• BIST 100.021
  • Altın 280,463
  • Dolar 5,7250
  • Euro 6,2958
  • Trabzon 17 °C

TÜRKÇE EZAN VE TÜRKÇE İBADET!

Gökhan DİHKAN

 

CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz'ın katıldığı bir televizyon programında sarf ettiği sözler Türkçe ezan meselesini tekrar gündeme getirdi. Yılmaz, Türkçe ezan okunması gerektiğini söyleyerek, "Ezan Türkçe okunsun ben anlayayım. Kur'an okunsun. Benim dilim her tarafta anlaşılsın" dedi.
Biz şahsen Türkçe ezan ile Türkçe ibadeti ayrı kategorilerde değerlendiriyoruz. Arapça ezan Türk milletinin 1300 yıllık ananesidir. Yüzyıllardır bu millet Allahuekber ile başlayan ezanla namaza çağrılıyor. Allahuekber bütün müslümanların ortak tekbiridir. Anlaşılmıyor gerekçesiyle Arapça ezana mesafeli durmak, Türkçe ezan okunmasını istemek bu açıdan abesle iştigaldir. İslam ile en asgari düzeyde bile ilişkisi olan biri Arapça ezanda dile getirilen ifadelerin Türkçe anlamlarını bilmektedir. Dolayısıyla dünya genelinde her yerde aynı şekilde yankılanan ve müslümanların bir anlamda namusu sayılabilecek ezanın Türkçe okunmasını istemenin arkasında farklı niyetler olduğu muhakkak.
Öte yandan Türkçe ibadetin ise hayata geçirilebileceği kanaatini taşıyoruz. Bu konuda biraz daha derinlemesine bir analiz yapmak için editörlüğünü Prof. Dr. Mustafa Tekin'in yaptığı "İslam ve Modernlik" kitabından bir alıntıyla devam edelim. 

"....Ziya Gökalp'in sözleriyle dile getirirsek, "Dinde Türkçülük, din kitaplarının ve hutbelerle, vaazların Türkçe olması demektir. Bir millet, din kitaplarını okuyup anlayamazsa, tabidir ki, dinin gerçek niteliklerini öğrenemez. Hutbe okuyan hatiplerin ve vaaz, öğüt veren din adamı olan vaizlerin ne söylediklerini anlamadığından ibadetlerden hiçbir zevk alamaz. İmamı Azam Hazretleri hatta namazdaki surelerin bile milli dille okunmasının geçerli olduğunu beyan buyurmuşlardır. Çünkü ibadetten alınacak heyecan, ancak okunulan duaların, surelerin tamamen anlaşılmasına bağlıdır. Halkımızın dinsel hayatını incelersek görürüz ki, dini törenlerde en çok heyecan duyanlar, namazlardan sonra, ana diliyle yapılan içten gelen yalvarışlardır. Müslümanların camiden çıkarken büyük bir heyecan ve iç huzuru duymaları, işte her kişinin kendi vicdanı içinde yaptığı bu gizli yalvarışın sonucudur"
Ziya Gökalp görüldüğü üzere nokta atış yapıyor. Gerçekten de ibadetten, namazlardan alınacak haz, duyulacak heyecan ancak bu ibadetlerde okunan surelerin, duaların anlaşılmasına bağlıdır. Bu ülkede yaşayan ve ibadetlerini yerine getirmeye çalışan müslümanların birçoğu kıldıkları namazda ne dediklerinden haberdar olmadan Allah'ın huzurunda secdeye gidiyor. Peş peşe Arapçasından ezbere sureler okunuyor ama anlamını bilmediğimiz için namaz esnasında aklımızdan yığınla abuk sabuk düşünce geçiyor, surelerin anlamlarına odaklanamıyoruz. Buna bağlı olarak ibadetten zevk alınamaz noktaya gelindiği kanaatini taşıyoruz.
Ya bu cumhuriyet yüzde 99'unun müslüman olduğu iddia edilen ülkemizde herkese Arapçayı Kur'an'ı Kerim'i okuyup anlayacak kadar öğretmeli, ya da Diyanet bir fetva yayınlayıp namazlarda surelerin Türkçe mealinin okunmasına cevaz vermeli. Hatta uygulamaya geçmeli.
İtiraz edenler elbette olacaktır ama bir örnek vererek çizmeye çalıştığımız çerçeveyi daha net hale getirebiliriz. 
Din, iman, kitap, Allah, peygamber düşmanı kafir bir Arap gelse ve Türkiye'de müslüman gözüküp imam olup namaz kıldırsa, namazda da Arapça Allah'a küfretse hiçbirimizin ruhu duymaz o kafir Arap'ın Allah'a ettiği küfürler eşliğinde secdeye kapanırız. Diyeceğimiz o ki İslami açıdan cahilliğimizin zirve yaptığı bugünlerde hiç olmazsa Türkçe ibadetle namazlarımızda ne dediğimizin farkında olmamızda ne gibi bir kusur olabilir?
Sonuç olarak yazımızın başında da dediğimiz gibi Türkçe ezan ile Türkçe ibadeti birbirinden tamamen ayırıyoruz. Türkçe ezan tam bir saçmalıktır ancak Türkçe ibadet müslüman Türklerin huşu içerisinde anlayarak ibadet etmelerinin önünü açacağı için uygulanabilir bize göre.
Son olarak da şunu söylemek isteriz. CHP Milletvekili Öztürk'ün bu sözleri nedeniyle parti yönetimi tarafından disipline sevk edilmesi de yanlıştır. Her düşünce özgür bir ortamda dile getirilebilmelidir. Düşüncenin doğru olup olmadığı, halkın vicdanında yeri olup olmadığı ise ayrı bir meseledir.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.