• BIST 94.896
  • Altın 279,019
  • Dolar 5,8598
  • Euro 6,5130
  • Trabzon 20 °C

TRABZON’DAN ÖYKÜSEL PORTRELER HASAN KANTARCI

MEHMET KUVVET

Üniversitede önce jeofizik, olmadı ardından biyoloji okurken ailesinin kararına yeterli direnç gösteremez ve evlendirilir. Evliliğin ardından üniversiteden ayrılıp ticarete atılır. Artık iş insanıdır. 
buzagi-hasan-kantarci.jpgZaman zaman yazıp çiziktirir.  
Her hafta sonu kendini dağa bayıra vurur.
Ama ne yapsa freni tutmaz.
Okuma yazma tutkusu vardır. 

İş hayatından emekliğine birkaç yıl kala edebiyat fakültesine girmeyi kafaya koyar.  Girer ve iş yerini devreder. Babasının veresiye defterini yırtar.
Elli dört yaşında üniversiteyi edebiyatın yanında psikoloji diplomasıyla bitirir.
Askerdeyken Ankara / Kızılay’da bir büfeciyle “Kisarna maden suyu” yüzünden kanlı bıçaklı olur. 
Bir yaz günü, öğlen vakti, hava çok sıcaktır. Gölgede yürümek bile zor.
Güneş anacuk ağlatsa da bizimki bana mısın demiyor, Ankara’yı sokak sokak arşınlıyor. Ama ter, giydiği pontulun paçalarından çıkay.  
Susuzluğunu gidermek için bizimki ha bire soğuk su içip dondurma yalıyor. Ama nafile harareti tavan yapıyor, dili kuruyor.
“Bir de maden suyu içeyim bari.” diye düşünüyor. Spor toto bayi olan bir büfeye yaklaşıp maden suyu istiyor. 
Büfeci soğutucudan bir soda açıp uzatıyor ama bizimki şişeyi almıyor. 
hasan-kantarci-002.jpg“Ben maden suyu istedim.” diyor.
Büfeci, şişedeki yazıyı göstererek: “İşte” diyor.
“Hayır, bak ona maden suyu sodası yazıyor. Ben maden suyu istiyorum. Hani şu bizim Kisarna maden suyu gibi olandan.” 
Büfenin önü kalabalıktır, büfeci sinirlenir. Hiddetle büfeden dışarı çıkar. Elinde bıçakla bizimkinin peşine düşer. 
Spor Toto kuponu yatırmanın son anlarıdır. Büfenin önünde uzun kuyruk, dört dolanırlar büfenin etrafını. Kovalamaca sürer. Sonunda büfeci:
“Seni yakalayamadım, bari müşteriyi kaçırmayayım” der ve büfeye yönelir.
Hemşerimiz Kisarna maden suyu içemedi, ama Ankara’da canını kurtarmanın ferahlığıyla maden suyu sodasıyla hararetini giderdi. 
Bu öykü kahramanımız Trabzon Akçaabat Derecikli Yazar Hasan KANTARCI
                                                           ***
Kantarcı’nın yeğenleri arasında bir de buzağı vardır!
Buzağı şimdi ne durumda kendisi de bilmiyor. Hikâye şöyle:
Ticaretle uğraştığı yıllarda işyerine peştamallı pazarcı bir müşterisi gelir. Beş kutu cici bebe bisküvisi ister. Yaşlı kadının çocuğu olmadığını bilen Kantarcı; bu durum karşısında merakla:
“Yahu tiyze uşuğun yok ki torun torban da olsun. Evde emicemlan bi da sen. Bu kadar cici bebeyi nedecesın?” diye sorar.
Kadın “bi dene uşuğum oldi, ona yedirecuğum” der. Kantarcı, yaşlı kadına: 
“Nasıl uşağun oldi anlamadım?”
“Anlamıycak ne var uşuğağum, bi dene iniğum vardi, doğurdi.” 

Kantarcı, hayret içinde:
“Buzağıya mi alıysın bisküvileri? Biz zumurla büyüduk. Sen buzağıya, hem de beş kutu cici bebe yedirecesın, öyle mi!” Peştamallı kadın: 
“Dema oyle emicesi; bi görsan oni para bile almazsın benden” deyince Kantarcı bir kutu cici bebeyi buzağıya hediye verir.
Öykü kahramanımız ne de olsa buzağının emicesidir artık.

Yazan ve Sahneleyen: Mehmet KUVVET

BABA

Babalardır bizleri koruyan,
Sevgisiyle, şefkatiyle yoğuran,
Bizim için durmadan çalışan,
İyi, kötü günde hep yanımızda.

Ben babamı çok özlerim,
Akşam evde yollarını gözlerim,
Parkta incitmez onu sözlerim
Beraber dinleniriz evimizde.
ANNE

Annedir bizleri doğuran
Sevgiyle, şevkatle yoğuran,
İyi günde, kötü günde
Hep yanımızda olan.

Ben annemi çok severim
İşten eve yollarını gözlerim
Her zaman yanında olsam bile
Onu hep deli gibi özlerim.

         Defne ÇAKMAK
       Kutlubey İlkokulu / Merzifon-Amas

               CİLAVUZ MEZUNLARI KUŞADASI BULUŞMASI
   Kazım Karabekir İlk Öğretmen Okulu ve Artvin Öğretmen Okulundan mezun olan bizler Kuşadası Amara otelde toplanarak anılarımızı tazeledik. Yurdumuzda Eğitimin temel taşlarını oluşturan Köy Enstitülerinden biri olan CİLAVUZ, Öğretmen okuluna dönüştükten sonra da her köşesine sinmiş olan o Köy Enstitüsü ruhuyla bizleri hayata hazırladı.  İlkokuldan sonra imkanları kısıtlı olan köy çocuklarını bağrına basan Cilavuz bizleri çok iyi yetiştirdi.   Tonguç baba, İlk müdürümüz Halit Ağanoğlu’na ‘‘Sizi Cilavuz’a görevlendiriyorum. Orası zordur. Kışı ağır ve çetindir. Sen başarırsın’’ demiş. O başarmış bizde başardık.  Altı yıl aynı karavananın yemeğini yiyerek aynı koğuşlarda yatmanın verdiği kardeşlik, arkadaşlık ruhuyla dağıldığımız yurdun dört bir köşesinden koparak bu mekânda toplanmanın sevincini yaşadık. İki ayrı okul mezunları birlikte toplantı düzenleyerek bir okuldan mezun olmuş öğretmenler gibi hemen kaynaştık.  Birçok ortak özelliklerimiz vardı bizlerin geçmişinde…
kusadasi-bulussmasi-001.jpgBizler okulda ki aynı heyecanla Baş öğretmen Atatürk, kurucularımız ve bu buluşmaların öncüsü koca çınarımız Polat Aydın’ın ruhuna saygı duruşunda bulunup İstiklal Marşımızı gür sesle okumanın gururunu yaşadık.  Arkadaşlarımızın çaldığı değişik çalgılar eşliğinde yurdumuzun her yöresinin oyunlarını birlikte oynadık.  Okulumuzda eğitim alarak gazeteci-yapımcı olan Deniz Zeyrek ve bizi okutan bazı öğretmenlerimizin de aramıza katılmaları toplantımıza renk kattı. Anılar tazelendi.
Efes Antik Kentini, Meryem Ana Manastırını gezmek, tekne turu ile güzelim koylarımızı görmek, birlikte eğlenmek, birkaç günde olsa çok güzel ve özeldi bizler için.
  Bu buluşmalarda bugüne kadar canla başla görev üstlenerek bizleri bir araya toplayan arkadaşlara, Kuşadası buluşmasını iki komşu ildeki iki okulu aynı yerde buluşturan arkadaşlarımız Şemistan Kına ve Muhsin Demir’e, Amara Otel, yönetici ve çalışanlarına çok teşekkür ediyoruz.
 Bizi biz yapan CİLAVUZ ve Artvin Öğretmen Okulu iyi ki vardınız.
                                           MustafaGÜMÜŞTAŞ

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.