• BIST 94.499
  • Altın 245,018
  • Dolar 5,9310
  • Euro 6,6059
  • Trabzon 9 °C

Trabzonspor’u dipsiz kuyudan çıkardılar!

Yer KULAK

  Spor kulislerinin yer aldığı Toplu İğne köşesinde uzun bir süre, şike sürecindeki gelişmeler farklı boyutlarla gündeme getirildi. Kimileri eleştirildi, kimilerine taş atıldı. Kimileri kızdı, kimileri üzüldü. 
TS yönetimi, Trabzonspor’u dipsiz bir kuyudan çıkarmak için çok çalıştı, inanılmaz fedakarlıklar yaptı ve bordo-mavili kulübü ayağa kaldırdı. 
***

trabzonsporu-dipsiz.jpeg

  Gelelim şike sürecindeki iç kavgaya veya çekişmeye…
Trabzonspor’un 2010-11 sezonu şampiyonluğu mahkeme kararları ve UEFA tarafından tescil edildi. UEFA, Avrupa şampiyonlar ligine FB yerine Trabzonspor’u davet etmiş ve Trabzonspor da bir sonraki sezon şampiyonlar ligine katılmıştı.
  Türkiye Futbol Federasyonu, siyasi nedenlerle Trabzonspor’un şampiyonluğunu tescil etmedi. Bordo-Mavili Kulüp, TFF’nin bu antidemokratik kararını UEFA’ya, FİFA’ya, CAS’a taşıdı.
Trabzonspor avukatları, UEFA’da, CAS’ta Trabzonspor’u sonuna kadar savunmuşlardır. TS yönetimi, son CAS duruşması öncesinde Trabzonlu iki avukatı devre dışı bıraktı. Diğer avukatlarla duruşmalara katıldı.
  Burada, bir grup davadan geri çekilen avukatların yanında yer aldı, bir grup ise yönetimin duruşunu savundu. 
Davaya katılan yerli ve yabancı avukatların istisnasız hemen hepsi, davaya hakim. Yönetimin, davayı başından beri takip eden iki avukatla yollarını ayırmasını, ‘yönetim bu işin peşini bıraktı’ şeklinde değerlendirmek yanlıştır, insafsızlıktır.
İsviçre’deki son duruşmada, Trabzonspor tarafı mükemmel bir performans sergiledi ve olan biten her şeyi belgelerle ortaya koydu. Trabzonspor’un hukukçuları CAS’ta ne yapılması gerekiyorsa onu yapmıştır. 
**
*

 Ender Kuyumcu’nun söylemlerine gelirsek… Ender bey, olayları yakından takip eden biri. Şike sürecinde olan bitenleri görmek avukat olmayı da gerektirmez. Kuyumcu, işe başlangıçta yanlış girildiğini iddia ediyor. Neden yanlış girildiğini de belirtiyor. Kuyumcu’nun görüşünü beğenmeyebilirsiniz. ‘Bu adam avukat değil’ diye eleştirmenin de pek anlamı yok. Eğer, karşı bir söyleminiz varsa açık ve net belirtirsiniz. Herkesin twiter da hesabı var. Kimseyi engellemiyorlar. Yazarsınız.
***

  Son söz olarak; Trabzonspor yönetimi, tüm zorluklara rağmen olağanüstü bir çalışma temposu ile kulübü dipsiz kuyudan almıştır. Yönetim bu kısa süreç içerisinde kimilerine göre hata da yapmış olabilir. Bize göre ise kayda değer bir yanlışı olmamıştır. Trabzonspor üye ve taraftarları, her zaman birlik ve beraberlik içerisinde olmalı ve her şartta ve platformda yönetime tam destek vermelidir. Destek verirken de elbette görüş ve düşünceler de açıklanmalıdır.
Toplu İğne köşesinin anonim olduğunu hatırlatmakta fayda var. Farklı kaynaklardan gelen haberleri spor servisi süzgeçten geçiriyor ve köşede yazıyor. Ara sıra ‘kıble kaçığı’ da oluyor. Bu da normal karşılanmalı!

Güzide hanım çok kızdı!

guzide.jpgÖnceki gün CHP Trabzon İl Başkanı Güzide Uzun’a ve örgüte yönelik iki satır eleştiri getirdik. Neredeyse yer yerinden oynadı. Güzide Uzun ve diğerlerine yönelik eleştiriler, üstlendikleri görevler nedeniyledir. Bireysel olarak bizim ne Güzide hanımla ne diğer isimlerle bir alıp veremeyeceğimiz yoktur.
Güzide Uzun, Fatma Yavuz’u aradı ve kendisine haksızlık yapıldığını belirterek şunları söyledi;
  ‘Ben 10 yıl Kadastroda, 10 yıl Köy Hizmetlerinde çalıştım. Yirmi yılda devletten emekli oldum. Devlet memuruna siyaset yasaktır ama ben ÇYDD ve meslek kuruluşum olan Harita Mühendisleri Odasında, Türk Kadınlar Birliğinde yönetici idim. Emekli olduğumda 46 yaşında idim. Volkan Canalioğlu istedi diye 2009’da emekli oldum. Belediye Meclis üyeliği yaptım. Emekliler Derneğine üye olmak şereftir.’ 
Biz Güzide hanımı ve örgütteki diğer emeklileri, emekli oldukları için eleştirmedik. Bizde 2. emekliliğimizi yaşıyoruz. Ama buna rağmen ilk günkü heyecanla koşuyoruz, koşuşturuyoruz, üretiyoruz.
Siyaset özellikle de günümüzde, geçmişte yaşananlarla ve o dönemki ideolojik saplantılarla yapılmıyor. 
  CHP yalnız Trabzon’da değil genelde bir değişim ve yenileşme gerçekleştirmelidir. CHP temel ilkelerine sadık ve bu ilkeleri rehber edinecek yeni yüzlerle ancak başarıya ulaşır. Mesela Ekrem İmamoğlu gibilerle.

*****************

Türk usulü komünizm!

  AKP iktidarına fazla yüklendiğimin farkındayım. Onları İstanbul, Ankara gibi çok kritik büyükşehir belediyelerini kaybetmiş olmalarının arabesk duygularıyla baş başa bırakıp yerel seçimlerde % 0.1 oy alan komünistlere dönelim ve biraz neşemizi bulalım. 
Biz ne komünistler gördük aslında hepsi kapitalisttiler, mottosuyla başlayalım.
Geçen yüzyılın revaçta ideolojisi olarak komünizm, hayatını tembellik üzerine kurmuş bazı insanlarda hâlâ romantik bir zaman dilimini çağrıştırabiliyor.
turk-usulu.jpgAma komünizmin kanlı tarihini düşündüğümüzde siyasal sistemlerin hiçte öyle özlem duyulacak bir şey olmadığı anlaşılıyor. 
Türkiye’deki komünistlerin tarihinde Trabzonlu komünistlerin genel kongredeki ‘’Biz buraya Allah’ın kitabını inkâr ederek geldik, Karl Maks’ın Das Kapitali eleştirilemez de ne demek!’’ sözü ilginçti.
Bizde komünizm, Kemalist düşünceye eklemlenmiş bir garabetten ibarettir. Kendisini en iyi Volkan Konak’ın ‘’Biz yarımızın yanağından başka her şeyi halkımızla paylaşırız!’’ sözüyle özetlenebilir. 
Ama komünizm ciddi bir sistemdir. Komünistlerin yarının yanağını da birbiriyle eşitçe paylaşmayı önerir!
Halkımızın düşüncesi ise bambaşkadır. 
‘’Ekin ektim çöllere de yoldurmadım ellerle, on beşinde kız sevdim de sezdirmedim ellere.’’ 
Neresinden bakarsan sahiplenme, yani özel mülkiyete cevaz veren bir tutum. 
Bülent Ecevit’in ‘’Toprak işleyenin, su kullananın!’’ manifestosu ise kapitalizmle komünizmi kapıştırdığı bir tür kaostur. Yani toprağı ve suyu kapitalist gibi sahiplenip üretin ama ürettiğiniz artı değeri ben size komünist gibi bölüştürmeyi vaat ediyorum. Türk usulü komünizm tam olarak budur.
Maço bıyıklı Mehmet Maçoğlu eliyle başlayan belediye hizmetleriyle yeniden denenen neo-komünizm pratiği özünde popülizmdir. Yani turbo kapitalizmin, bankacılık sisteminin çarkları arasında sıkışan halkı tebessüm ettirmekten çok fazlası değil.      
Şu haliyle sol ya da komünist diye addedilebilecek ve genel siyasetin ayak takımı olarak gördüğü grupların ekseriyeti büyükşehirlerde sermayenin ve ticaretin korumacılığını yapıyorlar. Ve hallerinden de memnunlar.
Dolayısıyla halkın nohut veren komünistleri taşlamaması ve onlara sempati duyması bu yüzdendir. 
Ovacık’ta komünist olmak kolaydır. Ama iş şehirlerin karmaşık sosyal yapısına geldiğinde komünizm tatlı bir ütopya olarak kalır. Çünkü finans kapitalin yoğun olduğu bu yerlerde insanlar asla zar atmazlar.  
Ama ben şahsen Mehmet Maçoğlu’nun komünizmi hakkıyla uygulama kaydıyla Trabzon’da belediye başkanı olmasını isterdim. 
En azından iktidarın Mahomsu liberal belediye başkanına göre çok daha iyi bir tercih olurdu.
Zira Trabzon’da çalışma kamplarına gönderilme arzusuyla yanıp tutuşan, taş ocaklarına sürülmeyi bekleyen, altyapı hizmetlerinde yorulduğunda kamçılanabilecek ve bundan zevk alacak pek çok mazoşistin var olduğunu düşünüyorum. Filhakika Trabzon’daki siyasi tablo bize bunun mümkün olabileceğini gösteriyor.    
(Metin Kondel)

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.