• BIST 83.116
  • Altın 147,045
  • Dolar 3,7714
  • Euro 4,0470
  • Trabzon 7 °C

Toplumsal Hafızamız Silindi

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Haftada bir Ankara’nın nabzını tutmak için, kameraman arkadaşlardan biriyle Ankara yollarına düşerdik.  Her hafta gündemdeki isim kimse onunla program yapardık. Birçok marka isimle bu sayede arkadaş,  dost olduk. Gazeteci ya da televizyoncu olmanın en güzel yanıdır arkadaşlıklar. Bu isimlerden bazıları hafızalarımızda iz bırakır.

Nevzat Yalçıntaş Hocanın arabulucu vasfı o dönemde meclisteki itibarı, tecrübesi ve yaşının olgunluğu, hocamı sözü dinlenen ve saygın yapan başlıca sebepti.

Meclisten kimler geldi, kimler geçti?  Bu nostaljik söz insana kimleri hatırlatmıyor ki?

Evet gelelim neden geçmişi kurcaladığımıza? Geçmişe her ne kadar mazi dense de, geçmişin izleri ve ayak sesleri bazen insanı çok düşündürüyor.

Mecliste artık arabulucu ya da tecrübeli denilecek siyasetçi sayısı çok az. Önceden uzun siyasi hayatları sebebiyle yeter artık dediklerimizden, artık hemen hemen hiç yok. Meğer onlar ne çok kıymetlilermiş. Benim iktidar kanadından hatırladığım tek isim şimdilik Cemil Çiçek. Şükrü Elekdağ, Mümtaz Soysal, İnal Batu, Ali Coşkun, Rifat Serdaroğlu Mehmet Dülger, Sami Selçuk, Yaşar Yakış, Altan Öymen gibi isimler artık yok. O isimlerin çok önemli vasıfları vardı. Sözü dinlenen ve beyin takımı denilen çok kritik görevlere sahiptiler. Bu isimlerden ülke uzaklaştırılarak, hafızasını kaybetmiştir.

Bugün mazimizi kaybettik bunun müsebbibi ise iktidar partisidir.

Her şeyi çok iyi bildiğini düşünen ve asla eleştiriyi kabul etmeyen bir zihniyet olunca dolayısıyla tecrübelilerin de davada işi yoktur. Çünkü onlar oyunu bozar. Peki neden tecrübeli siyasetçiler artık yok? Çünkü tecrübeli siyasetçinin sözünün dinlenmesi gerekir. Hep ben ne dersem o olur mantığı tecrübeliye sökmez. Hatayı gördü mü yüzünün ortasına şaplak gibi indiriverir yanlışı.

Yola çıkılan Korkut Özallar dönemi bitti. Çünkü sonradan gelen tecrübeyi kendince geçti. Yani iş karşıya geçildi ve ombudsmanlık dönemi de sona erdi. Hep böyle değil midir? Sonradan gelen öncekileri geçer. Yalnız unutmamak gerekir kulak bir sıkıntı olmadığı sürece kalıcıdır. Boynuz ise bir gün mutlaka düşer ya da kırılır…

Kavgayı yatıştıran tecrübeli olmayınca son günlerde mecliste gördüğümüz panayır havasına da şaşmamak lazım. Tecrübe saygı ile eşdeğerdir. Tecrübe deneyimdir, sağduyudur. Tecrübe aklıselim olandır. Tecrübe olmayınca doğru söz söyleyecek, akla uygun yargılar ve hükümler verecek insan sayısı da doğal olarak az olur.

Yine bir programda lafı, sözü bir Nihat Genç, “Bu ülke bu gün ayakta kalmışsa tecrübe sayesinde ve analarımızın, babalarımızın büyüklerimizin dualarıyladır” demişti. Ne kadar doğru bir söz.

Ben Hz. Muhammed’in hayatını, Allah’a inancı, Kurtuluş savaşını, Atatürk’ü hatta savaş anılarını rahmetli dedemden daha okula başlamadan öğrenmiştim. Belki de bugün yazıyor olmam dedemin öğretileri ışığında kaleme sevdalanmamdandır. Ben tarihi dedemden öğrendim. Saygıyı da dedemle öğrendim. Evimizin direği ve vazgeçilmezi dedem evimizde hep ılık bir rüzgar gibiydi. Bizim evde hiç ses yükselmezdi. Çünkü dedem buna müsaade etmezdi.

Son günlerde ülkemiz üzerindeki olumsuzluklar ve çözüm noktasındaki sıkıntılar, öğreti geleneğini hiçe saymaktır bence. Yüzyılın dehası Mustafa Kemal Atatürk bugünleri görmüş, dile getirmiş ve kaleme almıştır. Ve öngörüleri ile insanlığa ışık olmuştur. Ülkenin idarecileri tüm ışıkları kapatmıştır. Hatta öyle ki, elektrik trafolarını bile kediler mesken tutmuş. Elektriği artık kediler kapatıp, açıyor.

Tecrübe aydınlanmaktır. Tecrübe güçtür. Hem karartıldık, hem de güçsüz kaldık. Verilerimiz ve bilgi merkezlerimiz sus pus. Tarafsız ve objektif isimlerimiz küs. Ne olacak halimiz.

Bilgi çağındayız ama bilgiyi süzen filtreler tıkalı. Aydınımız yok. Bu çağda tecrübenin, aydının görmezden gelinmesi, hiç sayılmasının sebebini çok merak ediyorum. Üstelik de en fazla ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde…

Projelerin sadece gökdelen, otel, alışveriş merkezi ve yol inşaatı yani "RANT" ile sınırlı olduğu ülkemizde aydınımızı artık dondurucudan dışarı çıkarma dönemi gelmedi mi?

Güneşin her gün doğması aydınlanmaktır fakat güneş sadece etrafı aydınlatandır. Ya kafamızın aydınlanması?

Demiş ya büyük Filozof Halil Cibran, “Bana kulak ver ki, sana ses verebileyim”…  Ya da “Sırtını güneşe çevirirsen, gölgenden gayrı bir şey göremezsin”…

Bugünlerde yetkisi olmadığı halde etkisi varmış gibi gözüken gölge ve silüetleri ne çok görüyoruz değil mi?

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Trabzonspor Akyazı’ya taşınmalı!
  • Kemeraltı’nda çöpe gidecek para!
  • AKP’li vekillerin dal-çık bayramı!
  • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
  • Konsey toplantısı!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.