamayacağı” belirtilmiştir.

Biz de aynı şeyi düşünmekteyiz: 7 Haziran seçimlerinde iktidardan düşürülen AKP ve Tayyip Erdoğan seçim sonuçlarını kabul etmediğinden, yapılması planlanan erken seçimde HDP’ye olan desteğin yok edilerek barajın altına itilmesi ve tek başına iktidarın ele edilmesi için ülke savaş ortamına sokulmuştur. 

                                                                 ***

                Yönetim sistemi değişmiş olduğundan, tarz-ı yeni siyaset, yazılı hukuka ve demokratik teamüllere göre değil, saray entrikalarına göre icra ediliyor.

                Milli İradenin 7 Haziran’da iktidardan düşürdüğü AKP hükümeti, iki ayı aşkın süredir Ülkeyi yönetiyor. Yeni hükümeti kur(a)mayacağı anlaşılmış ve görev Cumhurbaşkanına iade edilmiştir. Hükümet kurulması görüşmelerine bilinçli olarak geç başlanmış,  CHP ile yapılan koalisyon görüşmeleri bilinçli olarak uzatılmış ve hükümet kurulmaksızın Anayasanın öngördüğü sürenin dolması hedeflenerek erken seçim kararı almak için zaman tüketilmiştir.

                AKP – CHP görüşmelerinden anlaşılmıştır ki, bir ayı aşan süre içinde CHP’ye koalisyon kurulması dahi teklif edilmemiş, sonuçta seçim hükümeti ya da azınlık hükümeti için destek istenmiştir.

Şimdi hem hukukun, hem de demokratik teamüllerin gereği olarak hükümet kurma görevinin CHP’ye verilmesi gerekmekte. Ancak bu konuda mide bulandıran söylentiler duyuluyor.

Saray entrikalarını aratır biçimde AKP Hükümet ve Davutoğlu, halkın vermediği iktidarı, Sarayla işbirliği içinde hile ve oyalama ile elinde tutmaya çalışıyor. Hukuk kuralları ve demokratik teamüller çiğnendiği gibi, suç sayılması gereken bir tür sivil darbe ile iktidar gasp edilmiştir.

                İçinde bulunduğumuz zamanın sorusu, suç işlemek dahil tarz-ı yeni siyaset olarak uygulamaya sokulan saray entrikalarını, yapılacak erken seçimde, AKP’ye oy verenler dahil toplum olarak kabul edip etmeyeceğimizdir. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Trabzonspor Akyazı’ya taşınmalı!
  • Kemeraltı’nda çöpe gidecek para!
  • AKP’li vekillerin dal-çık bayramı!
  • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
  • Konsey toplantısı!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.