• BIST 103.751
  • Altın 269,752
  • Dolar 5,7735
  • Euro 6,3644
  • Trabzon 19 °C

TÜRKOLOG KİMDİR, MEDYA TÜRKOLOJİYE NEDEN İLGİ DUYMAZ?

ŞENER METE

   TDK sözlüğüne göre Türkolog, Türklük bilimi uzmanıdır. Dolayısıyla Türkoloji, Türklük bilimidir. Türklük bilimi deyince elbette içine yalnızca dil değil tarihten iletişime, coğrafyadan tıp bilimine kadar Türklüğün kültürüne geçmiş bütün unsurlar girer. Bu bakımdan Türkolog, bütün bilimlerdeki terimleri araştıran, bu terimlerin ve terimlerin içerdiği kavramlarla birlikte geçmişte konuyla ilgili yaşanan yaşanan olayları araştırıp bulan ve unutulmuş pek çok unsuru gün yüzüne çıkaran kişidir. Türkolog, Türkçeyi temel alarak terimlerin eski dildeki karşılıklarını araştırıp bulan ve günümüzdeki söyleyiş biçimlerinin eksik veya fazlalıklarını ortaya koyan bir bilim adamıdır. Türkolog, aynı zamanda bütün dünya dillerinde Türkçenin izlerini arayan ama bunun tersi olarak Türkçeye dünya dillerinden geçen sözcüklerin geçiş nedenlerini de ortaya koyan bir bilimin temsilcisidir.
Bu noktada Türkolojinin tüm sahalarını anlatmayı gereksiz görüyorum çünkü bu konuda yazılmış sayısız eserler ve konuyu daha iyi açıklayacak bilim adamlarımız mevcuttur. Ancak yalnızca yukarıdaki satırlar bile Türkolojinin önemini yeteri derecede ortaya koymaktadır.
TDK sözlüğünde günümüzdeki işlevi bakımından tamamen eksik olarak tanımlanan medya, gerçekte "birden fazla yayın organına sahip kuruluşlardır." Bunların içinde gazete, dergi, radyo, TV, internet sayfaları ve sosyal medya ile yeni medya dediğimiz diğer unsurlar bulunur. Türkologların, günümüzdeki ilgi alanlarından biri de medyada dilin kullanım biçimidir. Ses Bilgisi'ni önemli bir ilgi alanı olarak gören Türkologlar, 24 saat boyunca tamamen sese bağlı olarak yayın yapan medyanın ilgi odağı olması gerekirken son yıllarda en az ilgi duydukları meslek gruplarından birini oluşturmaktadır.
   Oysa son yıllarda bütün dünyada Türkoloji kürsüleri kurulmuştur. Türkiye’deki 100 civarında Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünün yanı sıra dünyada 60 ülkedeki 227 merkezde Türkçe öğretilmektedir. 48 ülkede Türkçe, yabancı dil olarak okutulmaktadır. Bu sayılar bile Türkolojinin gücünü tam olarak ifade etmeye yetersiz kalır çünkü bu gücü ancak Türkologların yazdığı yüz binlerce makale ve diğer eserlerde görebiliriz.
Medyanın Türkoloji ile arasında mesafe olmasının sebeplerinden en önemlisi, karar verici noktalarda bir Türkoloğun olmamasıdır. Medya eğitimi almadan medyanın başında bulunan pek çok mühendis, matematikçi, iktisatçı, strateji uzmanı, muhasebeci ve daha da kötüsü açık öğretim mezunlarının karar noktasında bulunması, medyayı siyaset ile iç içe bir noktaya taşımıştır.
İkinci sebep, siyasetçilerin medyaya yerleştirdiği, sözcü konumununa düşmüş yöneticilerdir. Bu yöneticiler tamamen bağlı oldukları veya kadro bakımından kendilerini borçlu hissettikleri politika doğrultusunda hareket ederek Türkologların tezleri ve faaliyetleriyle ilgilenmemektedir.
Üçüncü ve en vahim sebeplerden biri ise bir kısım medya mensubunun kendilerini ulus üstü hatta evrensel bir konumda gördüğü için Türklük bilimine şaşı bakmaları ve böylesine önemli bir bilimin kongre ve sempozyumlarda ortaya koyduğu tezlerden habersiz bulunmalarıdır.
Bu ilgisizliğin sonucu olarak çok önemli teori ve fikirlerden halkın haberi bile olmamaktadır.
Medya, Türkoloji kurultayları ve sempozyumlarının açılışına Bakan veya Cumhurbaşkanı katılıyorsa kamera ve muhabir gönderip yalnızca açılış konuşmalarını kısaca haber olarak verir. Daha sonra kameralar gider ve açılışı takip eden 3-4 gün içinde sunulan yüzlerce bildirinin hiçbiri izlenmez, bilim adamları bir avuç öğrenci ve meraklıyla başbaşa kalır..Sunulan bildiriler kitap olarak basıldıktan yıllar sonra bir başka Türkolog, bunlardan bir bölümünü kaynak olarak kullanır. Onca emek ve öneri, artık üniversite kütüphanelerinden dışarıya pek taşmaz.
Atatürk'ün Samsun'a çıkışının 100. yılına denk gelen 2019 yılındaki Dünya Dili Türkçe Sempozyumu, 16-18 Ekim günlerinde Samsun 19 Mayıs Üniversitesinde yapıldı. 300 civarında Türkoloğun katıldığı ve aynı anda altı salonda düzenlenen sempozyumda, medyayı doğrudan ilgilendiren altı bildiri bulunuyordu. Bunlardan üçü, medyanın 24 saat boyunca kullandığı Türkçe seslerle yani diksiyon ile ilgiliydi. İletişim Fakültesi öğrencilerinin en azından bu üç bildiriyi dinlemeleri gerekirken, onların bu bildirilerden haberinin bile olmadığını üzüntüyle öğrendim. Çünkü sosyal medyadaki birkaç paylaşım dışında böyle bir sempozyumdan ne Samsun'da ne de üniversitenin diğer bölümlerindeki öğrencilerin bilgisi yoktu, çünkü konu medyada yer bulmamıştı. Oysa tıptan mühendisliğe, halk biliminden tarih ve coğrafyaya kadar birçok bilim dalıyla ilgili konular, bilim adamlarınca dile getirilip tartışmaya açıldı.
Sempozyumun en güzel yanı, Türkologların uzun bir aradan sonra hasret gidermesi, ortak konular üzerinde sohbet imkânı bulması, ilk kez Samsun'a gelenlerin, bu çok önemli şehrimizi tanıyıp hakkında bilgi sahibi olması ve yeni gelişmelerden haberi olmasıydı. Samsun'da alınan güzel bir karar da TBMM'nin kuruluşunun 100. yılı dolayısıyla 2020'deki sempozyumun Ankara'da yapılacak olmasıydı.
SEMPOZYUM NOTLARI
Bu sempozyumda, bundan öncekilerde olduğu gibi üniversite dışından katılan tek gazeteci olarak çeşitli gözlemlerim oldu. Yukarıda paylaştığım düşüncelerimin dışında, sempozyumun mükemmel bir havada geçtiğini söyleyebilirim. Sempozyumu düzenleyen OMÜ TDE Bölüm Başkanı Prof. Dr. Serkan Şen, üç gün boyunca adeta hiç oturmadan olağanüstü bir performans sergiledi. Bunca işin arasında bildiri hazırlayıp aynı zamanda oturum yönettiği gibi tüm konuklarla ayrı ayrı ilgilendi. Sempozyumda, dünyanın birçok ülkesinden gelen Türkologların sağlıklı ve mutlu bir şekilde ülkelerine dönmesi için gayret sergilendi. Tabii ki burada OMÜ TDE ve Dilbilim öğrencilerinin tümünün büyük bir istekle gece yarısına kadar çalışmalarının da payı bulunuyordu. Doç. Dr. Mediha Mangır'ın üstün çabaları da sempozyumun mükemmelliğe ulaşmasının sebeplerinden biri oldu. Kapanış oturumunda konuşan Prof. Dr. Tuncer Gülensoy, 80 küsur yaşında olmasına rağmen büyük bir heyecanla üç gün boyunca sempozyumu takip etti, bir de bildiri sundu. Gelecek sempozyumun Ankara'da yapılmasını öneren Prof. Dr. Leyla Karahan'a Gazi Üniversitesi'nin de teşekkür borcu olduğunu ifade etmeliyim. Dünya Dili Türkçe Sempozyumlarının isim ve fikir babası Abdurrahman Güzel, eserinin 11. yıla girmesini de keyifle izleyip katılanları güzel sözlerle onurlandırdı. Bu noktada AİBÜ'den öğrencim olan sevgili Derya Yurtsever'i, en genç katılımcı olarak kutluyorum. Ayrıca kendi adıma, oturumumu yöneten AİBÜ'den Prof. Dr. Gulsel Sev'e teşekkür ediyorum.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.