• BIST 97.141
  • Altın 242,390
  • Dolar 6,2773
  • Euro 7,3787
  • Trabzon 23 °C

TEŞEKKÜRLER HOCAM

Osman Necip SEVİNÇ


Geçen hafta Cuma namazını Ortahisar mahallesinde Fatih Büyük Cami karşısında ki mescitte kılmak nasip oldu. Ne imamımız, ne de müezzin efendi “ safları sık ve düzgün tutunuz “ diye çağrı yapmadı. Yani biz cemaati geri zekâlı yerine koymadılar. Zira cemaat, yerdeki halıların seccade motifi üzerinde safları düzgün ve normal sıklıkta her zaman ki gibi gereğince oluşturmuştu. Hutbeyi imamımız okuduktan sonra Cuma namazını sonradan ismini öğrendiğim Osman Kalan isimli müezzinimiz kıldırdı. Kur’an’ı tane tane okumasının yanında rükû ve özellikle secdeyi özen göstererek, cemaate normal zamanı tanıyacak bir süre de gerçekleştirdi. Allah razı olsun.
Secde sırasında kul, Hz. Allah’a en yakın olduğu anı yaşar. Onunla konuşur. Allah’ım, seni her türlü eksikliklerden tenzih ederim, Allah’ım senin hiçbir eksiğin kusurun yoktur der, Allah’ı tazim eder, saygı gösterir, yüceltir. Ayrıca secde en güzel dua mahallidir. Orada yaptığımız tespih de bir çeşit duadır. Secde de, namaz da her dua yapılabilir. Ancak bu arada Kur’an ve hadislerde geçen duaları tercih etmenin en azından namazın azametine riayet bakımından mühim olduğunu da gözden kaçırmamak gerekir.
Huşu içerisinde namazımızı kılmak nasip oldu çok şükür. Dua da Türkçe olunca bu hocalarımızın arkasında namaz kılmak daha büyük zevk oldu. A birde bu mescidimizde aktüel vaaz sık sık verilebilse. İnşallah diyelim.
RESTORASYON GARABETİ
Söz Ortahisar Fatih Büyük Camisinden açılmışken devam edelim. Biliyorsunuz bu camimizde restorasyon çalışmaları 1,5 yıl süreli bir ihale ile başladı ve 3 yılı aşkın süredir devam ediyor ve nihayet sona gelindi. Üç yıldır cami cami gezen biz cemaat; inşaatı da yakından takip ediyorduk. Geçen Cuma günü restore edilen caminin Kuzey cephesine konulan dört adet soğutma motorunun sakil ve tarihi örten konumunu görünce çok üzüldüm ve bu durumu fotoğrafladım. Ayrıca cami çatısından indirilen düşey yağmur oluklarını da tekraren bu motorlar ile birlikte görüntüledikten sonra karşıdaki mescide yöneldim. Mescidin kapısından girerken hemen girişte bir bankta oturan takım elbiseli genç bir bey “ nasıl buldunuz “ diye bana kibarca sordu. Ben de birden bu soruya muhatap olunca gayriihtiyari “ dıştan berbat, içine ise girmek daha mümkün olmadı “ dedim. “Neden berbat, neden beğenmediniz “ diye sorunca tanımadığım bu genç beye “ o soğutma motorlarının ve düşey yağmur oluklarının sakil oluşunu belirttim. Ve bu camide 60 yıldan beri aralıklı namaz kıldığımı, asla bu sayıda yağmur oluğu ile duvarların görüntüsünün kirletilmediğini, hatta hatırladığım kadarıyla bakır borular olduğunu anlattım. ( Bu arada sohbet ederken genç beyin sürekli telefonu ile oynaması nedeniyle aklımdan bu kabalığına bir laf oturtmayı da geçirmedim değil.) Ayrıca ahşap cami kapısının eski kiliseden kalma sütunlar arasına işlemeli olarak yerleştirilmesinin çok şık ve bilimsel kaçmadığını belirtince, telefonundan bana Paris Louvre müzesinde ki cami halinin kapı resmini gösterdi. Bende kendisine fotoğraf makinesinin 1835 yılında ilk pozitif baskı ile hizmete sunulduğunu belirttim. ( 1816 da ilk negatif görüntü tespit edildi. ) Yani bu resim olsa olsa en eski 1900 yıllarından olur. Halbuki bu Ayasofya kilisesi ( Pagan Chrysokephalos kilisesi “ altın başlı Meryem kilisesi “ ) ilk defa M.S.914 yılında yapılmış, 1320 yıllarında esaslı bir onarım yemiştir. 1461 de ise Fatih Sultan Mehmet Trabzon’u fethettiğinde bu kiliseyi camiye dönüştürmüştür.
Neyse, Cuma namazı için mescide girdim. Yanımda oturan arkadaşım “ konuştuğun Vakıflar bölge müdürünü daha önce tanımıyor muydun “ diye sordu. Yok dedim. Tesadüfen sohbet ettik. Arkadaşım bana müdürün Sürmene’den geldiğini, öğretmen olduğunu söyledi. 
Sohbet bitti, şimdi gelelim asıl konuya. Eski eserlerin ayakta tutulmasını sağlamak, korumak restorasyondur ve bu inşaatta duvarlardaki statik problemlere çözümler getirilmiştir. Tabii restorasyon genelde revizyonu da içerir. Ancak 1.dereceden tarihi eser denilen binalara sadece restitüsyon yapılabilir. (Bildiğim kadarı ile de tamamen aslına uygun olarak yeniden inşaya veya bakıma restitüsyon denilir.) Aslında restorasyon 2.derece ve aşağısı tarihi binalara yapılır veya yapılmalıdır.
Şimdi bu dış görüntüsü minaresi dışında ( aynı yerde çan kulesi varmış, yaklaşık 550 yıl önce ) kilise mimarisi olan yapının Yunan, Rum mimarisi mermer sütunlu kapısına yapıştırılan ahşap Türk mimarisi kapı teknik ve siluet açısından yakıştı mı? Çatı olukları ve yağmur suyu saç boruları gerek sayı olarak, gerek renk ve malzeme olarak duvarların tarihine saygısızlık gibi durmuyor mu? Klima motorları tarihi duvarları kapatmadı mı? Bu 4 büyük motoru nereye koyacaktık diyen müdür beye, “ Dünya nasıl yapıyorsa öyle yapacaktınız “ derim. Nihayet oradan gelen gaz, hava... Tuvaleti gömdüğünüz gibi yer altında olabilir veya karşıda bir yere konuşlanabilirlerdi. Daha birçok çözümü mutlak vardır, uzmanı bilir.
Bu arada yeraltındaki tuvaleti de gezdim. Yazık doğrusu. Taban ıslak hatta sulu… Maalesef  zeminde eğim yok. Akar normal bir tuvalet akarı kadar küçük ve eğim ters veya yetersiz. Ancak tuvalet deliği akar olarak kullanılabilecektir. Havalandırma sadece tuvaletler üstünde 2 tane olup yetersiz sayıda ve uygunsuz teknik de… Ortasaray da gezenler, koku çıkarsa (!) rahatsız olacaktır. Tuvaletlerin hepsi alaturka… Alafranga tuvalet numunelik bir tane yok. Arkadaş, özürlü olan, mazereti olan namazı oturarak kılabilir veya en rahat edebileceği pozisyon da kılabilir diye fetva var da, siz kim oluyorsunuz da özürlülere tuvalet üzerinden sanki alaturka tuvalet dini bir ritüel gibi kısıtlama getiriyorsunuz.
Daha camimizin içini göremedim. İnşallah çok daha güzeldir. Ancak bu arada bizim mimarlar odasında ki arkadaşlarıma takılmadan edemeyeceğim. Benim eksik veya yanlış uygulama olarak gördüklerim, sizin uzman gözleriniz ve bilgilerinizce de doğru ise, yapım anında müdahaleniz uygun olmaz mıydı? Kim bilir sizce daha farklı sakilliklerde görülmüştür.
Murphy ilkesine göre “ iyi bir yanlış yapmanın, her zaman bir yolu vardır. ” Maşallah, bu inşaatta da bu yolu bulmuşlar. Goodwin yasasına göre de “ gözle görülen eleştirilmeye mahkûmdur “ Bakın da az eleştirilecek iş yapmak için, çok düşünün. Meydan parkında ki iş bilmezlerin yaptığı tuvalet de üç defa yapıldı, yıkıldı. Unutulmadı!
Bu arada son söz olarak şunu ekleyeyim. Birçok toplanma yerimizde, hatta camilerimizde, kapılar çoğunlukla içeriye doğru açılır. Bu camimizde de öyle yapılmış. Herhangi bir yangın veya kaos ortamında cemaatimizin kapılara hücum ettiği bir anı düşününce, Allah korusun diyorum. Aklımızı işletmediğimiz için her işimizi Allah’a bırakıyor, sonra kader deyip geçiştiriyoruz.          
   

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.