• BIST 107.206
  • Altın 143,417
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Trabzon 26 °C

TRUVA ATI VE AYN EL ARAP!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Bir gün, cihan harbinden sonra Ortadoğu’da kurulan suni devletlerin halkları ayaklanacaktır.  O gün geldiğinde, yeni kurduğumuz Cumhuriyetimizin yöneticileri, bu halkların değil emperyalist güçlerin yanında yer alırsa aynı akıbete kendileri uğrayacaktır. Ve kurtuluş savaşında yedi düvele haddini bildiren Türk Halkı onların da hakkından gelecektir.

                                                                           Mustafa Kemal Atatürk

 

Üzerimize çöken bulutların karamsarlığını anlatamayacak kadar vahim bir süreçten geçiyoruz. Önce felaketler ardından katliamlar. Ülkeyi kaosa sürüklemeye çalışanlar kendi felaketleri söz konusu olunca yakıyor, yıkıyor, katlediyor. Hatta daha da ileri giderek tehdit ediyor koca bir ülkeyi.

Biz niçin bunları yaşıyoruz?

Biz ne zaman yanlış yönetilmekten kurtulacağız?

Biz kimlere güvenebileceğiz?

Biz nasıl bir bütün olmayı öğreneceğiz?

Sorular ve sorunların üstesinden ne zaman gelebileceğiz?

Ne olur artık uyanalım ve silkelenelim.

Son günlerde büyük şehirlerdeki dezenformasyon halkı paniğe sürükledi. Fakat şimdi dimdik ayakta durmak zamanıdır. Yalan, yanlış ve kasıtlı olarak yapılan tüm olayları ve yanlış ihbarları kulak ardı edelim; tedbiri elden bırakmadan. Amaç korku toplumunun korkak bireylerini izlemektir. 

Biz bu olanları hak etmiyoruz. Korku toplumu anlı, şanlı Türk Milletine yakışmaz.

Yaşadığımız tüm bu zulümlerin, hukuksuzlukların, acıların, ahlaksızlıkların, felaketlerin, katliamların, sıkıntıların hepsini bize kader diye yutturmaya çalışanlara derim ki bu bir ıstırap ve derttir. Üstelik de sizin bizlerin başına açtığı bir dert.

İnsanları neden ayrıştırıp, bütünleştirmezsiniz? İnsanlara neden sen şu, bu ya da o’sun dersiniz. Neden hepimiz bir bütünüz demezsiniz. Demezseniz de birileri çıkar o zaman Güneydoğu benimdir ve başkenti de Diyarbakır’dır der. Sizler de sadece izlersiniz.

Başa çıkamazsın o zaman. Taviz vermişsindir çünkü. Demişsin ya çözüm süreci. Sahi neyin çözümü biz savaş mı yaptık da barış imzalayacağız.

Vatansız insanların hali ortada çok uzağa değil, Irak ve Suriye’ye bakmanız yeterli. Siz hala neden ısrarla bölünmeye çalışıyorsunuz. 

Akiller atamışsınız olayı anlatsın, yumuşatsın diye senin beceremediğini iki üç tane şarkıcı mı becerecekti?

Ülkeye gelen sığınmacıları zavallı mağdur insanlar diyerek, kendi milletinizi gelenlere yedirdiniz.

Hani 200 Türkiyeli aydın Kobani’ye sahip çıkmıştı. Sağduyu çağrısı yapmıştı. E ne oldu? Bugün gelinen noktanın açıklamasını eli kalem tutan, okuyan ve anlayabilen 200 aydına sormak isterim. Konservatif olan ama birikimlerini kendi filtresinden geçiremeyen aydın ne kadar aydın olabilir ki.

Ayn El-Arap neden Kobani oldu? Kürtlerin Kobani’si. Köylerin, kentlerin isimlerini değiştirmeye meraklı insanlar size söylüyorum ismi değiştirince hiçbir şey değişmiyor. Ortalık güllük gülistanlık olmuyor. Ortalığı kan götürüyor.

Ortalıktaki Truva atı hep aynı ve her şeyi silip, süpürüyor.

Bir yerde okumuştum kimin söylediğini hatırlamıyorum ama bugünler için çok yerinde ve anlamlı bir söz: “Can almak deyimi keşke sadece yakar top oyununda olsaydı. Belki mutluluktan daha kolay bahsedebilirdi, tüm dünya çocukları.”

Hayatlarımıza hiç hakkı olmayanlar el koydu. Kendilerine benzetmeye çalışıyorlar. Ya da diyorlar ki sürünmeye mahkumsun. Yediğimiz, giydiğimiz, içtiğimiz her şey onların tekelinde. Dünya sanki onlar sayesinde dönüyor.

Dünya ne zaman barışı konuşacak?

Sürekli hayatımızın maçını yaptırıyorlar bize. Yorulduk, tükendik. Sürekli ölümün golüyle baş başa kalan insanlık yaşam denilen şeyin ne olduğunu sorgular oldu. Hayat felsefesini ve var oluş felsefesini de sorgular oldu.

Türkmenlerin uğradıkları zulüm ve vahşete karşı sessiz kalan ülkem Türkmenleri kalbinden vurdu. Dostunun ilgisizliği karşısında Türkmenler ülkeme tehdit savurmadı, ülkemi parçalamadı. Karalar bağladı ve sustu.

Sıkıntılı süreçlerden geçiyoruz, huzurumuz kaçtı. Olan yine halka oluyor; Ülkenin birliği, dirliği, güvenliği meselesi yine halkın bir numaralı gündem maddesi. Çünkü birliğimizi, dirliğimizi ve güvenliğimizi tehlikeye sokmak isteyenlerin asıl amacı huzurumuzu kaçırmak ve bizi mutsuz etmek. Hep bunu yapmadılar mı? Gencecik fidanlarımızı mayında patlatıp yüreklerimizi dağlamadılar mı? Kaç ailenin içini yaktılar. Şimdi de ülkemizi ateş topuna çevirmeye çalışıyorlar.

Türklerin Orta Asya’dan çıkıp diğer ırklarla tanışmasının üzerinden 1500 yıl aşkın süre geçti.

Türkler yeni tanıştıkları ve çoğu kez bozguna uğrattıkları ırkların kininden hala kurtulamadılar.

Batının ve Arap toplumun hep korkulu rüyası oldu. Bugün eli kolu bağlanmış Türkiye yine dünya gündeminin en önemli ismi.

Bağıranlar, yıkıp dökenler hep aynı, Cumhuriyetin kuruluş aşamasından beri, hiç değişmedi.

İyilik-kötülük, zenginlik-yoksulluk, aydınlık-karanlık, siyah-beyaz her şeyin zıttı var. Birbirine büsbütün karşıt olan bu kelimeler hayatın da güzellikleri ve kötülükleridir. Hayatımızda güzellikler insanı çekerken kötülükler iten olur. İki zıt gerçeği aynı anda görebilmek ve kabullenmektir as olan. Aslında negatif olan her şey, pozitife hizmet eder. Bir tek Türkiye’deki negatifler hariç.

Kazanmak için başkalarına ihtiyaç duyanlar, başkalarını kullananlar, kuklalar yaratanlar, insanlara hayatı hep rakiplerle ve düşmanlarla dolu bir savaş alanı olarak göstermişlerdir. Kuklalar hep kaybeden olurken, kullanıcılar hep başarılı olmuştur. 

Bugünlerde hayatımızı anlamlandırmak, kara bulutları görmemek için en gerekli olan şeyi yapmaya çalışıyorum; ütopyalar yaratıyorum.

Tıpkı Amerika’nın önce senaryolaştırıp,  olamaz dediğimiz sonra da gerçekleştirdiği filmler gibi. Ben de ütopyamda Güzel Türkiye’mi koruyan, kollayan, gözeten idareciler görüyorum. Bir bütün içinde yaşayan insanlar görüyorum. Kim bilir belki gerçek olur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.