• BIST 97.324
  • Altın 279,366
  • Dolar 5,8459
  • Euro 6,5153
  • Trabzon 17 °C

“Trabzon’da bi hamsi yiyelim”

Eray Altındaş

Üste çıkardığım başlığı Trabzonspor’un genç yıldızlarından Yusuf Yazıcı ve Abdülkadir Ömür’den esinlendim… Türkiye’nin EURO 2024 adaylığı için kamere karşısında  reklam filminde oynayan bordo mavili takımın yıldızlardan Abdülkadir  söylediği “Gelin 2024’te Trabzon’da bi hamsi yiyelim” replikleri fikrimi değiştirdi…
***
Tahmin ettiğiniz üzere bu gün ki konumuz turizm olacak…Ama izniniz olursa  bir tespitle bulunmak istiyorum…  Gelin önce Doğu Karadeniz Bölgesinde  yer alan şehirlerle özdeşleşen tarım ürünlerini hatırlayalım…
***
Mesela Fındık deyince akla ilk önce Giresun ve Ordu gelir…
Cay deyince Rize…
Hamsi deyince de hemen akla Trabzon düşer…
***
Üste isimlerini  derç ettiğimi bu şehirlerin tarım ve deniz ürünlerinin dışında çok fazla bir ekonomik girdileri olmadığını cümle alem bilir… Bölgede, sanayi ve çarkları dönen fabrikaların sayısı bir elin parmakları kadardır…  
***
Yöre insanı gözü gibi baktığı cay ve fındıktan kazandığı ile geçinir… Yılın dört- beş ayında eline geçen  parayla, düğün yapar, borcunun öder, geri kalanla da bir dahaki hasat zamanına kadar idare eder…
***  
Son yıllarda Doğu Karadeniz’deki şehirlere tarımın yanında, bir de  Turizm eklendi… İşsizlikten bunalın, esnafın  imdadına İran’dan  ve Orta doğu’dan gelen turistler yetişti… Adeta can simidi oldular… Doğrusu Nevruz tatili sebebiyle bölgeye gelen  İranlı turistlerin yaptıkları harcamalar yüz güldürdü …
***
Ancak, havaların ısınmasına  sayılı günlerin kaldığı Trabzon’da geniş çaplı bir  turizm temizliğine henüz başlanmamış… Yıkımların oluşturduğu çirkin görüntülerin  yanında,inşaat çalışmalarını oluşturduğu ses kirliği tüm hızıyla devam ediyor...
***
Peki neler yapılması gerekir derseniz…
İlk önce, Trabzon için çalışıyoruz diyenler, kafalarını kaldırıp dünyanın sadece Araplardan oluşmadığını bir an önce fark etmeliler…Tek kalem turist portföyünden acilen vazgeçmeliler…
***
Birincisi, Arap şeyhlerinin ve veliahtlarının iki dudaklarının arasından çıkacak sözlere mahkum olunmamalı…  Ortadoğulunun yanında Avrupalı turistinde Trabzon’a yeniden ilgisi çekecek reklamlara yer verilmeli…
***
İkincisi ise, Trabzon’un tanıtımında bir numara olan Sümela, Ayasofya ve Uzun Göl sezona eksiksiz hazırlanmalı… Gelecek olan yerli ve yabancı turistin denizle kucaklaşmasının önündeki engeller kaldırılmalı…
***
Üçüncüsü ve en önemlisi … Tarihi dokunun daha da belirgin hale gelmesi için gerekli adımlar acilen atılmalı… Cadde ve sokaklarda yaşanan trafik keşmekeşliği ve kaldırım işgallerine göz yumulmamalı… Esnaf a da turistin kaz olmadığı anlatılıp eğitime tabi tutulmalı…
***
 Sözün özü… Bizim derdimiz  bölgenin ve Trabzon’un “bacasız fabrikadan” daha çok pay alması, esnafın ve köylünün cebine biraz daha fazla paranın girmesine katkı sağlamak… Ama “bize hamsi yeter” ve Araplarla mutluyuz mantığında olanlara diyecek tek bir sözümüz var… Hem kendinizi kandırırsınız  hem de 4 bin yıllık tarihe sahip Trabzon’a ihanet edersiniz… Gerçekten bu şehri seviyorsanız söz değil icraatlarınızı görelim…

Kader mi?
Cinayet mi?
Bir hafta arayla Trabzon’da yaşanan akıl almaz iki ölümü gördükten sonra “şansa yaşıyoruz” demekten kenedimi alamıyorum… Kaleci Yaşar Yıldırım’ın ardından Kalkınma Mahallesi’ndeki 22 yaşındaki KTÜ öğrencisi Sema Yönev aramızdan ayrılmasını kimse “kadere” bağlamaya kalkmasın…
***
Kaleci Yaşar’ın hayatını kaybettiği olay yerinin görmedim… Ama  Sema’yı bu dünyadan koparıp ayrılmasını sebep olan mekanı ve kamyonetin halini gördüm… Her tarafı dökülen altında dört kabak lastikten oluşan tam bir hurda …
***
Şimdi merak etiğim şu…
Azrail olup yollarda “ölüm saçan” bu “müzelik kamyonetin” trafiğe çıkmasına kimler müsaade etti?  Doğru dürüst Türkçeyi konuşamayan Suriyeli birine  nasıl ehliyet verildi.. Bu sorular cevaplanmadıkça Sema kadere  değil Cinayete kurban gitmiştir…

Dün sağ-sol
bugün FETÖ
Yıllar önce sağcı- solcu davasından öğrenciler, akademisyenler birbirlerine acımasızca kurşun yağdırırdı… Analar, babalar, eşler kardeşler tabutların başlarında ağıtlar yakar yetkililere öfkelerini dile getirirlerdi…
***
Çok şükür o günler geride kaldı diye düşündüğümüz bu günlerde Eskişehir Osmangazi Üniversitesindeki kanlı saldırı ile yanıldığımızı gördük. Sağ solun yerini, bugün ülkenin başına bela olan FETÖ almış görünüyor…
***
Kısacası… Üniversitelerde öğrencilerden sonra öğretim görevlilerinde de huzursuzluk had safhada. Tahammülsüzlük, hoş görü, yerini öfke ve kine bırakmış.  En ufak bir anlaşmazlıkta, fikir ayrılığında birbirlerini öldürmekten geri durmuyorlar… Saatli bomba gibiler…

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.