• BIST 89.553
  • Altın 349,883
  • Dolar 6,7005
  • Euro 7,2349
  • Trabzon 12 °C

Trabzon ve Cazibe Merkezi!

Yer KULAK

  Trabzon’un ‘cazibe merkezleri destekleme proğramı’na dahil edilmesiyle, Trabzon cazibe merkezi olacakmış. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, toplamda 12 milyon liralık 5 projeyi yakında başlatacaklarını açıkladı. 12 milyonluk proje ile bir kent cazibe merkezi olur mu? trabzon-cazibe.jpgCazibe merkezi olmak o kadar kolay mı? Üretimi olmayan, emekliler kenti konumuna gelen Trabzon’un cazibe merkezi olabilmesi için, kentte sosyal aktivitenin üst düzeyde olması gerekir. Bölgenin en eski yerleşim yerinde tarihe sahip çıkacaksın. 
   
Bir kentin cazibe merkezi olması dağı taşı otel doldurmakla olmuyor.
Trabzon’un çıtasını yükselten tarihi geçmişi yanı sıra Trabzonspor gerçeğidir. Cazibe kenti, söylemle değil icra ile olur!

AKSA bir de altyapıya baksa!

  İYİ Parti Trabzon milletvekili Hüseyin Örs, geçenlerde TBMM’de kentin önemli bir sorununu gündeme taşıdı. aksa-birde.jpgAksa Çoruh Elektriğin vatandaşı mağdur ettiğini söyledi. Aksa’nın elektrik parası toplamaktan başka bir iş yapmadığını söyleyen Örs, Trabzon’un elektrik altyapısının yenilenmesi gerektiğini belirtti. Hüseyin Örs, önemli bir konuya parmak bastı. Geçenlerde TEAŞ’ta uzun süre görev yapan bir çalışan, yakında Ortahisar ilçesinin elektriksiz kalabileceğini söyledi. Çalışana göre Ortahisar’ın merkez mahallelerinden geçen elektrik hatları yakında çökecekmiş.

Karadeniz’in orman gülleri ve ahır temizliği!

  Alman seyyah Prof. Dr. Karl Koçh’un, 1850 li yıllarda Trabzon- Bayburt- Artvin bölgesindeki dağları, köyleri adım adım gezdi ve izlenimlerini kitap haline getirdi. Araştırmacı yazar Mehmet Nuri Sunguroğlu, Koch’un seyahat izlenimlerini bölüm bölüm Türkçeye çevirdi. Sunguroğlu, eserin 57. Bölümünü şöyle aktardı;
‘Vadiye doğru inişimiz zorluklarda sınır tanımıyordu. Katırlarımızı iplerle bağlayarak sarkıtmak zorunda kalmıştık, kendimizde sivri kayaların aralarından ve buzlu karlar üzerinden güçlükle iniyorduk. Karadeniz'den gelen fırtınalar bu kadar yükseklikte öfkesini dağıtır gibiydi; kayalara serptiği kar yapışarak kısa zamanda kalınlaşıp yüzeyini örtüyordu.
   Nihayetinde Fırtına deresinin yan kaynağı olan bir vadiye ulaşabildik ve kalın bir sis bulutunun içinde gidilebilir bir yoldan yolumuza devam ettik. Fazla geçmeden içinde bulunduğumuz kalın sis ince bir yağmura dönerek derimize kadar ıslanmıştık. Zayıf karakterli çayırlar ve bitkilerin örttüğü vadi genişleyerek oval bir alana dönüşmüştü. Takriben bir saat yürüdükten sonra kulübelere rastladık. Hevek köyünün ilk mahallesinde olduğu gibi kimseler yoktu. Bir bardak süt dahi bulamadık ama bundan daha zor olan ekmeğin olmadığıydı. Bu kulübe ahırlar o kadar güzel döşenmişti ki, döşeme taşlar ışık tutar gibi parlıyordu. Biraz daha dikkatli bakınca bu temizliğin sebebini anlamıştım. Bu kulübeler arpa tarlalarının hemen yanındaydılar ve su kanallarına bağlıydılar. Haftada bir, ya da iki gün bu kanallara verilen su hayvanların gübreleriyle karıştırılarak arpa tarlalarına akıtılıyordu ve böylece etrafın temizlenmesine de vesile oluyordu.
 
karadenizin.jpg Tarlalara verilen gübreli su arpanın büyümesine büyük katkısı olsa da, arpalar her yıl aynı zamanda olgunlaşmıyor ve cılız kalıyormuş. Bu da gösteriyor ki; tarlalara verilen gübre ile her şey olmuyor, arpanın mevsimlere göre sıcaklığa da ihtiyacı vardır.
Bu ahırların temizliği bana Herkül ‘ün, Augias'ın[1] ahırlarını nasıl temizlediğini hatırlattı. Belli ki Herkül ‘ün uyguladığı ahır temizliği metodu sadece antik çağın insanlarına değil, günümüzün Doğulularına da örnek olacak kadar akıllı bir iş planıydı.

  Meto denilen ahır kulübelerinin olduğu bu yerden ayrılırken midemizin açlık isyanı acılara dönüşmüştü. Bir saat kadar yürüdükten sonra zayıf ladin, kayın ve kuş üvezi ağaçlarının kapladığı bitki örtüsünün yeniden başladığı bir yere geldik.
Karadeniz'in orman gülleri (komar çiçekleri) görülmeye başladığında orman da uzakta değildi artık. Gittiğimiz her 15 dakikalık yolda; özellikle kayın ağaçları göklere tırmanırcasına görkemli bir ormanı oluşturuyordu. Bir saat kadar yürüdükten sonra daha da muhteşem bir ormana rastladık. Selvi boylu ağaçların gövde kalınlıkları 6 ila 8 m arasında değişerek etkileyici bir görüntü yansıtırken, ladin ağaçları da 4 ila 6 m arasında gövdeye sahiptiler.
   Trabzon’dan ayrıldığımdan beri ilk defa böyle bir ormanı görüyordum ve vadi aşağı devam ettikçe daha da güçlenerek muhteşemliğini koruyordu.
 
Ormanın bitki örtüsü de zengindi. Saray çiçekleri, turnagagası, şifalı otlar ve daha sonraları kızılağaç, şimşir ve kestane ağaçları yeşilliğe hâkim olmuştu.
1]Augias: Augias adının anlamı Eski Yunanca'da "parlak" olan Augias, Kral Ellis'in oğludur. Ülkesindeki en büyük ahırlara sahip olan Augias, ta ki Herkül oraya gelene kadar hiçbir zaman bu ahırları temizletmemişti.
 
Herkül'e beşinci görev olarak verilmiş olan Augias'ın ahırlarının bir gün içerisinde temizlenmesi işi önceki görevlere göre epey farklı bir plan üzerine kuruluydu. Herkül daha önce kendisine verilen beş görevde başarılı olmuştu ve halk arasında önemli bir şana sahipti ve bu durum da onu daha güçlü kılmıştı. Bu seferki ahır temizlemek görevi Herkül'ü aşağılayıcı bir göreve yönlendirip, halk arasındaki imajını zedelemek amacı ile verilmişti.
 
Fakat Herkül, bu kadar uzun zamandan beri birikmiş olan hayvan pisliklerini, zekice bir plan ile Alpheus ve Peneus ırmaklarının yataklarını değiştirerek bir gün içerisinde temizlemişti. Bu işi yapmadan önce Augias'tan; eğer işi başarırsa, toplam hayvanların 10 da birini alacağı şeklinde söz alan Herkül, Augias'ın sözünü tutmaması üzerine onu kavga sırasında öldürmüş, daha sonra da kendisine bu uğraşı sırasında destek verdiği için sürgüne gönderilen oğlu Phyleus'un tahta çıkmasına yardımcı olmuştur. Bu görev sonunda Eurystheus, söz konusu temizleme işini Herküles'in değil, nehirlerin azgın suları gerçekleştirdiği için, Herkül'ün başarılı olamadığını açıklamış ve gerçekleştirilen görevler arasında sayılmasını engellemiştir.’
Mehmet Nuri Sunguroğlu’na bu güzel çevirisi için teşekkür ediyoruz. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.