• BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • Trabzon 13 °C

TURİZMCİNİN ÇIĞLIĞI!

TURİZMCİNİN ÇIĞLIĞI!
Ahmet KAYACIK

 

Yaklaşık 30 yıl önce, yani 1980'li yıllarda İran-Irak savaşı bitmiş, İran ülkeyi yeniden inşa etmek ve ekonomisini ayağa kaldırmak için müthiş bir ithalat başlatmıştı. İthal ürünlerin büyük bölümünü de Trabzon limanından gerçekleştirmişti. Bu sırada nakliyeciler, sürücüler, küçük sanayiciler büyük paralar kazanmışlardı. Ancak taşımacılıkta yarattığımız sorunlar nedeniyle İran ithalatını Basra körfezine kaydırmış, Trabzon limanı sinek avlar hale gelmişti. Kısa dönem içinde altın yumurtlayan tavuğu kendi ellerimizle kesmiştik. Sonra, İran ile defalarca görüşmüş, Trabzon limanını yeniden hareketlendirmeye çalıştık. Ancak öldürülen altın yumurtlayan tavuk bir daha diriltilememişti.

Sonra, ülkemize batılı turist akın başladı. Daha çok kültür turları için gelen batılı yani yabancı turistler, otobüslerle, gemilerle, uçaklarla akın akın Doğu Karadeniz'e gelmişlerdi. Otellerde yer bulunamaz olmuştu. Trabzon'a gelen gruplar Sümela Manastırı ziyaretinden sonra ya Artvin ya da Erzurum'a yönelmişler, doğu turu yapmışlardı. Ancak 1984 yılında başlayan terör hareketi, rezervasyonların tek tek iptal edilmesine yol açmıştı. Turistler ilerleyen yıllarda hiç gelmemeye başlamıştı. Böylece altın yumurtlayan ikinci tavuğu da kesmiş olduk!

Derken, Sovyetler Birliği dağıldı. Sarp Sınır Kapısı ile birlikte Karadeniz limanları da açıldı. Doğu Karadeniz Bölgesi, Bağımsız Devletler Topluluğu'ndan gelenlerin gözdesi haline geldi. Bavul ticareti giderek ihracata dönüştü. 1995 Ekonomik krizini hiç sorun yaşamadan atlatan bölge Doğu Karadeniz oldu. Sonra fuhuş olayları, güvenlik güçlerinin akıl almaz baskıları ve ihracat ürünlerindeki aşırı fiyat artışları, dolandırıcılar gündeme geldi. Herkes Türkiye'ye tavır almaya başladı. Altın yumurtlayan üçüncü tavuğu da yine kendi ellerimizle kestik!

Yaklaşık 15 yıl kadar önce, dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Abdulkadir Ateş'in girişimiyle Doğu Karadeniz'de bir turizm hareketi başlatıldı. Adına da, 'Yeşil Tur' denildi. Çeşitli kampanyalar düzenlendi, gösteriler organize edildi. Hatta Çoruh Nehri'ndeki bir rafting gösterisinde bir botun devrilmesi ile aralarında bizim Hürriyet Muhabiri Mehmet Güner'in de bulunduğu bazı meslektaşlarımız, hırçın akan bulanık sularda ölümle yüzyüze geldiler. Yıllarca süren çabalar sonucu yerli turistler Karadeniz'in yeşil-mavi doğasını, fark ettiler. Ve akın akın bölgemize gelmeye başladılar. Bunu gören yerel halk yemek-içme ve konaklama tesisleri açmaya başladılar. Şimdi binlerce kişi, bütün sorunlara rağmen bu sektörden ekmek yiyor. Ancak yine çıkar çevreleri devreye girdi, altın yumurtlayan son tavuğu kesmek için bıçağı eline aldı. Şimdi, geçmişe bakıp ders almanın zamanı. Bu çıkar çevrelerine karşı koyup, elindeki bıçağı alalım. En büyük kazanımımız bu olayın farkına varmamız. Bu farkınladığı da yaratan, bölgemize her yıl binlerce yerli turist taşıyan Seyahat 53'ün sahibi, değerli dostumuz Davut Haşimoğlu. Kimi acentalarla bu acenlatalara bağlı rehberlerin yarattıkları sorunları biliyorduk ama bu kadarına da hakim değildik. Pes doğrusu. Şikayetçi sadece Davut Haşimoğlu değil, yöredeki bütün işletmeler dertli.

Sevgili Haşimoğlu'nun, konuyla ilgili olarak kaleme aldığı bu önemli uyarıyı noktasına, virgülüne dokunmadan dikkatinize sunuyorum. Ve elbette yöneticilerden, işletmelerden bu kişilere dönük önlem alınmasını bekliyoruz. Bakalım Valilikler, TÜRSAB ve ilgililer nasıl bir tavır takınacaklar. Haftaya bunu göreceğiz, gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz.

 

 

DOĞU KARADENİZ VE YAYLALARI KÜLTÜR TURİZMİ

 

BURALARDA YAKIN TARİHTE TURİZMLE İLGİLİ NELER OLDU:

            Doğu Karadeniz yerli kültür turizminin başlangıç tarihi 1991 yıllarına dayanmaktadır. Bu tarihten önce Karadeniz, Avrupa’dan gelen turistleri yoğun bir şekilde ağırladığını bilmekteyiz. Hatırlarsak; İskandinav ve Avrupa ülkelerinden gelen turistler aslında hem kültür hem de yürüyüş grupları olduklarını gayet iyi biliyoruz ve ayni zamanda bu grupların bir bölümünün Kaçkarlardan Erzurum’a geçtiklerini de biliyoruz. Bu yoğun ziyaretlerin, turizmin nasıl bittiğini hala kimse net olarak bilemiyor. Terörden diyen var uluslararası politikadan diyen de var, ama kesin olarak bir sebepten bitmediğini biliyoruz tahmin ediyoruz ki birkaç sebep bir araya gelmiş ve şu anda olduğumuz durum ortaya çıkmıştır. Acaba bu sebeplerden biri de rehberlerin turistlere satış yaptıkları ve komisyon aldıklarından dolayı olabiliri mi? Acaba bu durumu turistler anladılarsa gelmeye devam ederler mi?

 

YAKIN ZAMANDA TÜRKİYE GENELİ İÇ TURİZM:

            Yine hafızalarımızı zorlarsak Türkiye geneli 15 yıl ve öncesi çok yoğun turların çıktığı Fethiye Kaş Kalkan, Antalya-Kurşunlu-Düden-Perge, Aspendos-Side-Alanya-Köprülü kanyon, Kemer-Olimpos-Yanartaş-Faselis vs. gibi çok yoğun yerlere Büyük şehirlerden turlar çıkardı, ama Türkiye’de alım gücünün artmasına, gezi-seyahat kültürünün gelişmesine rağmen giderek oranı düşmektedir. Bunun birçok sebebi olduğunu biliyoruz ancak sebeplerin biri de Operatörlerin Rehberlerle beraber organize ettikleri yemeklerden aldıkları komisyonun yerli turistlerin farkına varmaları olabilir mi.?

 

YERLİ TURİSTLER EN ÇOK KARADENİZ’İ NEDEN TERCİH EDİYOR:

a) Yaz aylarında Karadeniz yaylalarının daha serin olması ve yeşilin her tonu doğanın mükemmel olması; Bilindiği gibi sıcaklarda insanlar serin yerlerde tatil yapmak isterler, Türkiye’de hem serin olması hem de doğal güzellikleri açısından Karadeniz’e alternatif bir yer olmadığı bilinmektedir.

b) Yemekler-müzik: Yemeklerin otantik ve Türk damağında çok etki yaratması hafızalarda kalması, Müziğinin de çok seviliyor olması.

c) Karadeniz İnsanlarının mert-samimi, kendileri ile barışık sıcakkanlı-esprili oluşu, en önemlisi de misafirperver olmaları; Bu konu aslında kimse konuşmasa da turistlerin gezip görecekleri yerlerin psikolojisi açısından çok önemli insanlar gittikleri yerde karşılaştıkları insanlarla güvende olmaları samimi ilişkiler kurmaları güvensiz bu Dünyada çok önemlidir.

d) Fiyatların uygun oluşu: Aslında bu seneye kadar Karadeniz’in fiyatları diğer bölgelere göre iyi idi ancak;2013 yılı yaylalardaki marjinal dengesiz fırsatçı çok uçuk fiyatların bazı misafirlere dayatıldığını üzülerek duymaktayız.

2013 YILI VE ÖNCESİ KARADENİZ İÇ TURİZMİNDE YAŞANAN OLUMSUZLUKLAR:

a) Devlet yetkilileri (Valilikler Kaymakamlıklar): Bu kurumlar aslında varmış gibi gözükse de aslında etkin olmadığını biliyoruz. Örnek: Çifte rezervasyon yapmış bir tesise veya misafirlere kaba davranan bir işletmeciye ne yapabilirler?  Ya da misafirlerin mağduriyetini giderebilirler mi? Eğer bunlara çare olamıyorsa o zaman varlığı ile yokluğu ne fark eder.

b) Rehberler- Operatörler: Aslında rehberler ve operatörler bir olup  bindikleri dalı kesmekteler de farkında değiller. Örnek; daha iyi memnuniyet sağlayarak daha fazla insanın gelmesini,  sezonu uzatma politikalarıyla ilgilenip  gelirlerini arttıracaklarına, misafirlerden, Gümüş, Rizebezi, Minibüs ve yemeklerden komisyon alarak gelirlerini arttırmayı hedeflemektedirler. Bu konuda o kadar ileri gidiyorlar ki aralarında ekstra fazla satış yapabilen rehber aralarında İYİ rehber olarak anılmakta az ekstra satış yapan rehber ise KÖTÜ rehber olarak anılmaktadır. Ekstra satış yapamadıkları misafirlere de alaycı iğneleyici cümlelerle hakaret etmektedirler.

c) Bölge Esnafı-İşletmeciler: Bu kişilerde her konuda Acentalar ile operatörleri taklit etmektedirler çok kazanmak için çifte rezervasyon, yeme-içmede kalite eksikliği, serviste aksamalar, misafirlere kaba davranmalar gibi olumsuzluklar zaman zaman yaşanmaktadır. Bazı kaptanlar büfelere sigara ücretini ödemeyip “ne parası vereceğim buraya turist getirdim görmüyor musun” diye tartışmaların çıktığı da malumunuzdur. Unutulmamalıdır ki bu olumsuzlukların bir sebebi de sezonun çok yoğun geçmesinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca birde bölgesel bölgecilik var ki o da ayrı konu örnek: Uzungöl’e turist gitmesin Maçka’ya gitsin, Ayder’e turist gitmesin Sahillerde kalsın gibi küçük içi kıskançlık dolu basit düşünceler. Bilmezler ki turist Karadeniz’e hepsi için gelir ne kadar alternatif varsa bölge o kadar ilgi görür

 

OLUMSUZLUKLAR, İLLEGAL SATIŞLAR VE KARADENİZ’E GELEN MİSAFİRLERE  ETKİSİ:

Sormak lazım;

a-Eğer bölgede 5 tl ye satılan çorba rehbere komisyon vereceğiz diye 7 tl ye satılırsa, 5 tl’lik minibüs ücretleri rehbere pay çıkacak diye 15 tl toplanırsa bölgenin adı pahacıya çıkmaz mı?

b-Eğer Karadenizlilerin yemeklerden, alışverişten, minibüsten komisyon verdikleri misafirler tarafından anlaşılırsa Karadenizlilere olan güven bunu itiraf edip yeni bir sayfa açmak gerekmez mi?

c-Yapılan çifte rezervasyon, yeme içmede standart düşüklüğü, misafirlere kaba davranmalar acaba Karadenizlileri güven açısından nasıl hatırlanmalarına sebep olur.

Biz bu yukarıdaki özet hikayeyi Güneyden 25 yıl öncesinden de biliyoruz. Hatırlayın Anadolu kültür turlarını bu gerekçelerle bitirdiler aslında Karadeniz de yarın turizm biterse başka bir bölge popüler olursa (örnek Doğu Anadolu) hepimiz biliyoruz ki, Rehberler- Operatörler rotayı oraya çevirecekler ve Karadeniz kaderine terk edilecek yalnız kalacak. Hep böyle olur zaten. Ama buna izin veremeyiz.

ACİL ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER

a) Devletin gerçek anlama denetlemelerin gerçekleştirmesi: Biliyoruz ki bir köyde buzağı satılsa Devlet ondan vergi almak ister kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına almak isterler ancak bu yasal olmayan yollardan dönen büyük rakamları neden görmezden gelirler? Eğer Devlet bu durumdan haberdar değilse vahim, haberdar da görmezlikten geliyorsa daha da vahim. Bir operatör satış yerlerinden beş yılın komisyonlarını aldığını yani vadeli çekle tahsil ettiğini çok iyi biliyoruz. Soru: Bu kayıtdışı para nerelere gidiyor bir kısmı terör örgütlerine gidiyor olabilir mi?  Biliyoruz ki devlet isterse bunları önler…

b) Denetimlerler ilgili Karadeniz birliği adı altında bir kurul oluşturulması: Bir kere hiçbir yetkiliye sormadan, hiçbir toplu sivil örgütlere haber vermeden bu konu kamuoyunda deşifre edilmeli, bu konuda tüketici basın yoluyla bilinçlenmesi sağlanmalıdır. Arkasından da 6 ilin oluşumuyla Karadeniz Turizm Birliği kurulmalıdır. Bu birlik her yıl 12. ayda bir İlde tüm operatörler, İşletmeler toplanarak bölgenin gelişmesi için herkes olumlu-olumsuz her konuda konuşmalı bu konuya her yıl ev sahipliği yapan il valiliği başkanlık yapmalıdır. Ve burada yeni stratejiler geliştirmeli ilk önce sezon bir yıl üçe bölünerek fiyat politikası belirlenmeli sezonu uzatılmalı iki ay olan sezon 6 aya çıkarılması için gayret gösterilmelidir. Bu toplantı sonunda kapanışla birlikte bir deklarasyon olarak basında tanıtılmalı basılıp yayımlanmalıdır.

 

Davut HAŞİMOĞLU

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • İşte 'Şah Fırat' operasyonunun detayları!22 Şubat 2015 Pazar 10:42
  • GENELKURMAY'DAN İLK AÇIKLAMA!22 Şubat 2015 Pazar 10:40
  • TSK'dan 'Şah Fırat' operasyonu!22 Şubat 2015 Pazar 10:08
  • İstanbul'da kaç Trabzonlu var?13 Şubat 2015 Cuma 14:14
  • O para öğrencilere iade edilecek!12 Şubat 2015 Perşembe 05:49
  • '10 bin lira ver, cevap anahtarını al'03 Şubat 2015 Salı 01:06
  • 2010 öncesi tüm sınavlara inceleme!16 Ocak 2015 Cuma 12:55
  • Canlı bomba Çeçen çıktı!08 Ocak 2015 Perşembe 09:32
  • Dondurucu soğuklar geliyor!04 Ocak 2015 Pazar 14:20
  • Yan bakma cinayeti!02 Ocak 2015 Cuma 09:57
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.