• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Trabzon 17 °C

TEK SES!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Bugün ihanetin, vefasızlığın, haksızlığın öyküsünü yazmak istiyorum.

Her masalda mutlaka bir uyanış vardır.

Ama bizim masalımızda hala bir intibah yok.

Her masalın bir iyi, bir de kötü kahramanı vardır.

Ama bizim masalımızda iyiler değil kendi menfaatini düşünenler var. Yani benciller.

Bir yerde okumuştum sevmek kendi kendimizi büyülemektir. Kendi kendimize büyüttüğümüz, beslediğimiz ve kendimizde saklı duran bir şeydir sevmek.

Oysa bizim hikâyemizde kötülüğün beslenip büyümesi var.

Sevgi ise hiç yok.

Ülkemde son günlerde siyah renk hâkim.

Siyahın asaleti değil maalesef karanlığı hakim.

Sevgi, saygı, dayanışma, beraberlik gibi kelimeler beyazı çağrıştırsa da bugünlerde bu kelimeler hiç kullanılmıyor.

Bizler eli kalem tutan, ülkesini düşünebilen, vatanını sevebilen insanlar kaç kişiyiz bilmiyorum ama gündeme taşıdığımız konuları bir türlü gündem maddesi haline getiremedik.

Gündemi hep aynı kişiler belirledi ve belirliyor.

Ben tüm olumsuzlukların üstesinden gelebilmemiz için birlik ve beraberlik çağrısında bulunuyorum.

Madem her siyasi, her sivil toplum kuruluşu, sanayici, iş adamı, sanatçısı, yazarı, aydını, genci ülkenin gidişatından rahatsız ve terör olaylarından dolayı üzgün; O zaman neden birlik olmuyoruz?

Neden tek ses olmuyoruz?

Neden herkes kendi köşesinden konuşuyor da bir araya geldiklerinde düşman kesiliyor?

Sorunumuz aynı değil mi?

Sizlerin samimiyetine, inancına, üzüntüsüne sadece artık inanın tek yürek olmanızla inanabilirim.

Ben ne Zana’nın ağlamasına, ne de Davutoğlu’nun ağlamasına inandım! Hatta çok da samimiyetsiz buldum. Açık yüreklilikle davranan insan kendi köşesinden ağlamaz.

Belki bana ne kadar acımasızsın diyenler vardır.

Ama dünde terör vardı.

15-20 yıl önce de ölenler genç fidandı. Bugün neden ağlıyorsun da o gün dava diyordun.

Paylaşmaya, özveriye, birçok olayı beraber göğüslemeye ne çok ihtiyacımız var.

Kafaları karıştırmaya ve var olanı yeniden yaratmaya çalışma çabalarınızdan inanın sıkıldık ve yorulduk.

Kendi emellerine ulaşmak isteyenler, vatanın tüm zenginliklerini, insanlığın değerini zihniyetlerimizi karıştırmış ve bizleri bulamaç haline getirmiştir.

Sistem ne olur değerimizi artık geri verin.

Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde iş adamı, işçi, siyasetçi, esnaf, memur, seçilmiş, atanmış her ne olursan ol. Hiçbir şey fark etmez. Bu toprakları eğer vatan edinmiş isen bugünden itibaren birlik ve beraberlik içinde dayanışma günüdür.

Peki kötü olan her şeyin üstesinden birlik ve beraberlikle kurtulur muyuz?

“Sorma bana oymağımı boyumu

Beş bin yıldır millet gibi yaşarım.

Deme bana oğuz kayı, Osmanlı

Türküm. Bu ad her unvandan üstündür.”

Dizelerinde Ziya Gökalp birlik ve beraberlik zamanının geldiğini ve bir nevi uyanışı haykırır.

Üzerinde yaşadığımız toprakların anayasasını, kurallarını, ilkelerini bilip tanımak zorundayız.

Ancak bu şekilde aydınlıklar gelir.

Her zaman bir yol vardır. Yeter ki aramasını bil.

Ne olur daha iyi, daha güzel, herkesin nefes aldığı, herkesin eşit olduğu, demokratik, insan hakları ihlalinin olmadığı bir Türkiye için el ele verelim.

İyi olan her şeyin siyasilerin, kötü olan her şeyin halkın olduğu bir sistemi artık istemiyoruz. İyilikte, kötülükte hepimizin; Çünkü biz aynı topraklarda yaşıyoruz.

Muhalefet olan herkes neden suçlu?

Artık ocu, bucu, şucu zamanı değil. Fişleme zamanı hiç değil. İsteyen istediğini tutsun, sevsin. Kime ne? Ama artık insanları kaynaştırın. Ayrıştırmayın. 

Halkı kucaklamak ve birlik ve beraberlik çağrısı yapmak siz siyasilerin elinde; Umarım kavgasız, gürültüsüz, sağduyu ile en kısa sürede bunu başarabilirsiniz. Ümitle bekliyorum. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.