• BIST 116.593
  • Altın 162,639
  • Dolar 3,8063
  • Euro 4,6601
  • Trabzon 11 °C

TRABZONSPOR’UN KURTULUŞU İDDİASIZ OLMAKTAN GEÇER!

Gürol Ustaömeroğlu

Birkaç kez farklı başlıklar altında futbolla ilgili bir şeyler yazmıştım. Genel olarak tekrarlamak istiyorum.

İyi bir Trabzonspor Taraftarı olduğuma inanıyorum. Bu taraftarlığım tarihin hiçbir döneminde çılgınlık boyutunda olmamıştır. Fanatizm denilen duygu hiçbir konuda olmadığı gibi futbolda da genlerimde yoktur. Karşılaşmaları mantığımla izlemeye çalışırım. Duygularımı asla ön plana çıkarmam. Nadir de olsa duygularımın mantığımın önüne geçtiğini hissettiğim an maç izlemeyi bırakır başka şeylerle ilgilenirim. Sonuçta spor der geçerim. Ama bu, takımımızın iyi ve kötü anlarında yanında olmamamı gerektirmez. Bu konuda mümkün olduğu kadar insani ölçüler içinde tepkilerimi gösteririm. Mutlu olur veya üzülürüm.

Trabzonspor son 30 yıldır şampiyon olamamaktadır. Bıraktık şampiyonluğu diğer kupalarda dahi sınırlı ve sayılı başarı yakalamaktadır. Bu konuda birçok spor yazarı ve diğer yorumcu arkadaşlar yeteri kadar makale yayınlamaktadırlar. Futbola ilgisi ölçülü bir adam olarak içinde olmadan, dışarıdan bakarak “ne olacak bu Trabzon’un hali? Mealinde sorulan sorulara hep şöyle cevap vermişimdir;

Futbol ne yazık ki artık bacasız sanayi gibidir. Üzerine çok ama çok yoğun bir ilgi vardır. Hele Trabzon’daki ilgi yapılan haksızlıklara tepki ile birleşince mesele şirazesinden kaymaktadır. Futbol ana tema ve amaç olmaktan çıkmakta, sinirlerin boşaltılması için bir bahane olmaktadır. Bu da zaten önyargılarla dolu ülkemizde bizi daha da fazla batağa sürüklemektedir.

Ekonomideki bir altın kuralı hayatın her noktasına taşıyabileceğimiz söylenir durur. Bir şeyin tavan yapması için taban yapması beklenir" denir. Aslında bu maneviyatımız için de geçerli değil midir? Tevekkül dediğimiz mesele burada önem kazanmaktadır. Her şeyi soğukkanlılıkla karşılamak ve geleceğe umutla bakmak için yaradana sığınmak değil midir temel mesele?

 

***

Trabzonspor yıllardır sorunlar yaşamaktadır. Dış sorunlar ayrı iç sorunlar ayrı kulvarda olmak üzere sürekli takımın yakasından düşmemektedir. Bir Anadolu Beyi olarak uzun yıllar sempati ile bakılan bir takıma öncelikle Futbol Federasyonu ve merkez hakem komitesi olarak ne oldu da tu kaka gözü ile bakılmaktadır? Ne oldu da bu takımın hem oyuncuları, hem taraftarları hem de yöneticileri zaman zaman tuhaf davranışlar sergilemeye, tuhaf beyanatlar vermeye başlamıştır?

Bence temel mesele 1996 yılında başlamıştır.

Uzun yıllar sonra 1996 yılında şampiyonluk eşiğinde iken o talihsiz Fenerbahçe Maçı'nda bütün hayaller bitti, söndü.

Burada iki önemli faktör bir kader olarak önümüzdedir. Bunlardan biri Şenol GÜNEŞ, diğeri ise Fenerbahçe'dir.

Trabzonspor'da Şenol GÜNEŞ asla son vuruşu yapamamıştır. Lig dediğimiz sürecin  90 dakikalık bir maç gibi olduğunu GÜNEŞ sürekli unutmuştur. Ancak buna mukabil milli takımda elde ettiği başarıyı yürekten kutlamışızdır. Bugün de Beşiktaş'ın başarısı için dua etmekteyiz. İnşallah GÜNEŞ'in o 90 dakika, o son vuruş zayıflığı tekerrür etmez de İstanbul'da elde edilen bir başarı olarak bizlerin de yüreğine su serpilir.

İkinci faktör Fenerbahçe'dir. Trabzonspor Futbol Trafiği'nde Fenerbahçe ile sürekli olarak önemli kavşaklarda burun buruna gelmişizdir. 1996 yılına kadar Fenerbahçe ile dengeli bir rekabet yaşarken bu yıldan sonra işler sürekli olarak Fenerbahçe lehine gelişmeye başlamıştır. Şike sürecini yazmak istemiyorum. Bu konu belli ki Fenerbahçe Cephesi'nde artık gündemde bile değildir. Yakında hukukun da bu noktaya geleceği muhtemeldir.

Manevi olarak Anadolu Beyi olmasına karşın artık günümüzde Trabzonspor sıradan bir takım olmuştur. Ülkemizdeki hiç bir takım ve hiç bir teknik direktör bizden çekinmemektedir. Avni AKER'e gelen takımlar bırakın beraberliğe yatmayı bilmem kaç gollük galibiyet almanın hesabını yapmaktadır.

 

***

 

Bütün bu curcuna içinde yönetimler çare peşinde koşmaktadır.

Birinci çare şudur;

Sorunu veya ne ile mücadele edildiğini anlamanın yollarından biri sorunun dışına çıkmakta yatar. Yani sorundan uzaklaşıp derin bir nefes alıp meseleye teşhis koymak yollardan biridir. Ama bunu bugün hiç bir yönetim yapmıyor. Herkes sabah akşam sorunla yatıp sorunla kalkıyor. Bu da bir telaş psikolojisi içinde sağlıklı düşünmeyi engelliyor. Bu çamurda patinaj yapmaya benziyor. Bu patinaj hem kendimize hem de çevremize zarar veriyor.

Ama en önemlisi birincinin de devamı olan ikinci çaredir;

Bu reçete acıdır ama kurtuluş için gereklidir. Sağlıklı bir gelecek için daha hayırlıdır.

Trabzon ve Trabzonspor bir süreliğine futbolun dışına çıkmalıdır. Takımı ligden mi çekeceğiz? Bilmem, hiç aklıma gelmedi ama neden olmasın?

Esasen benim kastım başkadır. Bu takım 2, 3, 5 yıl takım olarak ama en önemlisi kent olarak şampiyonluğu unutmalıdır. Kupaları unutmalıdır. Ligler devam eder ama bir takım yeniden sabırla baştan yaratılır. Küme mücadelesi verilecekse verilir. Ama yepyeni taze bir kan geriden gelir, vücuda enjekte edilir. Düşünceler değişir, taraftarın ısınan kanı soğur, tansiyon düşer, herkes yek vücut sağlıklı düşünür. O amatör takım ruhu yeniden gelir. Aile ortamı oluşur.

Şimdi itirazları okur gibiyim. Bana karşı geleceksiniz, belki hakaret bile edeceksiniz.

Ama çok değil bir süreliğine dediklerimi gözlerinizi kapatıp hayal edin. Ne kaybederiz?

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.