• BIST 99.785
  • Altın 276,275
  • Dolar 5,7492
  • Euro 6,3925
  • Trabzon 19 °C

Trabzon’un ihtiyacı siyasetten ve güçten arınmış ortak akıldır!

Yer KULAK

 resim-1-006.jpg Trabzon’da ve Türkiye’de hemen her dönem siyaseten ve ekonomik olarak gücü eline geçirenlerin büyük bir kesimi, kendilerini toplumun en akıllıları olarak gördükleri için genelde her şeyi onlar bilirler! Ve çoğu kararlar ve uygulamalar de daha yüksek akıllılar yani Ankara’dakiler tarafından alınır ve hayata geçirilir. 
  Trabzon’da ikinci bir tanjant yolu olarak Kanuni Bulvarı yapılıyor. Bu yolun güzergahını kim, kimler belirledi. Bu yol, Tanjant gibi şehir içi yolu mu yoksa transit geçiş yolu mu?.. Ki, bu yol ilk kez l988 veya 89’da gündeme geldi. O tarihlerde belediye meclisinde korniş yol olarak plana işlendi. Sonra ne mi oldu? Yolun güzergahı ile genişliği ile oynandı. Yol şehir içi yolu olmaktan çıktı!
resim-2-007.jpgYıldızlı- Akçaabat çıkışı arasındaki sahil yolu trafiği kaldırmıyor. Kaldırması da mümkün değil. Çünkü, bu yol hem şehir içi hem de transit yol. 
 Peki ne yapılması lazım? Mevcut yol güzergahında kavşaklar, köprüler yapmakla sorun çözülemez. Trafik daha da yoğunlaşır. 
İşin en kolayı deniz doldurarak yol yapmak. Ankara’daki akıllıların ilk tercihi bu! Denizi doldurduğumuzda kentin denizle irtibatını kesiyoruz. Bir ilçeyi iki beldeyi öldürüyoruz. Ankara’dakilerin ve onlara ses çıkarmayan Trabzon’dakilerin umurunda mı?
  Önümüzde iki seçenek kalıyor. Biri mevcut yolun üzerine direkler üstünde yeni bir yol veya Darıca-Yıldızlı arası tünel geçiş. Biz, tünel geçişe taraftarız. Kamuoyu da ağırlıklı olarak bu düşüncede. Ordu’da Samsun’da nasıl çevre yolu yapılmışsa, Trabzon’da da aynısı yapılsın. O illerde tünele ihtiyaç yoktu, Trabzon’da var. Darıca- Yıldızlı arasında yapın tüneli, mevcut sahil yolu da şehir içi yolu olarak kalsın. Trabzon’da yaşayanlar akıllıların iki dudağı arasından çıkacak kararı bekliyor.
  Moloz’da dolgu alanına, kamuoyunun görüşü alınmadan oldu- bitti ile devasa bir cami yapılıyor. Yapılan bina dini mekan da olsa, ihtiyaca binaen mi yapılıyor, yasalara, imar planına uygun mu? Binbir gerekçeyle karşı çıksanız, bu iş yanlıştır deseniz, hemen camiye karşı mı çıkıyorsunuz, deniliyor. Yanlışa yanlış demeyi sürdüreceğiz. 
***

  Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu, takip ettiğimiz kadarıyla kapalı devre çalışıyor. Şu ana kadar yaptığı iş, ekip kurmak. Belediye’de kontrolü ele almak. Gerçi, belediyede A kişi yerine B kişiyi getirmekle ne derece doğru ekip kurulur, bilemiyoruz. Bunu önümüzdeki süreçte göreceğiz. Belediyede iyi bir kadro da kursanız, yarın seçimde kaybettiğinizde göreve gelen o kadroyu dağıtır! Böyle gelmiş böyle gidiyor.
  resim-3-003.jpgBelediye Başkanı ve ekibi, kentin yaşanabilir kent olması için radikal kararlar alabiliyor mu? Mesela; Kent trafiğinin kanayan yarası olan, 9-10 kişilik minibüsler yerine 20 kişilik minibüslerle toplu taşıma yaptırabiliyor mu? Maraş Caddesini trafiğe kapatabiliyor mu? Kadınlar pazarının karşısında şu anda otopark olarak kullanılan alanda iki katlı otopark yapabiliyor mu? Kanuni Anadolu Lisesi’nin deniz tarafındaki bahçesinin yerinde çift katlı otopark yapabiliyor mu? Hastane ile Gazipaşa çıkışı arasındaki ücretsiz otoparkı kaldırabiliyor mu? Moloz’da, bin araçlık ücretsiz otopark ve ilçelerle merkez köylere çalışan araçlar için iki katlı da olabilir, bir otogar yapabiliyor mu? Daha birçok yapılması gereken iş var.
  Biz, dün olduğu gibi bugün de beklentisiz olarak zaman zaman bu köşede görüşlerimizi açıklayacağız. Amacımız, gelecek kuşaklara daha iyi, daha yaşanabilir bir kent bırakmak için öneri sunmaktır. Biz işin icra değil fikir üretme tarafındayız. Trabzon için fikri olanlara da köşemiz açıktır. 

Meddah seyretmekle olmuyor Tarih Okuyun!

 meddah.jpg Trabzon’un yetiştirdiği değerlerden biri olan Prof.Dr. Yahya Sezai Tezel, dün Türkiye üzerine farklı bir değerlendirmede bulundu. Yahya Hoca’nın değerlendirmesi şöyle;
‘Türkiye önümüzdeki kısa (2023'e kadar) ve orta (2050'ye kadar) dönemde giderek insan haklarına riayet aksiyomuna iyi kötü dayanan iyi kötü hukuk devletine sahip ve çoğulcu parlamenter partiler demokrasisi içinde iktidarın suhuletle el değiştirdiği Batı Dünyası’na giderek kopacak, Pakistan-vari bir siyasi kültürün batağına sürüklenecektir diye endişe ediyorum.
  Bakarsınız 2023’te hala açık bir zihinle hayatta olur ve bunları konuşmaya devam ederim. 2050'de hayatta olmayacağım kesin. Ama şu an yaşı 50 + - olan kuşak umarım hayatta olur. O zaman olur ya hatırlarsınız bu endişemi. Ve umarım boş yere endişe etmişim hoca dersiniz. Bugünkü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi yukarıda işaret ettiğim ana mesele açısından önemli. Daha televizyonu açmadım. Sabahtan beri önce kahvaltı yaptım, sonra biraz bahçe işiyle uğraştım, biraz cep telefonumda sosyal medyada zaman öldürdüm. Birazdan TV'yi açıp olan biteni izlemeyi başlayacağım. 
  Türkiye bugün lumpen köylü ve lumpen şehirli bir seçmen bloğunun medeniyeti boğması tehlikesi ile karşı karşıyadır. Bu blok sadece AKP'de siyaseti etkilemiyor. Bunun bir başka versiyonu da sola açık partiler ve siyasi platformları etkiliyor. Alla Turka müzik geleneği, Saray, Tekke, Dergah, Kilise ve Havra kültür mekanlarında yetişen, yaşayan bir gelenekti. Osmanlı siyasi kültür aleminde aristokrasi yoktu. Ama aristokrasimsi kültür mekanları vardı. Saray, Fener Patrikhanesi, Mevlevi Tekkeleri gibi. Osmanlı üst kültürünün bir parçasıydı Dede Efendi, Tamburi İsak, Artaki Candan, Zaharya. Bugün güya İslamcı bir halk hareketi gibi görünen lumpen köylülük ve lumpen varoş büyük şehir nüfuslarının Osmanlı'nın üst kültürü ile hiçbir devamlılık bağları yoktur. 
  Bugünkü Türkiye'de muhafazakar olmayan ve üniversite bitirmişlerin büyük çoğunluğu, İlber Ortaylı gibi meddahların ekrandaki showları ile yetinecek kadar tembel oldukları için, Güler Sabancı gibi, Osmanlı İmparatorluğunun tasfiyesi sürecindeki travmalardan habersizdir. Bu travmaların bilinçlendirilmesinin sağlayabileceği katharsise (acı veren ama arındıran aydınlatıcı bir bilinçlenme) ihtiyacımızın da farkında değillerdir. 
  Osmanlı devleti, hem klasik çağında hem de Osmanlı devletindeki siyasi ve diğer üst kültür kurumlarını taşıyan kadroların bu kurumları ve dayandıkları değerleri Avrupa'daki örneklere göre transforme etme, dönüştürme arayışları döneminde bir Avrupa devleti idi. 
  Bugün sahnedeki insanlarımızın sergiledikleri kültürler paletinde Avrupa'yı asla ait olmadığımız ve asla ait olmamamız gereken "küfür" ve "öteki" ve "düşman" kültürler alemi gibi görenler, Osmanlı üst kültür tarihi hakkında külli cehalet içinde bulunan arkadaşlarımızdır.  Aşağıdaki Dede Efendi’nin ‘Gönül durmaz su gibi çağlar’ bestesi Avrupa Kültür Dünyasının tarihi üstündedir. Arap, İran, Pakistan, Hindistan kültür dünyası tarihi üstünde değildir.  Solcu kardeşlerime özellikle hatırlatıyorum. Cumhuriyet bir Avrupalılaşma, Batılılaşma projesiydi. Siz anti-emperyalizm diye Avrupa'ya küfrede küfrede, İslamcı kardeşlerimizle beraber bu projenin içine ettiniz. Küre ölçeğinde olan biteni öğrenin. Tarih okuyun. Meddah seyretmekle olmuyor.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.