• BIST 110.115
  • Altın 272,462
  • Dolar 5,7673
  • Euro 6,4129
  • Trabzon 13 °C

Trabzon’un dünya ile her türlü bağı kesildi!

Azize Burgucu

  Bugün okurlarıma,  Osmanlı’nın son dönemi ile Cumhuriyet döneminde öğretmenlik, yöneticilik ve milletvekilliği yapan Mustafa Reşit Tarakçıoğlu’nun hayatı, hatıraları ve Trabzon’un yakın tarihi adlı eserinden bir bölümü köşeme aldım.
Büyük Taarruzun başladığı günlerde, memleketi Trabzon’da öğretmen olan Tarakçıoğlu, o günlerde yaşananları söyle anlatıyor;
  “25 Ağustos 1922 gününden başlamak üzere Trabzon limanından hiçbir tarafa ne motor, ne vapur hareket etmekte; liman bir ölü hareketsizliği haline gelmiş; posta telgrafhaneler bomboş halde, mektup ve telgrafla işleri her tarafa yasaklanmış idi. Trabzon’un dünya ile olan her türlü bağlılığı kesilmişti. Ahali bu sessizliğin neden ileri gelmiş olduğunu bilmediğinden birbirlerinden sebebini sorup öğrenmeye çalışıyor, fakat hiçbir yerden doğru bilgi alamıyordu. Nihayet bir gün sonra, yani 26 Ağustos 1922 günü ordularımızın Yunan yağma ve işkence sürüleri üzerine var kuvvetleriyle ve bütün ağırlıklarıyla atılıp ezmeye başladığı, Başkumandanlık savaşının başladığını öğrenmişti.
  Trabzon’un her derecedeki okullarında öğretmenler ders vermiyor. Bütün öğretmen ve öğrenciler, bizim için bir ölüm kalım savaşında ordularımızın zafere erişmelerini ALLAH'a yalvarıyor, KURAN-I KERİM okuyor, ibadet ediyorlardı. Çarşı, pazar kapanmış, alışveriş durmuş, cadde ve sokaklar ıssızlaşmış, erkekler camilerde, kadınlar evlerinde gözyaşı dökerek ALLAH’a kalplerini bağlayıp kavrulmuş ruhlarıyla, yalvarıp yakarmakta idiler.
   Savaşın gidişi hakkında hiçbir haber sızmamakta, bu yüzden halk sıkıntıdan boğulur hal içinde idi. Saatler günler kadar, günler ise aylar kadar uzun geliyordu. Ahali sıkıntıdan adeta taş kesilmiş halde idi. O zaman Trabzon ile Ankara arasında telefon çekilmemiş, hiçbir taraftan haber alınamıyor, günlerce süren bu ses karanlığı uykudan, yemek içmekten kesilmiş olan halk, Ağustos ayının sonuna kadar sürmüş olan bu cehennem günlerinde yarı canı çıkmış gibi bir halde idi. Ayın son günü bir telgrafçı ordularımızın meydan savaşını kazanmış olduğu müjdesini vermiş, Kazım Karabekir Paşa’ya gece yarısı gelmiş olan bu müjdeyi getiren dağıtıcıya, Paşa bir altın bahşiş vermişti.
  Artık günlerce çatılmış olan kaşlar düzelmiş, asık yüzler güler olmuş; gam gitmiş, her tarafta sevinç ve gurur rüzgarı esmekteydi. Aradan 20 gün geçtikten sonra meydan muharebesini kazanan gazilerimizden beden eğitimi öğretmeni Hüseyin Avni, öğretmen Fevzi, fındıkçı ziraatçı Kazım beylerin mektuplarını almıştık. Yedek subay olarak savaşa katılmışlardı. Hüseyin Avni Bey ilk hücumda düşmanın tel örgülerini kesip dinamitlerle örtülmüş cephesini yararak kendinden önce bir tepeye hücum etmiş olan Şahan Beye takım kumandanı olarak yardıma vardığı saralarda, Şahan Beyin şehit olduğunu, tepeyi nasıl ele geçirdiklerini, keskin nişancı olan yedek subay Kazım Bey de Yunan askerlerini bıldırcın sürüleri gibi önlerinden nasıl kaçırdıklarını anlatıyordu”.
  Trabzon, o günlerde çok karışık bir kentti. Bir tarafta yerli Rumlar diğer yandan muhacirlikten dönen MÜSLÜMAN TÜRKLER… Büyük taarruzun kazanılmasından 10 gün sonra Trabzon’da büyük bir miting düzenlenmiş ve halk sokağa dökülmüştü. Milli mücadele yıllarında yaşanan olayları öğrenmek geleceğimiz açısından da önemli olduğuna inanıyorum.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.