• BIST 94.896
  • Altın 279,639
  • Dolar 5,8598
  • Euro 6,5130
  • Trabzon 18 °C

TÜRK SOLU ASKERLE BARIŞMALIDIR

Gürsel ÖZGÜR
   Fenerbahçeliler başkanlarına sahip çıktı, gazeteciler gazeteci arkadaşlarını, başbakan MİT Müsteşarını, müritleri cübbeli lakaplı Ahmet Mahmut Ünlü hocayı sahiplendi. Tüm bu saydıklarımdan hiç birisi silahın, bayrağın ve arkadaşının omuzuna elini koyarak yemin etmemişti. Bu şekilde yalnızca Türk Silahlı Kuvvetleri(TSK) Personeli yemin ediyor. Hal böyle iken TSK Personelinin hapisteki esir arkadaşlarını sebebi ne olursa olsun, nasıl yalnız bıraktığını da gördük, yemin pek işe yaramamış gibi görünüyor!
   Bu siyasi davalara bakıldığında TSK içinde üç grubun olduğu göze çarpıyor. Bir grup ’’Benim çoluk çocuğum var’’, ’’İş adalete intikal etti’ gibi özürlü sözlere sığınarak kurumun güç kaybetmesine seyirci kalan çoğunluğu içeriyor. Diğer grup, kurumun itibar kaybetmesine katkı sağlayan aktif, gizli ve küçük bir gruptur. Benimde içinde olduğum grup ise sayıları azda olsa ses vererek, haksızlığa isyan ederek saflarını belirtmiştir. İlk iki grup bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyeti ile hareket ederek sessiz kalmış veya haince destek vermiştir. İki grubun ruh halini bilemem ama üçüncü grubun her yerde başı dik dolaşabildiğini söyleyebilirim. Kumpas mağduru devrem Emekli Albay İkrami Özturan kitabında böyle tahlil etmiş, ben de katılıyorum.                              
   Türkiye’de adalet aramanın adeta genelevde bakire kadın bulmak gibi olanaksız olduğunun dillendirildiği ve adaletin terazi ile simgelendirildiği ancak ayarının iyice kaçtığı bu dönemde TSK Komuta kademesinin hala adalet arayışları pek de anlamlı değildir. ‘’Hukuki süreçte sabırlı olun’’ nakaratını yapanların hukukun rafa kaldırıldığından herhalde hiç haberleri yok.  Atatürk Cumhuriyeti yerine İslami Cumhuriyet’e izin vermeyecek olan, laik demokratik rejimi korumak için ant içen, soğuk savaş sonrası ABD çıkarlarını değil ülke çıkarlarını gözeten komutanların hiçbir suçları yoktur. Suçlanmalarının gerçek nedenlerinin bunlar olduğunu artık sağır sultan bile duymuştur. Ancak; üniformanın giyildiği günden itibaren silah arkadaşlığının önemini her fırsatta anlatan, öğreten, benimsetmeye uğraşan, uygulatan komuta kademesi zihniyeti temsilcilerinin bu duyguyu yaşayamamış veya özümseyememiş olduğu sonucunu çıkarmak yanlış bir çıkarım olmasa gerek… 
                                                  ***
  ‘’Kasaptaki ete soğan doğramam’’ sözü ile Literatüre yeni bir deyim kazandıran emekli bir komutan silah arkadaşlığının kutsiyetine ne kadar inanmıştı acaba? Fenerbahçe maçlarında heyecanlanan, sevinen, üzülen ve Dolmabahçe görüşmelerini mezara kadar taşıyacağını söyleyen diğer bir emekli komutan esir arkadaşları için hiç gözyaşı dökmüş müdür? Bunların cevabını bilemeyiz ama esir askerlerin söylediklerine bakılırsa, bu komutanlar özellikle esir askerlerde ve büyük çoğunlukta olumlu izlenim bırakmamışlardır.
Peki, anketlerde en güvenilir kurum olma özelliğini hep koruyan, her ankette açık ara önde olan TSK yıpratılırken halkımız ne yapmıştır? Üzülerek cevap vereyim, oralı olmamıştır, kılını kıpırdatmamış, önemsememiştir. Ordu yok edilmeye çalışılırken seyirci kalmıştır. Bir neden olarak söyleyebileceğim, insanın doğası gereği gücün yanında olmasıdır ki konu psikolojik ve sosyolojik olduğundan uzmanlarına bırakıyorum. Diğer neden, TSK’nın Halk ile bütünleşemediği gerçeğidir. Bunun üzerinde özellikle durmak istiyorum. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’’ Nazım Hikmet’in yaşam öyküsünü cezaevinde öğrendim ve çok etkilendim’’ diyerek samimi itirafı ile bazı konularda yanlış yapıldığını kabul etmiştir. Kitabında, cezaevi günlerinde kaleme aldığı şiirlere de yer veren Başbuğ, Nazım Hikmet’e de  ''üzülme, utanmazlığın, haksızlığın diz boyu olduğu bir ülkede, utanmak ayıp değil. Sen, vatanseverliğin, gümbür gümbür sesi, yüce Türk şairi affet bizi'' diye özür dileyerek seslenirken Türk halkına ithaf en yazdığı ‘Ayak Oyunu’ adlı şiirinde de “Ey halkım, yeter seyrettiğin bu oyunu. Hukuksuzluğa karşı çıkmak, bozmak için bu ayak oyununu, hele bir doğrul, gayrık (artık, bundan böyle) yeter de!” mısraları ile haykırıyor ve kucaklaşma özlemini dile getiriyor. Kozmik odayı teslim ederek kurumun şahdamarının kesilmesini izlemesine rağmen, cezaevinden çıktıktan sonra  toplumsal duyarlılığını değişik ortamlarda dillendirmesi önemlidir.
                                                     ***
   Bu tespitlerden sonra, Türk tarihinde akışı tersine çeviren iki talihsiz darbeden de kısaca söz etmek istiyorum.12 Mart 1971 muhtırasını gerçekleştirenlerin 1961 darbesini yapanlar gibi düşündükleri sanılıyordu. Türkiye işçi Partisi, Dev-Genç kapatıldı ve liderleri tutuklandı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın, senatoda İsmet İnönü ve Bülent Ecevit’in ret, Süleyman Demirel’in infazdan yana oy kullanarak kabul edilen hukuksuz idam kararı 6 Mayıs 1972’ de uygulandı. Keza 12 Eylül darbesi ile de birçok özellikle solcu genç zulüm ve eziyet gördü. 
Ancak; o dönemin faturasını bu dönemdeki askerlere kesmenin çok yanlış olacağını düşünüyorum. Cumhuriyeti kollama ve koruma görevinin yasalarla kendisine verildiği ve Atatürk'ün ebedi başkomutanı olduğu TSK‘nın esir askerlerine solcular el uzatmalıdır, emin olun uzatılan eli geri çevirmeyeceklerdir. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ da hayatını kaybeden Albay Murat Özenalp’in eşini taziye ziyaret esnasında,  bunun bir zulüm olduğunu vurgulamış ve “Tarih bunu yazacak. Bu Türk Silahlı Kuvvetlerini bitirme operasyonudur.” diyerek gerçek bir tespitte bulunmuştur, örgütü de bu tavrı örnek alarak, onu izlemelidir. 
"Deniz durgunken herkes dümene geçebilir..." demiş ünlü bir düşünür. Bu fırtınalı günlerde Yurtsever Askerlerin eli sıkılmalıdır. Hasdal seçim sonuçları uzatılan eldir, boşta bırakılmamalıdır. 2011 Genel Seçim sonucuna göre Hasdal’ da; CHP:99, MHP:24, Bağımsız aday Çetin Doğan:22 oy almıştır. 
   Emekli bir Asker olarak diyorum ki; Orgeneral Özel’in cezaevindeki silah arkadaşlarına söylediği ‘‘Başbakan benim hulus (gönül temizliği) ve saffetimden(saflık) yararlandı”  sözünü inkâr etmesine de takılmadan, gelin yurtsever esirleri kucaklayalım. Yukarıda ifade ettiğim üzere ‘keser döner sap döner gün gelir hesap döner’’ sözü bugün ülkemizde yaşanmaktadır. Artık Emekli asker ve eşleri ile cumartesi günleri değişik illerde yapılan ‘’Vardiya bizde’’ toplantılarını görülen o ki kelepçe ile evlerinden alınan polis şefleri devralacak. Delil üretenler hakkında şimdi delil üretilirse hiç şaşmamak lazım. Ne ekmişlerse onu biçiyorlar. Adaletin tarafsız olmasının sağlanacağı ülkem umudu ile…
Bu ilk yazımı Temmuz 2014 tarihinde konuk yazar olarak yazmıştım ve Prof. Dr. Bülent Duran’ da yazılanlara katıldığını ifade ederek ancak başlığın ‘’Asker Türk Solu ile barışmalıdır’’ şeklinde olmalıdır demişti, varın başlığı siz koyun… 
Sağlıcakla kalın, Saygılarımla…
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.