• BIST 99.880
  • Altın 281,162
  • Dolar 5,7355
  • Euro 6,3008
  • Trabzon 20 °C

TATLI DİL

Gürsel ÖZGÜR

‘’ Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır’’ diye bir Atasözümüz var. Atasözlerimiz uzun yıllara bağlı olarak önemli yaşanmışlıklar, edinilen tecrübelere dayanarak ve fayda, sakıncaları da değerlendirilerek söylenen sözlerdir ki, kabul gördükleri gibi dikkate alanlara da çok önemli kazanımlar sağlar.
31 Mart 2019 Yerel Seçim Sonuçları itibarı ile bu sözü adeta doğrular niteliktedir.
   Millet; kendisini zillet diyerek küçümseyen, kin, öfke, nefret, ötekileştirme ve aşağılama dilini cezalandırarak tatlı, kucaklayan, sevgi, saygı ve barış dilini ödüllendirerek, siyasilerin kullandıkları dillerine yönelik, çok önemli mesaj da vermiştir. 
   Aday profillerine ve propaganda lisanlarına bakıldığında bu açık olarak görülmektedir. BEKA sorunu vurgusu ile milletin yarısına yakıştırılan terörist nitelemesi ve Cumhurbaşkanının alanlara çıkması kabul görmemiş, pek tanınmayan ancak mütevazı adaylar ise çalışkanlıkları ve toplumun her kesimini kucaklamasıyla başarıyı yakalamıştır.
   Ak Parti’nin kurmayları toplumun sosyolojisini tahlil edemeyerek ve psikolojisini de değerlendiremeyerek, nasılsa oy verecekler mantığı ile ve sert dilleri ile seçimin sonuçlarına katkı yapmışlardır. Bu dil daha da kaybetmelerine yol açacaktır.
  Ekonomik sorunlar seçim sonuçlarına etki etmiş olsa da adayların kullandığı dil de o derece etki etmiştir. İnsanları aşağılayan ve onlara kızan dil gerekli cevabı almıştır, aslolan Millettir ve onun gönlünde yer almaktır.
   Artık yeni dönem yeni bir siyasi anlayış ile sürdürülmek zorundadır. Genel Seçim ve Yerel Seçim farklıdır, bu ayrımın farkına varılarak o yönde siyasi üslup sürdürülmeli, yerel seçimin mantığına, Halka dokunarak proje anlatma hâkim olmalıdır.
   Halka dokunma konusu esasen eğitimle olur mu bilemem. Ama benim kanaatim o dur ki, siyaset yapanlarda olması gereken bu yetenek, kişinin doğuştan gelen yaradılışı ve insani ilişkilerdeki becerisindedir, sonradan kazanılması çok güçtür, bazılarında güdük kalır yani ona uymaz, zorlasa da olmaz…
   Yönetim Kadrolarının en önemli görevlerinden biri de bu yetenekleri bulup çıkarmak ve şans vermektir. Ekrem İmamoğlu bu şansı bulamasa Türkiye’de sevilip tanınabilir miydi?
Seçim sonrasında, mutlaka sonuçlara yönelik her kademede tarafsız olarak iç ve dış değerlendirmeler yapılarak tespit edilen aksaklıkların giderilmesi yönünde tedbirler alınmalıdır. Bu anlamda, her kademede sonuç raporları hazırlanarak durum tespitinde bulunulmalı ve ödül, ceza sistemi uygulanmalı ve bu konuda tabiri caizse acımasız olunabilmelidir. Millete hizmette ve devlet işlerinde merhamet olmamalıdır ki liyakat her alana sahip olsun.
  Seçimlerin metot yönünden aksayan hususları ile de ilgili çalışmalar yapılarak daha demokratik seçimin olması yönünde çaba gösterilmelidir.
  Seçimlerde aksayan yönler mutlaka toplumsal anlaşma sağlanmak suretiyle giderilmelidir ki, demokrasinin daha da gelişmesinin yolları açılsın. Demokrasi geliştikçe görülecek ki, sevgi dili egemen olacak ve görev devir, teslimleri şölene dönüşecektir.
Şu söylemin anlamını çıkarabilen var mı, anlayan varsa da onaylayan var mı? ‘’Belediye Başkanlığını kazanabilirsin ama Belediye Meclisi çoğunluğu biz de!’’
Şifreyi beraber çözelim mi? Diyor ki; biz sizi çalıştırmayız. Peki, Halk buna ne tepki verir, hesaplıyor mu? Veya yazık değil mi bu vatandaşa, hizmet almak için, sizin kavgalarınızla mı uğraşacak. Seçimin kazananı sevgi dili, tatlı dil olmuş, öfke ve nefret söylemi cezalandırılmıştır. Sürdürenler kaybetmeye devam edeceklerdir.
Demokrasi; bireysel sorumluluk olmakla beraber, kurumsal tüzel kişiliklerin de demokrasiyi içselleştirmesi ve uygulaması ile toplumun her katmanına ve bireyine kolayca ulaşması sağlanır. Seçim söylemlerinin ortada kalmaması ve gerçekleştirilmesi de demokrasi açısından değerlidir. Yoksa heyecanlı nutuklar ve sloganlar icraatlar ile örtüşmezse ortada kalır ve güvenirlilik yok olduğu gibi demokrasi güç odakları elinde oyuncak olur.
   Demokrasinin gelişmesi anlamında halkın tek seçici ve belirleyicisi olabilmesi için partiler sağlıklı olmayan yönlerini düzelterek önseçim yapılmasının yollarını açmalı ve uygulamalıdır. Bu anlamda, önseçimlerin adil, nitelikli ve kavgayı önleyici tedbirler ile yapılmasını sağlayacak kurallar bütünü demokrasiyi zenginleştirirken, parti içi dinamikleri de güçlendirecektir. Genel Merkezlerin de mutlaka tercihleri olacaktır ama kendi koyduğu kurallara kendisi de uymak kaydı ile.
   Demokrasiyi her yerde kılcal damarlarımıza kadar hissedersek ve yaşam biçimi haline getirirsek çağdaş uygarlık seviyesine ulaşacak ve daha mutlu, müreffeh yaşayacağız.
   Seçimler açık olarak şunu ifade etmiştir ki; bu coğrafyada ‘’iki ayyaş’’ suçlamalarına ve aşağılamalara rağbet edilmemiş ve nihayetinde Millet tarafından kurulan ve düzenli orduya dönüşen kuvayı milliye ruhu hâkim olmuş, keza ‘’Mustafa Kemal’in Askerleriyiz’’ sloganlarını militarist bulanlara da gerekli ders vermiştir.
Yine; ‘’Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır.’’ diyerek faniliğini bilen, ancak Türkiye Cumhuriyetinin sonsuza kadar yaşayacağına inanarak ilan eden Mustafa Kemal’in fikir ve düşüncelerinin sonsuza kadar yaşayacağı da kanıtlanmış ve dünyaya da duyurulmuştur. 
Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.