• BIST 97.988
  • Altın 242,791
  • Dolar 6,2610
  • Euro 7,3524
  • Trabzon 22 °C

TRABZON’DAN KAÇMAK...

Bahar KURBAY

    “Kaçmak istedikçe sana yakalanıyorum.
    Söndürmek istedikçe sana yanıyorum.
    Yenildim işte! Yine de seviyorum”…

    Satırlarını yazarak birçoğumuzun duygularına tercüman olan Özdemir Asaf’ın sözleriyle bugünkü yazıma başlamak istedim. Üstat belki bir sevgiliye hitaben yazmıştı bu sözleri... Belki de benim yorumladığım gibi yaşadığı ülkeden ya da şehirden kaçmak istediği an bu sözler döküldü hisli yüreğinden beyaz bir kağıda... Şair, yazar yahut ozan ne niyetle yazdığı kadar okuyucunun da ne anladığı, nasıl anladığı da değerlendirilmesi gereken bir noktadır. Benim gibi bu satırları okuyup yaşadığı şehir aklına gelenler… Zaman zaman hepimiz yaşadığımız kentten arkamıza bakmadan kaçmak istemişizdir. İstemeyip, bulunduğu durumu kabullenip yaşayanlara alkış gelsin, onlar şöyle bir kenarda yaşamaya devam etsin.
     Benim ilgi alanım “Trabzon’dan kaçan kurtuluyor” gibi düşünceler içinde olan muhterem beyefendi ve hanımefendiler...
     Tamam. Ama neden?
     Büyürken yorulduk, kırıldık, umut ettiklerimize kavuşamadık, hayal ettik gerçekleştiremedik, unvan arzuladınız vermediler...
           Başka bir şehirde yaşasaydın daha mı farklı olacaktı?
           Başka koşullarda yetişmiş olsaydın kesin sen olmayacaktın. Orası garanti. Sen sen olmayınca zaten yaşadığın şehirden kaçmak istemeyecektin. Hayaller ve hayat zıtlaşınca arada kalan yine sen oluyorsun değil mi!?
            Kaçmayacaksın, mücadele edeceksin, kötü olduğunu düşünüyorsan değiştirmek için mücadele edeceksin...
            Zorundaysan, vefa borcu hissediyorsun katlanacaksın.
            Katlanırken, yanındaki senden umut bekleyen yörendeki insanların umudunu kırmayacaksın, kan kusmayacak o ağzın, zehirli düşüncelerin sana kalsın...
            Umut ışığın var mı?
            Varsa onu etrafına yay...
            Güzel sözün var mı?
            Tohumları at ve büyüsün...

            Kötü olmak, çirkin olmak, zehir gibi söz etmek en kolayı zaten. Etme...
“Denedim, denedim, denedim olmadı” diyorsan çok ta kasma, gevşe, derin bir nefes al. İyiliğini yüreğinde, umudunu cebinde taşı, kötülerden kaç ama şehirleri suçlama. Yeşilin, denizin, doğanın suçu yok ki. Şikayet ettiren ya insanlardır ya da iç huzuru bulamayışındır...
             Başka seçenek var mı?! Henüz bilmiyorum. Olur da bulursam söz haber vereceğim. Bilen varsa ulaşsın, paylaştıkça güzelleşecek düşüncesiyle paylaşmaya hazırım.
               Trabzon’a sanayiyi, fabrikaları getirecek olan insanlardır. Üretken bir toplum olmak yine insanların elindedir. Arazini satıp, faizle geçim sağlamak için bankaya paranı yatırmayı tercih edip iş sahibi olmaktan kaçıyor, iş sahibi yapmaktan korkuyorsan, biraz da suçu kendinde ara. Her şeyi devletten ve başkalarından beklemek kolay olan. Biraz da sorumluluk alıp harekete geçmeye ne dersin?
                Zaten geçim alanlarında emek veren ve üreten iş insanlarına selam olsun. Trabzon’dan kaçmak çözüm değil azizim... Düşünsene herkesin bir yerlere kaçtığını, kaçarak sadece ertelemiş oluruz. Gün gelir başka bir şehirde başka bir mekanda yüzleşmek zorunda kalırız.
                Yazımı benim için akrostiş yazan Sinan Hacıömeroğlu’nun satırlarıyla sonlandırıyorum;

                “Bıkmadan sevgiye kucak aç,
                Aklından geçeni çevrene saç,
                Havası kötüdür döker saç,
                Anlar derdini elbet bir Aksaç,
                Rengisin şehrime sevgini saç.”

    

 

  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.