• BIST 101.447
  • Altın 275,298
  • Dolar 5,6965
  • Euro 6,2970
  • Trabzon 19 °C

TRABZON’DAN ÖYKÜSEL PORTRELER

MEHMET KUVVET
TRABİSONDA VALLAtrabzonda-valla-2-001.jpg
  Yıl 1936, Berlin Olimpiyatları. Hitler, Alman ırkının sporda da ne kadar üstün olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Hitler için Berlin’de düzenlenecek olan 11. Olimpiyat Oyunları propaganda açısından bulunmaz bir fırsattır. Irkçı, Faşist Almanya’da olimpiyatın ruhu tamamen siyasete alet edilmiş. 
trabzon-da-valla-3.jpg49 ülkenin tartışmalar sonucu katıldığı olimpiyatlara, Türkiye 48 sporcuyla katılıyor. Bayrağımızı göndere ilk çektiren güreşçimiz serbestte 3. Olan AHMET KİRİŞÇİ olur.   Devamında Grekoromen güreşte 61 kiloda YAŞAR ERKAN Türkiye’ye olimpiyatlarda ilk altın madalyayı kazandıran sporcu olarak tarihe geçer.
1936 Berlin Olimpiyatları görkemli bir gösteriyle açılıyor. Yeni Olimpiyat Stadyumu'nda tam 100.000 seyirci var. Hitler, açılışa bizzat geliyor ve Alman sporculardan büyük başarılar bekliyor. Çünkü Naziler özellikle kısa mesafe koşucularına çok güveniyorlar. Ancak Jesse Owens isminde Amerikalı siyahi bir atlet dünya rekorlarını altüst ederek peş peşe dört altın madalya kazanıyor ve Hitler’i çılgına çeviriyor. Siyahi sporcunun parçaladığı şey sadece dünya rekoru değil, siyahların ikinci sınıf bir ırk olduğu yolundaki Nazi düşüncesini de yerle bir ediyor. Stadyumu dolduran yüz bin insan bu başarılı siyahi sporcuyu alkışlarla uğurlarken, Hitler bir açıklama yapma ihtiyacı duyarak mikrofonu alıyor: "Amerikalılar madalyalarını zenciler kazandığı için kendilerinden utanmalıdırlar. Ben bir zencinin elini asla sıkmayacağım!" diyor.
trabzonda-valla1.jpg  Bu sırada: “Beni buraya ülkem gönderdi, geldim. Ama Hitler’in elini asla sıkmam.” diyerek Hitler’e takdim edilmeyi reddeden ve siyaset tarihine geçen bir kadın sporcumuz daha vardır. Bu kadın sporcumuz okuduğu kitaplardaki şövalyelerden etkilenip eskrimci olan HALET ÇAMBEL’dir. Bir arkeolog olan ve annesi büyükelçi olduğu için bir süre Berlin’de yaşayan Halet Çambel, daha 20 yaşındayken kime “Hayır” diyeceğini bilmişti.
  Olimpiyatlarda bir sürpriz isim daha vardı. Genç bir kadın atlet.  Bu kadın atlet 80 metre engelli finalinde adını İtalyan spor tarihine altın harflerle yazdırabilmek için zafere doğru koştukça koşuyordu. İtalyan lehçesi ile olimpiyat sporcu listesine adını; Trebisonda Valla diye yazdıran bu öykü kahramanımız İtalyan atlet TREBİSONDA VALLA’dır.
Peki, bu güzel alımlı ve de rüzgâr gibi süratli, “Gülüşü güneş” lakaplı atletin adı niye “TRABZON”?
O yıllarda Trabzon’da birçok konsolosluğun yanı sıra İtalyan Konsolosluğu da vardı.  İtalyan atlet Trabzon’un babası, 1916’da üç erkekten sonra doğan kızına Trabzon’a olan büyük hayranlığı nedeni ile “Trebisonda” adını vermişti. Baba VALLA, Trabzon’a üç kez geldiğini, uzun süre dostları ile burada kaldığını, ticaret yaptığını belirterek çok beğendiği ve hayran kaldığı Trabzon’un adını kızında yaşatmak istediğini söyledi. Sonrasında Trebisonda Valla’nın adı, bir gazeteci tarafından yanlışlıkla Trebitonda olarak yazılınca, Trebit-ondina diye telaffuz edilmeye başlandı. Trebizonda zor telaffuz edildiği için İtalyanca da “Zorlukları aşan dalgacık” anlamına gelen Ondina olarak anılmaya başlandı. Trebisonda Valla, kısa bir süre içinde İtalyan gençliğinin sembol ismi haline gelir ve rekorlar kırmaya devam eder.
En son sportif başarısını 34 yaşında gülle atmada elde eden Trebisonda Valla, 2006 yılında, 90 yaşında vefat eder.
                                                       Yazan: Mehmet KUVVET
 
TRABZON ŞEHİR TİYATROSU & BÜYÜ DÜKKANI
Trabzon Şehir Tiyatrosu yeni sezona “Büyü Dükkânı” adlı oyunuyla hazırlanıyor. trb.sehir-tiyatrosu-2.jpgYazar Yeşim Türköz’ün yazdığı psikodrama öykülerinden oluşan kitaptan, yönetmen İbrahim Gürsoy’un uyarladığı oyunun çalışmaları devam ediyor. Mucizelerin gerçekleştiği bir mekânı temsil eden Büyü Dükkânı, hayattan istenen her şey alınabildiği gibi, istenmeyen şeylerden kurtulmanın da mümkün olduğu bir mekandır. 
  Bu tiyatro oyunu Büyü Dükkânında geçer ve öykü kahramanları, dükkânın yaşlı satıcısından kendi yaşamları için bir şeyler isterler. Olayların devamını Ekim ayında Trabzon Devlet Tiyatrosu Haluk Ongan sahnesinde oyun yazarı Yeşim Türköz’ün katılımıyla gerçekleştirilecek olan primierde izleyebilirsiniz.
  Trabzon Şehir Tiyatrosu 31 Temmuz 2019’da yapmış olduğu provaya oyun yazarı Yeşim Türköz’de katılmıştır. Trabzon Şehir Tiyatrosunu tebrik eder ve başarılar dileriz. 
BENİM HAYATIM  & İBAT NEBİOĞLU
    Fakir köy çocuklarına ışık saçabileceği enerjiyi sağlayan Cilavuz’la başlıyor “BENİM HAYATIM.” Yazar’ın Kars- Arpaçay-Hamzagerek köyünde başlayan yaşantısından başlayarak Bursa’da devam eden hayatındaki olumsuzluklar karşısında yılmadan başarıya giden virajlı yolları anlatıyor.
  Bu köyde ilk okuyan birey olmanın şansını öğretmenin önerisini benimseyen ailesine borçlu olduğunun gururunu yaşıyor ve yaşatıyor. İdeal öğretmeni, idealist, vatanını, milletini, öğrencilerini seven, ilkelerinden taviz vermeyen ve zorlukları kararlılıkla aşmasını bilen bir öğretmen adayının Cilavuz’la bütünleşmesinin yolunu açıyor.
  Cilavuz Köy Enstitüsünün devamı olan Kazım Karabekir İlköğretmen Okulu’nun verdiği kazanımlara değinirken öğretmenlerin “Zorluklar olacaktır. Siz yenersiniz. Asla Atatürk’ün izinden ayrılmayınız.’’ telkinleriyle yetişme tarzını benimsiyor ve örneklerle açıklıyor. Ben de o eğitim yuvasında okuyan bir öğretmen olarak bilgi ve becerileri kazanmamızı sağlayan öğretmenlerimizle gurur duyuyorum.
  Yazar, Köyden Cilavuz’a gelişini, sınavlardaki başarı yakalamanın zorluklarını, olumsuzluklar karşısında müdürümüzün babacan tavrını unutmuyor. Okulun imkanlarını, üretim yoluyla tüketim ihtiyaçlarının karşılanmasını, öğrenciler arasındaki kuvvetli bağları örneklerle açıklıyor. Erzurum’da Şeyhlerin kendi çıkarları için köy çocuklarının okutulmaması telkinleri, Kars’ta siyasilerin yeteneksiz idareci atanmasındaki etkilerine karşı eğitimdeki başarı oranlarının yükseltilebilme örneklerini sergiliyor. Bursa’da karşılaştığı zorlukları sosyal etkinliklerle ve olumlu, kararlı, ilişkilerle, yönetmeliklere vakıf olduğu bilgilerle bertaraf edip başarıya giden yolda ilerlemeden taviz vermediğini örneklerle açıklıyor.
  Bütün başarılarında okulumuzda aldığı eğitimin ve öğretmenlerimizin katkısını, eşinin iyi bir öğretmen olarak kendisine verdiği destekleri, iyi olan öğretmen arkadaşlarının olumlu davranışlarını dile getiriyor. 
  Kitabı okurken kendi hayatımın geçtiği yerleri hatırlıyorum. Yazarla aynı okulda okuduk. O’nun doğduğu içeninin bir köyünde iki ay staj yaptım. Bursa Yaylacık Köyü ilkokulunda çay içmişliğim ve lojmanın bahçesinden çilek yemişliğim var. Çalıştığı Tahtalı köyünde 1,5 yıl çalıştım. Yazar, iz bırakan Dönge Öğretmenini Kız Lisesinde ziyarete gidiyor. Bende o okulda üç ay Fen Deneyleri Kitabı yazma komisyonunda çalıştım. Belki de öğretmeniyle aynı yemekhanede yemek yiyerek çay içmişizdir.
Cilavuz ile ilgili kitapları temin edip gurubumuza okumak için önermek, onlarında zevkle okumaları ve yorumlar yapmamız beni mutlu ediyor. Kurucu Müdürümüz Halit Ağnoğlu’nun,  Dç. Dr. F. Fair, Firdevs Gümrükçüoğlu, Kaymakam Yusuf İzci, nin Cilavuz’la ilgili kitap yorumları, Samet Acaroğlu, Sögül Dündar, Behice Akçadağ Karadeniz ve İbat Nebioğlu (Öngel)’in kitaplarıyla ilgili yorumlarımızın gazetede yer alması böyle oluştu.
                                                   Mustafa GÜMÜŞTAŞ / Satır Arası Kulübü
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.