• BIST 103.328
  • Altın 193,027
  • Dolar 4,6479
  • Euro 5,4758
  • Trabzon 21 °C

TRABZON: Tarihini bilmeyen nesil!

Hasan Kurt

Trabzon eski milletvekillerinden tarihçi-yazar Mahmut Goloğlu, DP’den vekil seçilmeden önce avukatlık, tarihi araştırmalarının yanısıra Trabzon’daki yerel gazetelerde yazardı.
Veysel Usta ve arkadaşlarının hazırladığı, ‘Tarihe ve Kültüre adanmış bir ömür, MAHMUT Goloğlu’nun yazıları’ adlı eserde Goloğlu’nun 11 Temmuz 1949 yılında Yeniyol Gazetesinde yazdığı, ‘Trabzon: tarihini bilmeyen nesil’ başlıklı yazısını köşemize alacağız.
Goloğlu, bu yazısında önce kaleme aldığı yazıda mezarlık olan Atapark’ın park haline getirilmesi ile birlikte yöreye hayat geldiğinden bahsediyor ve Atapark’ta Caminin yanıbaşındaki gazinonun hoparlöründen yükselen müzik sesini eleştiriyor ve ‘Bir caminin yanından gelecek en güzel, en dokunaklı, en manalı ses, güzel ezan sesidir’ diyor. Atapark’taki bu gazino daha sonra kapatıldı.
Mahmut Goloğlu, ‘tarihini bilmeyen nesil’ yazısında ‘Gülbahar Sultan kimdir’ diye soruyor.
Goloğlu şöyle devam ediyor;
Bugüne kadar bilindiğine göre bu hatun Yavuz Sultan Selim’in annesidir ve ismi de Gülbahar Sultan’dır. İyi ama bu bilgiyi nereden almışız, işte bunu bilen yok. Türbenin üstündeki kitabeyi okuyorum, fakat işe yarar bir şey bulamıyorum, bu türbede yatanın isminin Gülbahar olduğuna dair ne bir işaret, ne de Yavuz’un annesi olduğuna dair bir kayıt. İşin daha garibi tarihi vesâike göre Gülbahar Hatun Yavuz’un annesi değil, gelinidir. Yavuz’un bu isimde bir annesi yoktur ama oğlu Kanuni’nin- ki doğma büyüme Trabzonludur- bu isimde bir gözdesi vardır. Kanuni’nin Gülbahar Hatun’dan olan oğlu şehzade Mustafa Manisa’ya vali olmuş, bilahare annesi de oraya gönderilmiştir.
(Kitabı hazırlayan, ekip dip notta şu açıklamayı yaptı; Goloğlu’nun verdiği bilgide maddi hata mevcuttur. Yazar, Gülbahar Hatun’un Yavuz’un annesi değil gelini olduğunu, yani Kanuni’nin eşi ve Şehzade Mustafa’nın da annesi olduğunu ifade etmektedir. Halbuki döneme dair yapılmış bütün akademik çalışmalarda Gülbahar Hatun’un Yavuz’un annesi olduğu, Kanuni’nin eşleri arasında Gülbahar adlı birisinin olmadığı, şehzade Mustafa’nın ise Kanuni’nin eşi Mahidevran Hatun’un oğlu olduğu şüpheye yer olmayacak şekilde kayıt edilmiştir)
Pekâlâ, şu halde 911 tarihli olan ve hakikaten Yavuz Sultan Selim’in valiliği zamanında öldüğü anlaşılan bu hatun kimdir?
Ne acıklı sual değil mi? Dünyada tarihini bilmekte bu kadar acze düşen bir topluluk var mıdır acaba? Ne talihsiz şehir Trabzon!
...
Fakat asıl mesele, bu türbenin sahibinde! Nasıl olmuşta içinde yatana Gülbahar ismi takılmış ve Yavuz’a anne yapılmış. Halid Ethem beyefendi vaktiyle bu işe merak sarmış ve bütün asâr-ı tarihiyeyi karıştırmış… Fakat Gülbahar isminin nereden geldiğini anlayamamış. Çünkü diyor, Yavuz’un annesinin ismi Ayşe Hatun’dur. Trabzon’da Gülbahar denilmesi hiçbir vesikaya müstenid değildir.
Gördünüz mü işi okuyucularım. Hani bizim Gülbahar Sultanımız ne oldu? Bize bu işin hakikatini kim öğretecek. Şu şehre hiçbir faydası dokunmayan iktidar! Gel lütfeyle, inâyet eyle, havaya civaya savurduğun paralarımızdan birazcık tasarruf eyle de bari bu şehre bir tarih yazdır. Yoksa yarın ki gençlik seni asla affetmeyecek...
***

Goloğlu, bir sonraki yazısında ise Fatih Sultan’a terli terli su içirmeyen Rum kızının hikayesini yazar. Fatih’in Maçka’da Rum dilberi yanına alır, önce Trabzon’a sonra İstanbul’a götürür, oğlu Sultan Beyazıd’a verir, Sultan Beyazıd’ın da bu kadından bir çocuğu olur ve ismi de Yavuz Sultan Selim’dir. Bir süre sonra bu kadın padişahın gözünden düşer ve kadını çocuğu Yavuz Sultan Selim ile memleketi Trabzon’a gönderir. Vapur, Vakfıkebir açıklarında durur ve kadın çocuğu ile karaya çıkar. Kadın yürüyerek Trabzon’a gelir, İmaret Mahallesi denen yerde bir cami ve medrese yaptırır. Sonradan bu cami ve medreselere Hatuniye cami ve medreseleri denir. Sonrada ayağını bastığı yerden buraya kadar olan arazi de vakfa verilir..
İşte aziz okuyucularım, güzelim Hatuni Camiini seyrederken tarih diye, kafamın içinde bunlar geçiyordu. Neyleyim, memleketin tarihi diye bana bu hikayeyi anlattılar. Bende utanmadan size anlattım. Bir farkla ki bana tarih diye anlatılmıştı, ben hikaye diye anlattım ve içine de biraz tarih kattım. Hem ben neden utanacağım, bize tarihimizi öğretmeyenler utansın… Komünizmle mücadele ettiğini sanan iktidar kulakların çınlasın!
***
Mahmut Goloğlu ve hatta son yıllara kadar, Türk ve Osmanlı ve de Trabzon tarihi ile ilgili geniş çaplı bir araştırma inceleme yapılmamıştı. Tarihçiler birkaç Osmanlı ve tanınmış bazı yabancı tarihçilerin eserlerini kaynak olarak alırlardı.
Son yıllarda özellikle Yunan, Rus, İran, İtalyan, Macaristan arşivlerinde ve tarihçilerin kaynakları, Türk tarihçilere de ışık tutmuştu. Osmanlı arşivleri de yeniden gözden geçirilmişti.
Goloğlu, ünlü birçok ünlü Türk tarihçileri gibi Trabzon’un fethinin 26 Ekim 1461 olduğunu söylerdi. Yıllar önce, Kuzey Ekspres’te de bir süre yazan merhum İlyas Karagöz ile Trabzon’un fethi tarihi konusunda bir sohbetimiz olmuştu. Ben, Trabzon’un fethinin Ağustos ayının ikinci haftasında olma ihtimalinin yüksek olduğunu Yunan kaynaklarında bu yönde bilgiler olduğunu söylemiştim. Merhum Karagöz, bu görüşümü doğrulamıştı. Birkaç yıl sonra da Sümela da 15 Ağustos’ta ayin yapılmıştı.
***
Atapark’taki caminin adı Osmanlı ve 1960’lı yıllara kadar, Büyük İmaret Camisi olarak geçer. Türbe de Gülbahar türbesi… Emniyet Müdürlüğünün karşısında 1920’li 30’lu yıllara kadar defin yapılan küçük mezarlığın yanındaki caminin adı da Küçük İmaret olarak bilinirdi!
Mahmut Goloğlu, ‘Türbenin kitabesinde yazılanları okuyorum, içeride yatanın Gülbahar Hatun ve Yavuz’un annesi olduğuna dair bir emare göremiyorum. Yavuz’un annesinin adı Ayşe’dir’ diyor.
Türbelerde camilerde yaptıranın veya kimin adına yaptırıldığına dair bir kitabe olur. Türbedeki kitabede içinde yatanın adı yazılmıyor. Goloğlu, yorumunda haklı.
Akademik tarihçilerin bir bölümü de diyor ki; orada yatan Yavuz Sultan Selim’in annesidir. Google’de; Atapark’taki türbede yatan Yavuz Sultan Selim’in annesi, Beyazıd’ın 8. Eşi Ayşe Gülbahar Hatun olduğunu yazıyor.
1924 mübadelesinde Trabzon Limanında ağlayarak gemiye binen Maçka Liveralı Rumlar, ‘Biz padişaha kız verdik. Gitmek istemiyoruz’ diye feryat etmeleri, Atapark’taki türbede yatan hatunun Rum kızı ve padişahlardan birinin de eşi olduğunu sözel de olsa doğruluyor.
Atapark’taki türbede yatanın kim olduğunu, Trabzon’un fetih tarihini yıllar sonra da olsa keşfeden tarihçilerimiz bilir, diyerek yazımızı noktalayalım!
Hasan KURT

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.