• BIST 82.185
  • Altın 147,989
  • Dolar 3,8274
  • Euro 4,0748
  • Trabzon 6 °C

TORBADAN 12 NUMARA ÇIKTI

Ali Rıza Keskinalemdar

Elbette bir daha gol atanı hemen dışarı almayacaktır… Alamayacaklardır.

Bir beş dakika daha oynatacaktır en azından...

Belki doksan dakika bitmeden alkışlatmak için, son dakikada sahadan alacaklardır!

Buna da “deneyim kazanma” adı verilecektir…

Ama ne yaparsın ki Henrique, kurada sen çıktın “inci dişli zenci kardeşim”…

“Kartal kanatlarını” açıp sevinemedin…

“Sımsıkı bir ayvayı dişler gibi gülmenden” korktular…

“Türkülerini söyletmediler sana”…

“Akan sudan ve hatırlamaktan korktular”…        

Gol sonrası sevincinle Nazım’ın “Korku” şiirindeki ”Kartal Kanatlı Kanaryası”,  “inci dişli zenci kardeşi Robson” (*) gibiydin!

Tam takımını sırtlamıştın ki, dışarı alındın. Yıkılmıştın; isyan ettin elbette, soyunma odasına gidip dönecek, elindeki pet su şişesinden birkaç damlayı yere serpecek kadar…

Duyduk ki, “bir anlık öfkeye kapıldığını” sonra “hocanın sana verdiği değeri anladığını” söylemişsin… Mutlaka öyledir; öyle olmasa da öyledir Henrique! Bu işler de böyledir!

Herkes, her olayda biraz daha deneyim kazanır. Sonra çöpe atıldığı da olur o “deneyimler”in…  

***

Zaman zaman yaptığın beceriksizliklere şaşırıp, sinirlensek de, sonuçta attığın goller yanında doğru yanlış, bir gayretin olduğunu da görmüyor değiliz…

Son maçta, oyundan alınmandan sonra takımın nasıl geriye yaslanmak zorunda kaldığını da…

İleride top tutacak kimsenin olmadığını da…

Rakibin nasıl rahatlatıldığını da…

“Herkes dört dörtlük iken” elbette eksik olan bir tek sen değilsin…

İnanamadın… Ama inanabilirsin!

Gol atsan da atmasan da oyundan alınacaktın… Hücum bitmişti ki, rakibin hatalı pasını yakalayan Olcan Adın’ın güzel ara pasına o ana kadar eylemsizliğe hapsolmuş Adrian’ın bu kadar güzel bir kanat akını ile yanıt verip senin koşu yoluna böylesine harika bir pas çıkartabileceğini kenardaki teknik ekip de hesap edebilmiş değildi!

Seni anlamak için (başka bir yöntem yokmuş ve bu marifetmiş gibi) sözde İncil okuyanlar, meğer kura torbasıyla dolaşıyormuş, ellerinde şans küreleriyle…

Senin adına üzgünüm Henrique! Teknik ekibin katı kuralları vardı; sonra şımarır “başka yollara sapardın”; oradan kim toplardı seni! Bir de “kalkan tabela değişmez”di, biliyor muydun?

Sonuçta, çekilen kurada sen çıktın!

“Kartal kanatlarını” açıp, doldurup ciğerlerini emeğinin gücüyle, “inci dişlerin” ile “sımsıkı bir ayvayı dişler gibi gülümseyerek”, zaferini kutlamana izin verilmeden, derdest edilip, uzaklaştırıldın…

Formanı yere atmadın… Çıkarttın ve bir futbolsevere hediye ettin.

Belki de o futbolsever, senin adını taşıyan formayı, “gol attığı maçta ceza olarak sevinmesine bile izin verilmeden oyundan çıkartılan Trabzonsporlu futbolcunun, sahadan çıkarken hediye ettiği forması”  notunu düşerek saklayacak…

Önce soyunma odasına gider gibi yaptın ama döndün. Tek isyanın elindeki pet şişeden yere biraz su serpmekten ibaretti, o da belli belirsiz…

Bu iş kurayla Henrique! Piyango biletleri bile “size de çıkabilir” diye satılıyor ama herkese çıkmıyor tabii ki…

Ama sana çıktı işte!

12 numaralı top yuvarlandı küreden… Torbadan 12 numaralı taş çekildi…

Seni dışarı alan teknik patronun maç sonunda “Sonuca baktığımızda müsabakayı kazanmış olduğumuz gözüküyor belki. Ama buna mücadele ve ilk yarıdaki oyunu eklersek sahada çok yüksek düzeyde iş çıkmamış gibi gözükebilir. Direkt oyunu yan paslarla geciktirdiğimiz için oyunumuz yavaş gözüktü. İkinci yarı gol ve gol sonrası bölümde güvenlikle ilgili anlayışla sahada olduğumuz için oyun kalitesini yükseltmekten çok kontrollü oyuna döndük” derken, aslında ne maçı kazandığından emin ne de maçta olan bitenin farkında… Tıpkı topu gol bölgesine taşıyamamalarının nedenini iradi sanması gibi!

Nasıl farkında olsun ki?

O, aslında seni gol olmadan çıkarttığını sanıyor. Yoksa “İkinci yarı gol ve gol sonrası bölümde güvenlik ile ilgili (…)” gibi bir cümleye nasıl başlangıç yapabilirdi ki?

***

Utanılacak bir şey yapmamıştın… Üstelik “sembol dakikada” golünü de atmıştın… “Ayıpsa ayıp”!

Ancak, kurada sen çıkmıştın; “piyango vurmuştu” sana!

Bundan sonra da, -eğer fırsat verirlerse- daha çok “ayıp” işlere imza atman gerekiyor…

Ahmed Arif’in dediği gibi:

Öyle yıkma kendini,

Öyle mahzun, öyle garip...

(…)

Dayan kitap ile

Dayan iş ile.

Tırnak ile, diş ile,

Umut ile, sevda ile, düş ile

(…)

________________________

(*)Robson (Paul Robeson), 1898-1976 yıları arasında yaşamış,  ABD'li oyuncu,  bas - bariton ses sanatçısı, yazar, avukat, sivil haklar savunucusu, (Amerikan) futbol oyuncusu ve atlet.

 

Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
  • Konsey toplantısı!
  • Sizi bu hale nasıl getirdiler?
  • MHP sürpriz yapabilir!
  • Antalya’da sabah sporu!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.