• BIST 94.682
  • Altın 222,782
  • Dolar 5,6803
  • Euro 6,5153
  • Trabzon 17 °C

TÜRK DİL BAYRAMINI DA UNUTTURDULAR

Rasim EFENDİOĞLU

26 Eylül 2017, Dil Bayramının 85.yılıydı. Baktınız mı, izlediniz mi, basında ne ölçüde yer buldu, nerde, nasıl törenlerle kutlandı? Oysa 1932-33.... Gazetelerinin o günkü baskılarına baktım. Tam sayfa verilmiş. Büyük bir coşku ile tüm yurtta kutlanmış. Çünkü çok önemli bir olay. Bu bayramı öneren ve armağan eden büyük önder, büyük başöğretmen dilin önemini en özlü sözlerle vurguluyor ve bu bayramı çok önemli ulusal bir bayram olarak gösteriyordu. Halk, ulus da bu emre uyarak bu bayramı anlamına uygun yıllarca kutlardı.
 

Son 15 yılda salt Dil Bayramı değil diğer ulusal bayramlar da yasak savar biçimde sembolik olarak kutlanıyor. Oysa bayramlar halkı ulus yapan, birlik ve dayanışmayı sağlayan ülkeyi ve ulusu ayakta tutan çok önemli direklerdir, bağlayan bağlardır. Salt ulusal bayramlar değil dini bayramlar da birlik ve dayanışmayı, sevgi bağını güçlendiren etkenlerdir. Oysa dinsel bayramlar da artık tatil bayramı durumuna geldi. Kısacası kimliğimizi yitiriyor, bencilleşiyoruz, kopuyoruz birbirimizden. Bu çok tehlikeli bir gidiştir.

 

TÜRK DİL BAYRAMININ 85.YILI

Geçen 26 Eylülde Dil Bayramının 85.yılını yaşadık, evet kutladık diyemiyorum. Çünkü takvim yaprağından anımsadık. Kimi gazetelerin dar bir köşesinde yer aldı. Türkçeyi çok seven ve önemine inanan birisi olarak çok üzüldüm ve utandım. Peki ne oldu? 1932 11 Temmuz’da Türk Dil Kurumu kuruldu. Ülkesinin yüksek istiklalini ve istikbalini bilen yüce Türk Atatürk'ün öncülüğünde bu kurum kuruldu. Yeni devlet Osmanlı mirası üzerine kurulmuş gibi görülür. Oysa Osmanlı bir Türk Devleti değil. Osmanlı hanedanı bir soy devleti. Evet Osmanlı Türk de devletin tüm kuralları Türk Ulusuna göre değil  İmparatorluğun kurallarına göre kurulu. Yani ulusal bir dil yok, ulusal bir tarih yok. İmparatorlukta çok değişik dinden ve ulustan halk var. Ortak kimlik Osmanlı olmak. Osmanlının dili Türkçe değil Osmanlıca. Osmanlıca Türkçe, Arapça, Farsça ve daha sonra Fransızcanın karışımından oluşan bir yapay dil. Bu dil zorla yazışmalarda kullanılıyor. Ağırlıklı olarak Türkçe Farsça ile bir edebiyat dili oluşmuş o da sınırlı bir kesime hitap ediyor. Kısacası tabandaki ile tavandakinin dili farklı. Halk devletin dilini anlamaz. Anlamadığı için olağanüstü bir dil olarak bilir ve öylece halk Türkçe konuşur, edebiyatını yapar. Seçkin kitle de bu yapay dille yazılı anlaşır. Yoksa bu dili aslında kimse konuşamaz.

İşte bu nedenle yeni kurulan devlet, ulusal devlet, ulusal dilini ve ulusal tarihini bilmek zorunda. Devlet Cumhuriyettir. Halkın, ulusun devletidir hanedanın değil. Bu nedenle Büyük Atatürk savaş meydanlarında bile eğitim ve kültür işleri ile ilgilendi… “Türk demek dil demektir” dedi. Bu halk, bu ulus kimliğini bilmeli. Herkesin anlayabileceği ve seveceği bir ortak dil olmalı gerçeğinden hareketle birçok devrim yaptı. İşte bunlardan en önemlileri Türk Tarih Kurumunun ve Türk Dil Kurumunun kurulmasıdır. Kurumun ilk kurultayı da ulusal bir bayram olarak kabul edildi. Artık bakan da, başbakan da, cumhurbaşkanı da Karacaoğlan gibi, Yunus gibi konuşacak. Çeşme başında bir devlet büyüğünü dinleyen halk kendinden birinin konuştuğunu kabul edecek. Bu çok mutlu bir olay değil mi? Bayram yapmaya değmez mi..?

 

EĞİTİMDEKİ BAŞARISIZLIĞIN NEDENLERİNDEN BİRİ DİL DEĞİL Mİ?

Söyleneni ve okunanı anlamamak. Başarısızlık nedenlerinden biri. Her ders için önemli. Çünkü dil çok önemli. Ünlü bir ozanımız, “Türkçem benim anamın sütüdür” diyor. Ana sütü olmadan insan yavrusu yaşar mı?  “Türkçem benim ses bayrağım “diyor bir başka ozan. Bayraksız bir toplum nedir?.. Bir sürü mü yoksa pazar yerinde bir kalabalık mı? İşte dil bu. Büyük Atatürk, “Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir” diyorlar. Bu bağı dil sağlıyor.

Türkçe bir bağ, dağılmamayı sağlayan bir bağ. Bu sevgiyi, bu duyguları ileten bir köprü. Bunu bozarsanız bu topluluk dağılır ve değişik sorunlar ortaya çıkar. Sevgileriniz, manilerle, türkülerle, dilinizle can bulur gönüllere akar. Bu gerçeği binlerce yıl önce Çinli bilgin Komfüçyüs en veciz biçimde vurgulamıştır. Türkler, Atalarımız kitabelere Türkçe olarak öğütlerini kazımıştır. Bu taşlar doğanın tüm aşındırmalarına karşın hala ayaktadır. İşte bu nedenle anadil çok önemlidir, eğitimde anadilde gösterilecek başarı genel başarıyı etkiler. Ancak sözde eğitimciler bu gerçeği görmüyor onlar hala içerikle oynuyor. İstedikleri basmakalıp bilgileri kafalara yerleştirmeye çalışıyorlar. Oysa eğitimde, ne öğreneceğini değil nasıl öğreneceğini öğretmek gerekir. Yoksa sizin bilgileriniz doğru ve yararlı ise doğru düşünebilen öğrenci onu arar bulur.

 

DİLLE HEP OYNANMIŞTIR YİNE OYNANIYOR

70’li yıllarda genç bir öğretmendim. Öğretmenimin bana Türkçeyi tanıtması ve sevdirmesi ile göreve başladım. Politikacılar günümüzdeki kadar olmasa da eğitimle ve kültürle yine oynuyorlardı. İçeriğe karışmak. Dille uğraşmak. Öz Türkçe mi yoksa Osmanlıcaya dönüş mü? O yılları da yaşadık. Ancak Türk Dil Kurumunun başarılı çalışması ve edebiyatçılarımızın yoğun çabası ile Türkçe öz kimliğine kavuşuyordu. Zaman zaman kimi sözcükler yasaklandı, serbest bırakıldı. Ancak kimileri en karşı oldukları sözcükleri bile yıllar sonra çok rahat kullandılar. Türkçenin bu başarıya ulaşmasında o yıllarda TRT’nin büyük katkısı oldu. Türkçe artık öz benliğine gerçek güzelliğine kavuşuyordu. Daha sonra yollar ayrıldı ya. Devletle kimi kurumlar, Dil olimpiyatları düzenlediler. Törenleri bakanlar başbakanlar açtı. Stadyumlarda gösteriler yapıldı. Ben o yıllarda; Türkçenin Olimpiyatı olmaz diyor ve Türkçeyi çok iyi tanımayan ve sevmeyenler böyle yapay bayramlarla Türkçeye katkı sağlayamaz. Sonra bu kurumlar terör örgütü sayıldı, yollar ayrıldı.

Son yıllarda yine ders kitaplarından kimi sözcüklerin çıkarılmasını istiyorlar. Türkçeye saldırılıyor. Türkçenin gelişmesine katkı değil, gelişimini önlemektir bu. Çünkü dil bilimi bir toplumsal bilimdir. Kahvelerde, politik meydanlarda  ona katkı sağlanmaz. Bilim kurumları var. Üniversiteler var. Türk Dil Kurumu gerçek kimliğinden uzaklaştırılsa da yine bu amaçla çalışan bir kurumdur. Onun görevi budur. O bilimsel yöntemlerle bu işe girişmeli çalışmalıdır.

85. Yılda Türkçemizin öz kimliğine kavuşmasında katkı sağlayan, artık fani varlığı ortada olmayan değerlerimizi saygı ve rahmetle anarken 86. yılda Türkçemizin anlam ve önemini daha da iyi kavrayarak daha da yürekten kutlamamızı diliyorum. Anamızın sütü, ses bayrağımız, kutsal bir değerimiz, dilimiz ona sahip çıkalım.

 

                                     

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.