• BIST 94.896
  • Altın 279,350
  • Dolar 5,8598
  • Euro 6,5130
  • Trabzon 19 °C

Trabzon Ankara!..

Eray Altındaş

Hep işitiriz “Türkiye ilginç bir ülke” diye… O kadar tavan-tabana zıtlıklar yaşanır ki, insan “yok artık” demekten kendini alamız. Bazen yolda, bir işin peşinden koşarken öyle görüntüler veya konuşmalara tanıklı edersiniz ki, önceden düşündüklerinizin hiç hükmü kalmaz, kafanızdakiler çöp gider.
İşte geride kalan hafta içinde böyle duruma şahit oldum…
Nerede mi?.. İki tane cıvata almak için gittiğim Trabzon Büyük Sanayi Sitesi’nde…Adı sanayi ama, ufak tefek imalatın haricinde gördüğüm kadarıyla eskisini söküp, yenisi takmaktan başka bir iş yapılmıyor.
Yeri gelmişken söyleyeyim sanayini içinde birçok esnaf bu günlerde bol bol oturuyor, tabiri caizse “sinek avlıyor”… Bütün ümitlerini, yaz aylarında arabalarıyla izine gelecek olan gurbetçilere bağlamış durumdalar.
***

Konuyu daha fazla dağıtmadan meramıma geçeyim… İki tane paslanmaz cıvata bulabilmek için sanayi sitesi kazan ben kepçe sormadığım usta, girmediğim dükkan kalmadı… Tabiri caizse ayaklarıma karasular indi…
Sanayinin içindeki caminin önüne geldiğimde çay ocağında soluklanmak istedim… Gözümün önünde cereyan eden diyalogları duyduğumda bir anda tüm yorgunluğumu gitti desem yalan olmaz… Çünkü yazacağım konu ayağıma geldi…
Seyyar arabasının üstünde muz satan satıcı, tüm müşterilerine 10 liralık tartıp poşeti teslim ediyor… Anlayacağınız standarda bağlamış… Bu arada muz almak isteyen sanayi esnafın biri “Bana 10 liralık tartma… Param kadar ver… Sor bakalım bu gün iş yaptın mı?...Akşam oldu daha siftah yok” dedi.
***

Peki…Bizleri temsil etsinler diyerek seçip Ankara’ya yolladıklarımız ne yapıyor dersiniz?.. Trabzon’daki Sanayi Sitesi’ndeki esnafın tam aksine lüks içinde yaşamlarını sürdürmekten zerre geri adım atmıyorlar… Yazılan ve çizilenlere bakılırsa, kelimenin tam manasıyla “har vurup harman savuruyorlar”…
Bu Milletin alın teri ile kazanıp verdikleri vergiler, Meclis Başkanının korumalarının altına tam 3 milyon lira ödenerek alınan ciplere gitmiş, Toyota ve Land Cruiser… Bu yabancı marka arabaların tanesi 590 bin dolar…
Korumaların altlarında bu kadar yüksek meblağda araç varken, Meclis Başkanının makam arabası ne  kadar dersiniz?…Ben derç edenlerin yalancısıyım…Audi A 8…Fiyatı ise milyonlarca emeklinin ve asgari ücretlinin ömrü boyunca göremeyeceği miktarda… Üstelik  bu günlerde  o çok kızdığımız ABD’nin  para biriminden…231 bin dolar… Ah rahmetli İsmet İnönü ve Bülent Ecevit, sizler nur içinde yatın…
***

Bu durumun sizlerde neyi çağrıştırdığını az çok tahmin ediyorum… Bu kadar dış borç ve 52 milyar dolarlık Cari açık varken… İthalat ile ihracattaki makas daha açılmışken… Bir yandan ekonomin başındakiler halka tasarrufu yapın diye uyarılarda bulunuyorlarken… Öbür taraftan da savurganlığın alasını yapıyorlar…
Kısacası…
Ankara’da “Vekil” sefa sürüyor… Anadolu’da ekmeğini taştan çıkartan “Asil” ise kuruşun hesabını yapıyor… Anlayacağınız, ayranı yok içmeye ama gümüş köprü istiyor karşıya geçmeye…Pes.

Uyanmak için
ölmek mi gerek?

Bu günlerde Suriye’deki Afrin harekatından sonra Türkiye’de en çok konuşulan satışa çıkartılan Şeker Fabrikaları… Sağlık uzmanları ve onlarca akademisyen her gün bir televizyon kanalında “NBŞ zararlı” diye uyarıyor… Ama hala vatandaştan topyekun gür bir ses yok!
O kadar vurdumduymaz olmuşuz ki, yapılan tüm ikazlara ahali olarak tepki vermiyoruz… Olup bitenler ülkemizde değil de Afrika’da yaşanıyor… Sanki  Şeker Fabrikaları kapatılırsa NBŞ’li ürünlerin satışı Türkiye’de yasaklanacak.
Şöyle biraz dikiz aynasına baktığımda biz bu “sessizliği” yaşanan Çernobil faciasında görmüştük. Ta ki, yıllar sonra bölgede artan kanser vakaları yüzünden ölümler artınca, sesimiz çıktı… Ama o zamanda iş işten çoktan geçmişti… Korkarım bu gidişle helvayı şekerle değil NBŞ’li ürünle yapacağız… Tabi unu kavuracak insan kalırsa.

Bunu da gördük!..

İlkokul sıralarında Türkiye dünyada tarımda kendi kendine yeten ülke olduğu, yetiştirdiği ürünleri ihraç edip karşılığında sanayiyi ayağa kaldıracak makinelerin aldığı öğretildi. Daha  ufakken benliğimize yerleşen bu bilgilerin  bugün yalan olduğuna şahitlik ediyoruz…
İşte bunun ispatı… Buğday… Mercimek… Fasulye… Saman… Canlı büyük ve küçükbaş hayvan… Çayı ithal eder duruma geldik… En acısı da dünyada bir numara olduğumuzu söylediğimiz Fındığı da dışarıdan getirdik… Sayelerinde bunu da gördük… Yazık…

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.