• BIST 91.627
  • Altın 213,832
  • Dolar 5,3165
  • Euro 6,0577
  • Trabzon 12 °C

TEKNİK ÜNİVERSİTEMİZ

Osman Necip SEVİNÇ

        Düşünüyorum da, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde eğitim başlayalı 50 yılı aştı. Ben de bu güzide eğitim yuvasında 1966 – 1971 yılları arasında eğitim gördüm. Önceleri bütün öğrenciler Arafilboyu’ndaki Maşatlık’ta, eğitime başladılar. Ben de okul kaydımı orada yaptırdım. Ve ilk İngilizce derslerini orada ki binada aldık. Sonra K.T.Ü arazisinde ilk yapılan bina olan Temel Bilimler Fakültesine taşındık ve orada Jeoloji eğitimimin sonuna kadar ders gördük.
Ne kaloriferi, ne de ısınmaya yönelik bir cihazı olmayan sınıflarda bir yıl okuduktan sonra o zamanlarda yeni çıkan bütan gazlı iki soba ile koca sınıf ısıtılmaya çalışılırdı!.. 20 dakikada birde zehirlenmeyelim diye sınıf havalandırılırdı. Üniversiteye giden, servis araçları olmadığı için ya kamyon kasasında, ya da bulabilirsek tıka basa dolu otobüslerle okula ulaşırdık. Öğle yemeğimiz, ekmek arası sosis veya yine ekmek arası helva idi. Onu da alabilmek için karda kışta 300 metre yürürdük.
Ama mutluyduk. Her öğle futbol oynardık. 2 defa üniversiteler arası futbol şampiyonu olduk. Adımız İstanbul Teknik Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi ile Türkiye’nin 3 büyük mühendislik okulu diye anılırdı. Hocalarımız İstanbul’dan, Ankara’dan gelirdi.
Sonra ne oldu? Teknik üniversite bünyesinde her cins fakülteler açıldı. Tıp fakültesinin bünyeye katılması ise mühendislik eğitiminin veya öneminin geri itilmesine sebep oldu. Çok büyük ve geniş bir iklimi olan ve de hocasından öğrencisine çoğunluğu sağlayan sağlık bilimlerinin Rektör seçimleri de dahil olmak üzere tahakkümü, adı teknik olan üniversitenin maalesef mühendislik alanında ki eğitimini, fonksiyonunu bana göre örseledi.
Artık elli bin gibi sayılar ile anılan bu üniversitemizin, öğretim görevlisi, öğrencisi ve çalışan personeli ile Teknik Üniversite adı altında eğitimini yürütmesi bana doğal gelmemektedir. Eğitim, tıp, eczacılık, dişçilik gibi fakültelerin teknik bir üniversite çatısı altında olması iki tarafa da ağır gelmektedir. Bu gözbebeğimiz üniversitemizin acilen ikiye bölünmesi ve mühendislik bölümleri ile sağlık bölümlerinin ayrılması gerekir. Hatta hukuk ve eğitim fakülteleri de biraz lüks olacak ama ayrı düşünülebilir.
Türkiye’mizdeki ilk 20 üniversite arasına giremeyen eğitim yuvamızın, tekrar eski şaşaalı günlerine dönmesi için bu yapılmalıdır. Bu hantal yapı kaliteli eğitim ve öğretimi de engellemektedir sevgili yetkililer. İsterseniz internet de www.kariyer.com’a bir girin, K.T.Ü mezunlarının özel teşebbüsçe nasıl bir derecede ilgi çektiğini, arandığını araştırın.
Bu arada Kimyager yetiştiren Kimya fakültesinin yine eskisi gibi Kimya Mühendisi yetiştirmesini sağlayın. Aradaki fark devede kulak. Ayıptır. Burası Teknik Üniversite… Üç - Beş öğrencinin kayıt yaptırdığı bölümlerimizi de gözden geçirin. Devletin üzerine yük olmayın. Ya kapatın bu fakülteleri veya iyi eğitim vs. ile cazibesini arttırın. Bu yuva iş bulma kurumu değildir.
Bu arada üniversitemizin yıllardır Trabzon’umuza öğrenciler ve K.T.Ü’ nün devletçe sağlanan ödenekleri ile verdiği büyük ekonomik katkı bir realitedir. Peki, sayın üniversitemizin geçmiş ve mevcut yetkilileri. Tıp fakültemizi bir kenara koyarsak şu Trabzon’uma hangi bedelsiz bir katkısı olmuştur öğretim görevlilerinizin. Bu çarpık kentleşme yoğunlukla devam ederken, trafik karmakarışık halde sürerken, yeşil alanlar, tarihi eserler yok edilirken, üst geçitler, oteller ile görüntü kirletilirken, hava kirliliği, çöp yığınları, vahşi depolamalar gürültü ve radyasyon kirliliği almış başını giderken hangi öneri veya çözüm projesini Trabzon’uma servis ettiniz. Bazı seyrek istisnalar hariç hangi problemde gür sesinizi yükselttiniz. Ben söyleyeyim. Hep davet beklediniz değerli hocalarım. Hem de projelerden bir pay almayı belki de düşünerek. Halbuki bilgileriniz ile Trabzon’umun sorunlarına çözümleri ile müdahil olsa idiniz, çok şey kazanırdı Trabzon’um. Lütfen yaşadığınız şehrimize katkılarınızı esirgemeyiniz. Komisyonlar kurarak şehrimizin çeşitli sorunları için kararlı çalışmalar ile ağırlığınızı koyunuz. Biz okulumuzda sizlerden çok büyük bilgiler aldık. Karınca kararınca bu şehre borcumuzu ödemek için bu bilgileri kullandık iyi niyetle.
Bunlar benim düşüncem. Katılana da, katılmayana da saygılar sunuyorum. Ama adı Teknik olan bir üniversiteden kaliteli, iyi mühendisler yetiştirilmesini, adı Tıp olan üniversiteden de iyi Doktorlar, Dişçiler, Eczacılar, sağlık çalışanlarının yetiştirilmesini beklemek hakkım. Hukuk fakültesinin teknik üniversite bünyesinde olması ancak Türkiye’mize münhasırdır sanırım.
Türkiye’nin ilk 5 üniversitesi içinde Trabzon üniversitelerini görmek en büyük hayalimizdir. Hayallerin gerçek olması dileği ile K.T.Ü ile şehrin bilimsel bütünleşmesini sağlayacak öğretim görevlileri ve Rektörümüz dahil tüm yetkililere başarılar dilerim.
Son söz: Şehir ile üniversitenin kaynaşmasının çözümünü ben biliyorum da, ancak soran olursa veririm
FORUM A.V.M

Yalnız Trabzon’umuzun değil, tüm Karadeniz’in en büyük ve güzel alışveriş merkezi Forum ile turistik açıdan ne kadar iftihar etsek azdır. Gerçekten her yönü ile çevresindeki yeşil alanlar ve parklar dahil çok güzel bir görüntü ve fonksiyonel işlevler. İçinin temizliği ve çok çeşitli mağazalar zengin bir görüntü sergiliyor. Yeme içe yerleri de ayrı bir zenginlikte.
Ancak, hiçbir ölçüm yapmadım. Ama iddia ediyorum. Forum AVM’nin içinde ki çeşitli noktalarda bir radyasyon ölçümü yapılırsa, AB standartlarını aşan değerler ile karşılaşılması mümkündür. Zira arada 3-4 saatini geçirenlerin baş ağrısı ve bitkinlik şikayetleri oldukça fazladır.
Bu konuda valiliğimiz ile varsa Büyükşehir Belediyemizi göreve çağırıyorum. Atom enerjisi kurumu ile iletişime geçerek bu sağlanabilir. Özellikle Pazar günleri çeşitli noktalarda yapılacak objektif ölçümler sonucunda sağlığa zararlı yüksek radyasyon tespit edilirse, gerekli önlemler alınır ve en azından 0-5 yaş arası çocukların yüksek radyasyona maruz kalmaları önlenebilir. Zaten cep telefonu, tablet, televizyon vs. aldıkları onları harap etmekte. Bir de buraya sık sık gidiyorlarsa etkilenmesinler.
Tabii bu ölçümler diğer ticari alanlarda da yapılmalıdır. Bu konuda koruyucu hekimliği değil tedaviyi tercih eden hekimlerimizi göreve davet edemedim. Çünkü onların başı Tabipler Birliği beni duyamaz. Kulakları Afrin’de patlayan bombalarda, mermilerde, roketlerde. İşleri çok. Siyaset varken hem de koruyucu hekimlik de neymiş?

KUR’AN OKUMAK

Kur’an okumak hem en büyük sevaptır, hem de en büyük ibadettir. Kur’an okumak namazdan önce Allah(c.c) şöyle diyor. “Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak (Allah’ın zikri) elbette ibadetlerin en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir”.
Zikir, Kur’an’ın adlarından biri olduğuna göre, Kur’an’ı okumak büyük bir ibadettir.
Ayet, günaha götüren isteklerin baskısından kurtulmanın ve ruh yüceliğine erişmenin yolunun Allah’ın zikri olduğunu belirtmektedir. Kur’an okumak ve namaz Allah’ı anmanın en başta gelen şekilleridir. Kur’an’ın manalarını düşünenler için Kur’an tilaveti kişiyi ulvi bir aleme götürür. Enbiya suresi 10.ayet “Yemin olsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin zikriniz onun içindedir.
Kur’an okumak ibadetinin yerine gelmesi için Kur’an’ı tedebbür etmek yani ne dediğini anlayarak okumak uygun olacaktır. Bu anlamda Kur’an okumak, bildiği dildeki tercümeden okumasını da öne alır. Kur’an tedebbür istemektedir öncelikle.
Müzzemmil suresi 1-4 ile İsra suresi 79. Ayetin gösterdiği şekilde gece kalkıp Kur’an okumak veya Kur’an ile ilgili bilgiler ile meşgul olmak, son derece güzel, son derece erdirici ve Kur’an’ın çok önemsediği bir davranıştır.
Ben, haşa sınırlı bilgilerim ile kimseyi yönlendirmek istemem. Ama araştırmalarımda vardığım nokta “Kur’an abdestsiz okunmaz” demek hatadır. Kur’an okumak için abdest almak diye bir şart, Peygamberimizden sonraki zamanlarda Yahudi geleneğinden İslam’a aktarılmış yasaklardandır. Esas günah, Kur’an okumayı çeşitli merasimlere bağlayarak insanları Kur’an okumaktan uzaklaştırmaktır. Maide 6.ayet abdest almayı “...Namaz kılmaya kalktığınız zaman...” diye öğretir. Tertemiz olmak emri ise iç ve dış temizliği, cenup luğu anlatır ki, zaten öyle olanlar Kur’an’a dokunamazlar. Bu konuda daha geniş bilgiyi ileri de işlemeye çalışacağım. Ancak şu da bir gerçektir ki, şart olmamasına rağmen Kur’an’ı okumadan önce abdest almanın da temizlik şuuru ve ibadete hazırlık anlamında okuyanı hazırlamak gibi bir faydası inkar edilemez.
Kur’an’dan uzaklaşmayan, her an içinde yaşatan ve Kur’an’ı yaşayan müminlerden olmak dileğiyle Cumanız mübarek olsun aziz Müslümanlar. Bu arada şehitlerimize bir Fatiha’yı hiçbir gün ihmal etmeyelim ve dualarımızda gazilerimize de sağlık, sıhhat ve esenlikler dileyelim. Allah(c.c) hepsinden razı olsun.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.