• BIST 101.447
  • Altın 275,287
  • Dolar 5,6965
  • Euro 6,2970
  • Trabzon 19 °C

Trabzon’da 1910 yılındaki eczaneler ve nöbet çizelgesi!

Yer KULAK

Aşağıdaki çizelgeyi Trabzon Tabip Odası eski başkanlarından merhum Dr. Aydın Aydın’ın hazırlattığı Anadolu’nun ilk Tıp Gazetelerinden, ‘Hekim’ adlı derleme eserden aldık.

Cumhuriyet öncesinde, Osmanlı İmparatorluğu döneminde sağlık teşkilatı ağırlıklı olarak gayri Müslimlerin kontrolünde idi. Doktor ve eczacılar arasında Müslüman olan parmakla gösterilecek kadar azdı. O günlerde Trabzon’da faaliyette bulunan eczaneler ve eczacılardan biri hariç gayri Müslimlerindi. İşte Trabzon’da 1910 tarihli eczaneler ve nöbet çizelgesi…

trabzonda-1910--(2).jpg

 

Çankaya Fransa’da!

KTÜ Diş Hekimliği fakültesinde öğretim üyeliğinden ayrılarak, özel muayenehane açan ağız, diş ve çene cerrahı Dr.Dt. Mustafa Çankaya, seminer için gittiği Fransa’nın Lyon kentinde de ilgi odağı oldu. Çankaya’nın Lyon’da düzenlenen uluslararası seminerde ağız, diş ve çene cerrahlığı konusunda sunum yapması bekleniyor. Dt.Dr. Çankaya’nın, Trabzonsporlu eski oyuncu Yusuf Yazıcı ile de görüşeceği bildirildi.

çankaya.jpg

 

Zorlu’nun üçlüsü!

Trabzon’un ilk beş yıldızlı oteli olan Zorlu Grand’ın güvenlik ve müşteri karşılama timinin üçlüsü Şenol Korkmaz, Necati Bayraktar ve Barış Uzun Otelin işletme müdürü Ali Şahin’in de en güvendiği isimler arasında yer alır. Üçlü, geçtiğimiz hafta gazetemiz sahibi ve yazarımız Hasan Kurt’u otel girişinde karşıladılar ve önce  ‘Abi, bir hatıra fotoğrafı çektirelim’ dediler. Ardından da ‘gazetede çıkarız’ diye eklediler. Zorlu Grand’ın genel müdür Serkan Serdar’dan diğer birimlerin müdürlerine, şeflerine ve çalışanlarına kadar istisnasız hepsi özveriyle görev yapıyorlar. Zorlu Grand Otel Yönetim Kurulu Başkanı Osman Terzi, gerçekten iyi bir ekip kurmuş. 

ekran-resmi-2019-09-01-13.08.15.png

 

***

Akaryakıta zam, alkole zam, elektriğe zam, doğal gaza zam harçlara zam zam, zam, zam! Uçuyoruz!.. Bir de bölge siyasetine bakalım; Suriye sınırında ne idüğü belirsiz herifler sınırı geçmek için askere saldırıyor. Daha ötede Rusya ve sam amca bölge paylaşımını yapmış. Onların çıkarları için benim askerim orada toprağa düşüyor yazık değil mi?  Bir de içe bakalım, biz bunları eleştirdiğimiz için vatan haini ve Fetöcü oluyoruz dimi! Ha bir de şu zamları gece yapmanıza gerek yok, gündüz yapın nasılsa gece gündüz uyuyan bir toplum olduk.  (Ömer Hacısalihoğlu)

 

***

Dün sabah yerel gazete başlıklarına bazı sosyal medya hesaplarına bakınca yıllar öncesine gittim.

Hani derler ya insanlar dört guruba ayrılır da bunlardan en tehlikeli olanı bilmeyen bilmediğini bilmeyendir. Sağdan olsun soldan olsun bunlara Radikal denir. Bunlar taşa toprak dediğin de dediklerinden vazgeçmezler.

Dün 30 Ağustos Zafer Bayramının yıldönümü idi. Neymiş efendim Cuma hutbesinde Mustafa Kemal’den bahsedilmemiş. Ey Radikaller tarihi bir okuyun. Ama çoğunuzun F. Rıfkı’nın Çankaya’sını okuduğunu zannetmem.

Mustafa Kemal’e önerilir ki senin adına hutbe okutalım. O da “Benim adımın camiide ne işi var” der.

70’li yıllar ihtilal dönemidir. Diyanetten sorumlu milli birlik komitesi üyesi Mehmet Özgüneş’tir.

Mecliste hutbeler de Mustafa Kemal’in adı geçsin teklifi verilince o Özgüneş “Mustafa Kemal’in yapmadığını biz nasıl yaparız“ diye cevap vermiştir. Bu arada bir hatırlatma yapayım. Menderesin asılması için yapılan oylama da 11-11 kalınca o Özgüneş hemşerimiz A. Yıldız ile beraber kararını değişmiş asılması yönün de oy vermiştir. 

(Mustafa Çolak)

 

***

 

PADİŞAHLAR HACCA GİTTİLER Mİ?

Sokullu Mehmet Paşa’nın, İnebahtı Deniz Savaşı’ndan sonraki, “Siz bizim sadece sakalımızı kestiniz, biz ise kolunuzu kestik” deyişini bilirsiniz de, kesilen ‘sakalların’ nereye gittiğini bilir misiniz? 

Tarihçi Reşad Ekrem Koçu’nun “Tarihimizde Garip Vakalar” adlı kitabına mercek tutalım:

“Yavuz Sultan Selim’den, yani Hicaz’ın Türkiye’ye ilhakından sonra, Osmanlı padişahları saç ve sakal tıraşı olduklarında kesilen kıllar dikkatle toplanır, bir altın leğen içinde gülsuyuyla yıkanır ve güzel bir çekmece içinde biriktirilirdi. Her yıl Hac zamanında, Sürrel hümâyün ile İstanbul hacıları yola çıkarken bu çekmece Sürre eminine teslim edilir, o da götürür, Medine’de peygamberimizin kabri civarında bir yere defnederdi. Gariptir ki aynı zamanda bütün İslâmların halifesi olan Osmanlı padişahları, her sene, sakal ve saç kıllarını Hicaz’a gönderdikleri halde kendileri hacca gitmemişlerdir.”

Tarih, işte böyledir;

İnebahtı’da kestirdiğin sakal, Medine’de çiçek açar. (Sertaç Hellaç)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.