• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Trabzon 15 °C

TRABZON KENT MÜZESİNDEN İZLENİMLER

Prof. Kemal Üçüncü

Doğu Karadeniz Bölgesi ve Trabzon’un kültürel mirasının envanteri çıkarılıp tescilinin yapılması maalesef bugüne kadar mümkün olamadı. O açıdan eko turizm ve kültür turizmi meselesi bölgemizde istenen mesafeyi bir türlü alamıyor. Keza kültür ekonomisi çalışılmamış. Keşke müze işine bu çalışmalar yapılarak başlanmış olsaydı. Trabzon Kent Müzesi fikrini tebrik ediyorum. Oltan Vakfı burada Karadeniz’de eşi pek görülmeyen bir milli burjuva tavrı ile çalışmayı finanse etti. Burada parası olan pek çok insan var lakin yeşil biber gözleyip köfte yemeyi, plastik çiçeği, evi, aşamadı. Gerçek yatırımın kültür ve insan sermayesine yapılması gerektiği maalesef anlaşılmış değildir. Oltan Vakfının hizmeti fikir olarak her türlü takdiri hak ediyor. Teknik anlamda müzeyi yürüten ve düzenleyen Çekül Vakfı maalesef 5000 yıllık bir tarih ve kültüre sahip Trabzon’u yansıtan bir müze kuluçkası, embriyosu orta koyamadı. Hazır alışıldık bilindik bir şablonu ortaya koydu. Kent müzesi, kent kültürü ağırlıklı olmak durumundadır. Oysa bu müze ortaya karışık bir anlayışla dizayn edilmiş. Bazı başlıklar hiç açılmamış, pek çok konuda bilgi eksikliğine dayanan dizayn hataları var. Ortada sergilenmiş pek bir dişe dokunur obje yok. Sadece ürünlerin maketlerinden oluşan adet bir maket kültür müzesi. Bu anlamda Kostaki konağındaki müzeyi aşan bir şey değil.

Bu müze planlanırken bir defa toplantılarına katıldım. Öncelikli olarak kültürel envanterin derlenip, atölye çalışmalarının yapılmasından sonra bir estelasyon senaryosuna ulaşılması gerektiğini, söyledim. Bu durumu Metin Sözen Bey’e de aktardım. Henüz duyacak kulaklar ortada yoktu. Müze mi? Müze al sana müze.

Bu gibi kültürel konularda Tuğrabuzon basınını okuyunca, eşrafı dinleyince  insan başka bir gezegende miyim, diye kendini çimdiklemek ihtiyacı hissediyor. Bu yorumları okuyunca dünyanın belli başlı müzelerini görseler böyle mi olurdu diye insan heyf ediyor.

***

Garip bir atmosferdeyiz, katkı sunmak adına bilimsel doğruları ortaya koyduğunuzda da küsüyorlar. Olsun olmasın her daim “ne büyük şeyin var” diyeceksiniz. İstiyoruz ki gördüğümüz bildiğimiz uygulamalardan içinde yaşadığımız kent adına da bir katkı ortaya çıksın ne gezer.

Yüzyılın başında bu kentte ciddi bir kültür birikimi vardı. Ne yazık ki pek çok kuraklaştı. Yapılması planlanan kültür merkezi ve tiyatro salonu umarım bu anlayışla yapılmaz. Hayatında hiç kültür merkezi görmemiş CİDDİ DÜNYA ÇAPINDA BİR OPERA VE TİYATRO salonunu görmeden ömründe tarla duvarı yapmamış adamlara çizdirilmez. Bir uluslararası yarışma ile yapılması yakışır. Bizimkisi sadece hariçten gazel, bir öneri. Trabzon elifi mertek zanneden kültür uzmanı dolu.

AKP’li Bursa belediyesi kent müzesi kültür odaklı çalışmalarda dar partizanlık ufkunu, gave ağzını, şadırvan sohbetini aşan aşarak üretilen değeri sahiplenin kent mirasına ve hafızasına dahil etme konusunda çağdaş dünyaya yaraşan bir tavır içindedir. Ahmet Erdönmez Bey gibi bir kültür adamı Bursa için bir şans. Trabzon için de aynısını diliyorum. Trabzon’a Karadeniz’e ciddi bilimsel ölçütlere göre hazırlanmış, etnografya ve geleneksel kültür, deniz müzeleri, doğa tarihi müzeleri lazım. Kültür ve Eko turizmini Arap konseptine sıkıştırmayarak bütün dünyaya A + müşteri grubuna da hitap etmek istiyorsanız bu gereklilikleri yapmanız kaçınılmazdır. Kanada, İsveç, Alplerde olmayan şeyleri sunmanız lazım. Kültür turizmi kültür odaklı olarak yapılır, turşu kavurması ve ligarba reçeli ile tek başına olmaz. Organik tesciller yok, kültürü turizmi sertifikasyonu yok.

Yerel idareler mülki idare birimleri konuyu bilmiyorlar, merak da etmiyorlar, doğaçlama el avıyla giden bir süreç var. Keza kalkınma ajansının ufku çok yetersiz…

XXI. yüzyılda sürece nitelikli bilgi ve çözümleme katmadığınız hiçbir üretim ve hizmetten yüksek katma değer sağlayamazsınız.

KARADENİZ VE TRABZON İÇİN BİLGİ VE PROJE ÜRETİMİ

Gelecek 50 yılın tarihi Karadeniz havzasında şekillenecektir. Avrasya’nın kapısı, en stratejik noktasında Trabzon. Bu kapı üzerinde devletlülerimiz sayesinde köy bakkalı gibi oturuyoruz. Kendileri yapmadıkları gibi bir şeyler yapılmasına da destek olmuyorlar. Biz sivil inisiyatif olarak onlar yapmıyor diye bakamayız.

Asya bloğu toplam üretimde 10 yıl sonra Atlantik’i geçecek. Yakın kara ve deniz havzamızda jeopolitik depremler yaşanıyor. Bu yeni tablo bize tahditlerle beraber devasa avantajlar sunuyor, velakin Türkiye bu yeni fotoğrafı doğru bir biçimde okuyup aşamalı planlamalarını yapamıyor. Senaryoları ve projeleri yok. Karadeniz’i boydan boya geçecek demiryolu ile Asya’ya Gürcistan üzerinden entegre olup yıllık 200 milyar dolarlık lojistik pastasını ülkemize taşıyacak projeler ufkuna işaret ediyoruz. Rus ve Fransız stratejik araştırma merkezleri artık bu konulara büyük ilgi duyuyorlar. İstanbul İsveç Başkonsolosluğu 10 yıldır uluslararası çapta İran çalışmaları toplantıları düzenliyor. Arkadaşlarımız katılıyorlar. İran yanı başımızda biz daha bir tane yapamadık.

Kimin umurunda?

***

Asya-Avrupa arasındaki ticaret yıllık 2 trilyon dolar. Bunun arz için en güvenli ve kestirme rotası Karadeniz üzerinden Avrupa’ya açılacak bir demiryolu, liman entegrasyonudur. Bu alanı da ne olur Çin’e kaptırmayalım konuyu anlatıp bitirene kadar olacak olan oluyor çok geç refleks üretiyoruz. Erzincan-Trabzon Demiryolu stratejik değildir, talidir Başbakan kızmasın diye oh ne güzel olur diyecek halimiz yok. Kim ne diyorsa desin. Strateji bir bilimdir laubalilik kaldırmaz. Bunlar stratejik kararlardır.

Bu kavramlarla tartışacak olan varsa konuşalım.

Sonraki aşamada İran’a uzanacak hat muhakkak Gümüşhane üzerinden geçmelidir. İhmal edilemez.

Karadeniz bölgesi enerjisini birleştirerek bu meselede bir ittifak ortaya koymalıdır. Kısır tartışmalardan sıyrılmak lazım. Erzincan işini biraz daha köpürtürsek bilin ki olacağı yoktur. İngilizler zil takıp oynarlar.

Lütfen artık bilmeden İngiliz siyasetinin 100 yıllık Karadeniz’i demiryolundan izole etme politikasına alet olmayalım. Vebali büyüktür.

Konuyla ilgili pek az bilgi üretiliyor Üretilen akademik bilgiler operasyonel uygulama bilgisine dönüştürülemediği için bir işe yaramıyor. Artık gelişmiş ülkelerde bürokrasi sadece uygulama kısmıyla meşgul, bilgi üretimini enstitüler üstlenmiş  vaziyette. Günümüzün son derece karmaşık uzmanlık isteyen konularında bürokratik karar mekanizmalarının doğru karar vermesi imkansız. Bu anlamda “Daimi Karadeniz Konferansı” diye uluslararası bir platformu kurma çalışmalarımız devam ediyor. Kent paydaşlarını, sivil toplumu, bürokrasiyi, güncel siyasi ve politik patinajı bırakıp ülke ve millet menfaatine bilgi üretecek böylesi bir oluşuma destek vermeye davet ediyoruz. Bilgi üretemezsek ticarette yapamayız, planlama ve idare de yapamayız.

  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.