• BIST 88.059
  • Altın 341,249
  • Dolar 6,5864
  • Euro 7,2685
  • Trabzon 12 °C

TÜRKİYE’DE ULUS DEVLET MESELESİ!

Prof. Dr. Yahya Sezai TEZEL

   Devletler, etnik nüfuslar, dini cemaatler arasındaki ilişkiler anlamında makro tarihi "zihnimizde görebilmek" ve "anlamaya başlayabilmek" için doğru coğrafya ölçeğine ve önemli ritimleri görebileceğimiz "yeterli zaman aralığı"na bakmamız gerekiyor.
   Orta Doğu'da günümüzde içinde yaşadığımız hadiseler ve süreçlere "ulus devlet" lerin coğrafya ve zaman ölçeğinde bakmak bakanın zihninde körlüğe yol açar.
  1850 yılında Avrupa'da ve Orta Doğu'da ve dünyanın birçok başka bölgesinde "ulus devlet" ler yoktu. İmparatorluklar vardı. Britanya Adalarında bile ulus devleti aşan gerçeklik, hadiseler süreçler yumağı vardı. İrlanda'nın bağımsızlık savaşını düşünün.
Birinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında yaşanan tarihi süreçler "imparatorluklar"ın dağılması, parçalanması, imparatorlukların içinden "ulus devlet"lerin kurulması ya da kurulamamasının süreçleridir. Avrupa'da, Orta Doğu'da ve ilişkili birçok küresel bölgede, "Britanya İmparatorluğu", "Avusturya-Macaristan İmparatorluğu", "Rusya İmparatorluğu", "Osmanlı İmparatorluğu" vardı. Daha sonra Almanya ve İtalya bütünleşik ulus devletlerin oluşacağı alanlarda, siyasi ve beşeri coğrafya Orta Çağlar ile modern İmparatorluklar (1500'ler sonrası) arasına sıkışmış, Almanca İtalyanca konuşan insanların yaşadığı farklı siyasi birimler vardı. Birinci Dünya Savaşı öncesinde ulus devlet gibi görülebilecek Danimarka, Hollanda, Portekiz gibi ülkeler, 1500-2020 arasındaki dönüşme ve/veya dönüşememe süreçlerinin merkezindeki Modern İmparatorlukların içlerindeki ve aralarındaki dinamiklerin önemini göz ardı etmemize yol açmamalıdır.
                                               ***********

  Yugoslavya'nın oluşturulması ve Sovyetlerin çökmesinden sonra parçalanmasını, Sırp İsyanından itibaren, Hapsburg Avusturya Macaristan, Rusya, Osmanlı, Britanya İmparatorluklarının içlerindeki ve aralarındaki dinamiklerden bağımsız olarak görebilir, anlamaya çalışabilir miyiz?
  Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarından sonra dünyanın bu bölgesinde olan biteni, İmparatorlukların dağılmasından sonra bölgeyi "ulus devlet" birimlerine bölerek yapılandırmak projesinin, hem bu bölgenin yerli dini ve etnik nüfuslarının, siyasi elit cemaatlerinin hem de kendileri İmparatorluklarının tasfiyesinin krizini yaşamakta olan emperyal devletlerin siyasi iktidar kadrolarının gerçekleştirmek istedikleri bu projenin başarısızlığı, çökmesi olarak görmemiz gerekiyor. Irak'ta sınırları Emperyal devletlerce çizilen ve adına Irak denilen devletin üstüne yerleşeceği bir Irak Ulusu yoktu. Suriye'de bir Suriye ulusu yoktu. Lübnan’da bir Lübnan ulusu yoktu. Türkiye'de de, korkmadan düşünün, bir Türkiye ulusu yoktu.
“Suriye'de ne işimiz var” diyen muhasebeci ve mali müşavir kültürünün Marksist Devrim kültürü ile çiftleşmesinin yarattığı çelişkilerle dolu garip zihninin, 1960 sonrasında siyasi zihni ve sosyal siyasi aidiyeti ve ilişkileri şekillenmiş binlerce, on binlerce, yüz binlerce kardeşimiz gibi, anlayamadığı "Suriye'de ne işimiz var" meselesine sayın Kılıçdaroğlu'nun doğru yaklaşabilmesi için, tarihe kısa dönem ve yapay bir şekilde olmayan ulusların varsayılması ile oluşturulmuş devletler ölçeğinde bakmayı bırakması gerekiyor.
                                                ************

    Türkiye Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanmasından sonra sağlam ve sürdürülebilir, insan haklarına riayet ve rızaya dayanan aidiyet aksiyomlarına dayanan bir devletin oluşturulamamasının sıkıntılarını yaşamıyor mu? Yaşıyor. Bu bölgenin tamamı için var olan bir zor mesele.
   Hem Suriye hem Irak devletleri 1950 sonrasında fahiş bir anormalliği yansıtıyordu. Irak'ta Irak devletinin vatandaşı olması gereken nüfusun çoğunluğu "Şii" idi. İktidarı ise Sünni bir azınlık kan akıtarak zorla elinde tutuyordu. Suriye'de ise tam tersi söz konusuydu. Nüfusun çoğunluğu Sünni olmasına rağmen iktidar Sünni Müslümanlıktan çok Hıristiyanlığa yakın Şii-Alevi Nusayri bir azınlığın elindeydi. Her iki ülkede de, Türkiye'de Yöncü-Devrimci güya entelektüel juntacıların hayran oldukları "Baas" rejimi, muhaliflerini teker teker öldürerek muhalefeti yıldırma siyaseti iktidardaydı. Kaşıkçıyı koyun parçalar gibi parçalattırıp kemiklerini bile eritip İstanbul kanalizasyonuna karıştıran güya Suudi diktatörü prensine yollama yapmaya ne gerek var. Baas rejiminin, hem Irak'ta hem Suriye'de, muhalif siyaset yapmaya kalkan okuryazarları ortadan kaldırma siyasetini niye görmezden geliyoruz. "Batı'nın burjuva demokrasisi çökmüştür. Türkiye'nin yeni demokrasi çıkışı için Kaddafi'nin Yeşil Devrimine bakmamız gerekiyor"u babam mı Hürriyet gazetesindeki köşesinde yazdı. Hayır babam yazmadı. Birçok kardeşimizin ahir zaman peygamberi gibi gördüğü, yıllar yılı Dış İşleri Bakanlığında diplomatlarımızın eğitimini eline teslim ettiğimiz, bir ara bakanlık da yapan, artık ebediyete intikal etmiş Mümtaz Hocamız yazdı.
                                              ***********

    Olanı biteni anlamak istiyor musunuz? İstiyorsanız sanki Andromeda Galaksisinden bir yıldızdan gelmiş ama dünyada yazının keşfinden bu yana olan biten her şeyin bütün ayrıntılarıyla malümatına sahip (İlber kardeşim gibi) bir zihinle düşünmeniz gerekiyor. Türkiye'de ulus devletin sürdürülebilir ve rızaya dayalı bir anayasal cumhuriyet olması ya da olamaması meselesi ile Suriye ve Libya vesaire vesaire arasında ne ilişki var?
   Muhasebecilik ve mali müşavirlik, sevgili mali müşavir arkadaşlarım alınmasın, insanın zor meseleleri bütünüyle yeni bakışlar keşfedip, Einstein gibi, anlamasını teşvik eden bir gelenek değildir.
    Sevgi ile kalın. Bozburun gerçekten güzel. Yastığa sarılarak uyumak yaşlılığım kaderi. İstanbul'da da böyle. Burda da böyle. Ben de uyanık olduğum saatlerde okuyor, müzik dinliyor, dizi ve film izliyorum. Netflix'teki Outlander dizisini öneririm. İngiltere, İskoçya tarihini mükemmel bir görsel zenginlik ve başrollerde usta oyunculukla siz fark etmeden zihninizden geçiriyor. Bir şeylerin dünya görüşünüze eklenip eklenmeyeceği zihninizin önemli önemsiz, sakla, çöpe at algoritmalarına bağlı.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.