• BIST 93.699
  • Altın 212,456
  • Dolar 5,2873
  • Euro 6,0224
  • Trabzon 10 °C

TRABZONSPORUMUZ

Osman Necip SEVİNÇ

Belki haddim değil ama 50 yıllık TS üyesi ve bunun 25 yılı Divan üyesi olarak geçmiş iyi bir Trabzonsporlu olarak kulübüme başarı için tavsiyelerim olacak. Afedersiniz eşek bile düştüğü yerde ikinci bir defa daha düşmez. Bizi başarısızlık ile sonuçlanmış denemelerden yine başarı bekleyen futbol ve kulüp cahillerinin yönetmesine artık tahammülümüz kalmadı.
1-    Bu yönetim en geç Mayıs ayında çekileceğini beyan etmeli ve Haziran da olağanüstü genel kurulda seçime gidilmelidir. Aksi takdirde ibra edilmeme riskini göze alacaktır.
2-    Yeni yönetim çoğunluğu futboldan gelmiş, Trabzonspor mazisini iyi bilen spor adamlarından kurulsun. Asla popülizm yapmayacak, 3 yıllık bir plan dahilinde öze döneceğini, proje yöneteceğini açıkça beyan edecek. Trabzonlu ve Trabzon’da ikamet eden bir başkan tercihimizdir. Paralı başkanlardan ne gördük ki? Başkan parasız ama proje yönetecek yetenek ve kararlılıkta olsun yeterlidir. Sn. Dedeoğlu, Sn. Özak, Sn. Ataman, Sn. Sümer, Sn. Aktuğ hatta Sn. Ekinci çok mu zengindi?
3-    Kulübün tüm kapıları menajerlere kapanmalıdır. Maliyeti yüksek tüm futbolcular büyük indirimleri kabul etmezlerse acilen zarar etmeden satılmalıdır.
4-    Yeni gelecek yönetim, eski efsane oyuncularımızın da dahil olacağı ekipler ile genç futbolcuları takibe aldırmalı. Ucuz ama kaliteli, daha göze batmamış oyuncular bulunup B planı olmadan takibe alınmalıdır. Asla ceket olmadı, pantolon alalım mantığı ile transfer yapılmamalıdır. Tek plan A olmalı.
5-    Futbol akıl ve yürekle oynanıyor. Azimli, sert, fiziği iyi, çıtkırıldım olmayan, karşı takımı ezen, baskı kurabilecek, yılmayan Karadeniz uşakları transferde tercih edilmelidir.
6-    Asla unutulmamalıdır. Trabzonspor şampiyonlukları Şenol, Turgay, Necati, Kadir, Cemil defansı ile kazanmıştır. Kemal, Hüsnü, Ogün gibi çevik ve kuvvetli oyuncular ile kurulan duvarı kimse geçememiştir. Şimdiki defans kaleci de dahil tamamen elden çıkarılmalıdır. Mevcut yönetiminin 30 kg.! ağırlığında ve 33 yaşında Pararia ile yaptığı mukavele uzatma yanlışlığından acilen dönülmelidir.
7-    Teknik direktörle 3 yıllık anlaşma yapılacak, deneyimli ama genç, kendini ispatlamak hırsı ve aklı ile çalışacak başarılı bir yabancı olmalı. Milliyeti futbolda ileri ülkelerden ve bize yakın bir ülkeden olmalı. İspanya, İtalya, İngiltere, Almanya gibi en az iki yardımcısı Trabzonlu veya efsane oyunculardan olmalı.
8-    30 yaşın üzerinde hiçbir futbolcu transfer edilmemelidir. Havalı civalı yönetici ve futbolcu istemiyoruz. Bize Trabzon’a aidiyeti olan, saçları ile oynayan değil yenilgiyi kabul etmeyen hırslı ve azimli, takımdaş oyuncular lazım.
9-    Önümüzdeki yıllarda çöküş olmaması için bütçenin toparlanması, borcun eritilmesi, yeni projeler ile kaynak yaratılması hedef olmalıdır. Trabzonspor çok büyüktür. Siyasete kendini kullandırmayacak ama siyasetçiyi sonuna kadar kullanacak gücü vardır.
10-    Bütçenin önemli bir bölümü kaynak olarak altyapıya aktarılmalıdır. Altyapı antrenörü en az A takım antrenörü kalitesinde olmalıdır. 1461 takımımızda A takıma sıçrama basamağı olarak gerekli önlemin verileceği bir seviyede tutulmalıdır. Yetenekli bir Avrupalı futbolcuya 30 – 40 trilyon TL veriliyor. Böyle bir paranın alt yapıya aktarıldığında 3 – 4 tane Abdulkadir, Gökdeniz, Fatih gibi yıldızlar kazanılıp, bu meblağın 4-5 katı geri kazanılır ve şampiyonluklar gelir.

MÜSLÜMAN

Prof. Burhan Sadıklar hocamın bir paylaşıma yaptığı yorum çok ilginç geldi. Acı gerçekleri hatırlatınca oradan alıntılar ile yazımı şekillendirdim.
Hakikat şu. İslam dini en iyisi.
Ama biz Müslümanlar; çoğumuz en iyisi miyiz?
Kur’an bize şunu emrediyor, Maide suresi 48.ayet den : “Öyleyse iyi işlerde birbirinizle yarışın.”    
Batı’dan nefret etmek yerine Peygamberimizin ümmeti olarak; farklı görüşler, politika ve menfaatler yüzünden birbirimizi yiyecek yerde, peygamberimizin çağırdığı hayırlı hedeflere varma yolunda onlarla yarış içinde olmalıyız. İşimizde elimizden gelenin en iyisini yaparak onlarla rekabet etmeli, onları geçmeliyiz.
19. yüzyılda Muhammed Abduh şöyle demiş. “ Batıyı gezdim, orada İslam’ı gördüm, ama Müslüman yoktu. Müslüman ülkeleri gezdim, Müslüman çoktu, ama İslam yoktu.
20.yüzyılda da Mehmet Akif Ersoy Avrupalılar için şöyle demiş. “İşleri dinimiz gibi, dinleri işimiz gibi”. Evet, Hurafelerin istilası yüzünden dinimiz zarar görüyor, ahlak çöküyor, ancak camilerimiz dolu, ama gerçek dinimizi, Kur’an’daki İslam’ı bize anlatabilecek din adamlarımız azınlıkta.
Peki bizi bu durumdan, İlgili din adamlarımız hiç kendilerini sorumlu tutmuyorlar mı? Bu Müslüman kardeşlerimizin dinlerini tam olarak bilemedikleri hususunda bizim eksikliğimiz ne? Biz yalnız namaz kıldırma memuru muyuz? Biz dini eğitimi neden yeterince veremiyoruz diye kendilerine sormuyorlar mı?
Camiden çıkıp Kur’an’da yasaklanan başta yalan söylememek, haram yememek… olmak üzere bu günahlara, kul hakkı yemelere, hala nasıl Müslümanlar tevessül edebiliyor… Başınızı gece yastığa koyduğunuzda “Bugün Allah için ben ne yaptım” sorusuna, art arda iki günü eşit olanlardan mıyım ben sorusuna doğru cevaplar veremiyorsanız, siz de ne kadar hoca olursanız olun, ziyandasınız. Tıpkı görevini eksik yapan memur, işçi, şoför, esnaf, mühendis, doktor, temizlik işçisi… vs. gibi

 

 

DUA

Dua; Allah (c.c) ile ilişkiyi etkinleştiren çağırma veya eylemdir. Dua kalbin, Allah’a yönelmesi, ondan yardım istenmesi, kulun istek ve arzularını Allah’a arz etmesidir.
Biz de bu Cuma, hatta her Cuma, her gün şu duamızı yapabilir ve Allah’dan doğru olan kişisel isteklerimizi bile dile getirebiliriz.
“Rabbimiz, büyük Allah’ımız. Ettiklerimize binlerce kez tevbeler olsun.
Beşer acizdir, şaşar, ayakları doğru yoldan kayar. Hidayet de, reşad da senin elindedir. Bizi daima doğru yolunda tut. Şeytanın kalbimize girip bizi saptırmasına fırsat verme, zikrinle kalplerimizi cilalandır, daima aşkını içimizde yandır. Amin!
Şimdi bir düşünün. Cami de namazı eda ettiniz. Hocam bu duayı Arapça yaptı. Anladınız mı? Bu duaya Arapça olunca huşu içinde, gönlünüz Allah saygı ve sevgisi ile, Allah’a tam bir boyun eğiş Amin demeniz, manayı anlamadığınız için tam olabilir mi?
Lütfen duaları daha ziyade Türkçe yapalım. Rabbim her dili bilir ve bizi anlar. Bilmediğim duaya robot gibi Amin’i huşu içinde demek zor.

OHAL

Bir süre önce Ulusal bir tv kanalında ki bir söyleşide Doğu Perinçek; “Atatürk’ün 30 Ağustos 1922 Dumlupınar Meydan Muharebesi’nden önce, TBMM sinin tüm yetkilerini, kanun yapma yetkisi de dahil, kendisine verilmesini istemiş ve Meclis’ten almıştı.” söyledi.
O zaman Yunanlılar ile savaş halinde idik ve doğru ve sonuç verici bu talep Mustafa Kemal Paşa’ya verilmişti. Bu yetkinin verdiği başarılı sonuç Türk tarihine altın harflerle kazınmıştır.
Peki şimdi Haçlılar, terörist arap ve kürt gruplar, fetocular… topyekün planlı bir şekilde üzerimize geliyor. Fiilen savaş halindeyiz. Amaçları, uzun yıllar önce yaptıkları Türkiye’yi bölme planlarını gerçekleştirmek.
Evet. Şimdi asıl soruya gelelim. OHAL gerekli mi? Cevap, evet hem de elzem. Ancak kanun hükmünde kararnamelerde, hükümetin abartıya kaçmadan adalet çerçevesinde gelişmeleri tercih etmesi koşuluyla… devam. Biz çiğ et yemedik ki etkilenelim. Suçu olan, suçu suçluyu öven, hainlik yapanlar korksun.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.