• BIST 97.149
  • Altın 282,758
  • Dolar 5,7454
  • Euro 6,3899
  • Trabzon 24 °C

UBUNTU

Gürsel ÖZGÜR

  Bir gün sosyal medyada ‘’ kararlılık, umut, çözüm üretme, cesaret, ileri görüşlülük, takım kurma becerisi, saygı, sevgi, ben değil ‘’ BİZ’’ diyebilen insan, lider başarılı olur şeklinde paylaştığımda eski Trabzonsporlu Galip Değerli ağabey ‘’Ubuntu’’ diye yazınca anlamını araştırıp, öğrendim, sağ olsun.
Ubuntu felsefesi; birlik ve beraberlik kavramını hayatın her alanında ayıran ince bir çizgi olarak tarif ediyor. Bir olay ile anlamaya çalışalım.
  Afrika’da çalışan bir antropolog(insanbilimci) bir kabilenin çocuklarına oyun oynamayı önerir ve ağacın altına koyduğu meyvelere ilk ulaşanın kazanacağını söyler. Yarış başlar ancak kimse ileri fırlamaz, çocuklar hep beraber el ele tutuşarak hedefe varır ve beraber meyveleri yemeye başlarlar. Antropolog neden bunu yaptıklarının sorunca şu yanıtı alırlar, bu ‘’ubuntu’’dur. Nasıl olur da diğerleri mutsuz iken birimiz o meyveleri yiyebilir ki? Çok güzel ve anlamlı değil mi?
Ubuntu’ya inanan insan diğerlerine açıktır, olumludur, diğerleri iyi ve yetenekli olduğunda kendini tehdit altında hissetmez, diğerleri aşağılandığında, zulüme uğradığında ve ya ezildiğinde ise kendini de aşağılanmış hisseder, yani içselleştirir.
Neoliberalizmin bu felsefeye iyi gözle bakması tabii ki beklenemez. Dünya küçük grupların mutluluğu ve refahı ekseninde dönerken aslında insani değerlerin giderek kaybolması ile de sanki kendi sonunu hazırlıyor. Olumlu yönde dönüşüm mümkün olabilir mi? Evet, hümanist akımların ivme kazanmasıyla mümkün olabilir.
Asgari ihtiyaçların karşılanmasını yeterli bulan ve eşit paylaşımcılığı ilke edinip uygulayan insanların çoğalması ve yönetsel anlamda imkân bulmaları adil paylaşımın anahtarı olabilecektir. Aksi halde, hızla artan mutsuz ve umutsuz insanlar topluluğu dünyada çatışmaları hızlandıracaktır.
Ben kelimesini çok kullananlara ve ben bilirim hapını yutmuşlara bakın, hele ki yönetici pozisyonunda iseler sanki üstün yaratıklarmış gibi size aşağılayarak bakarlar, kibirlidirler. Onların bazıları tokalaşırken bile size bakma zahmetine katlanamazlar, hep konuşur, sizi dinler gibi gözükür, aslında sırasını bekler, sizden öğreneceği bir şey yok zanneder.
  Oysaki ubuntu felsefesinin olduğunu bilmeseler de, aslında tam da bu şekilde yaşayanlar
 ‘’BİZ’’ diyerek paylaşımcılığını baştan gösterir, herkese değer verir, rol yapmaz, sizi dinlerken ‘’sussa da sıra bana gelse’’ diye sinsice düşünmez, sizden bir şeyler öğrenmeye bakar, adeta Atatürk gibidirler, sizi dinlerken, tokalaşırken gözlerinize bakarlar. Sevgi, saygı, paylaşımcılığı ve mütevazılığı hayat tarzının en önemli parçası yapmışlardır.

  İşte o insanları bulmalı, çağırmalı, zorlamalı ve yetki vermelidir. Görev yapma mantığı ile sıradan değil, hissederek yapan, acıyı duyumsayarak paylaşan, mutluluğa ortak olan samimi insanları bulmalı, varsa durmayın, kolundan tutun yetki verin…
  Bir göreve seçilebilmek için, liyakat ve emek vermiş olmanın yanında bir özellik daha olmalı bence, hümanist olmak…
AĞAÇ CANDIR…
  O kadar içimizi acıtan olaylar oluyor ki adeta bıçağı kemiğe dayandırırcasına…
Bergama’da yıllar önce altın arama çalışmalarında binlerce ağaç kesilirken gösterilen direniş ve o olayla özdeşleşen Asteriks lakaplı Pijamalı amca gözlerimizin önünden geçerken sanki o günleri hatırlatırcasına Kaz Dağlarında aynı senaryonun uygulanmak istenmesi gönülleri parça parça etmiştir. 
  Toplumun yararına olmayan ve yabancı şirketlere peşkeş çekilen bu altın madenleri için tek bir ağacın kesilmesi bile hainliktir. Toplum buradan zenginleşecek olsa kabul eder mi, eminim etmez. Çünkü Milletin hafızasına, Mustafa Kemal’in tek bir ağaç kesilmemesi için Yalova’da taşıttığı ev kazınmıştır.
  Anımsayalım; 1929 yılında Atatürk, Bursa’ya giderken Yalova’ya uğrar. Sahilde etkilendiği Çınar ağacının altına bir köşk yapılmasını ister. Köşk çok kısa zamanda tamamlanır ve aradan yaklaşık bir yıl geçtikten sonra büyüyen çınar ağacının bir dalı köşke zarar vermeye başlar. Durum Atatürk’e bildirilir ve dalı kesmek için izin istenir. Atatürk doğaya olan sevgisini ifade eden o ünlü sözünü söyler: "Dal kesilmeyecek, köşk yürüyecek!" Bunun üzerine köşk kızaklar üzerinde kaydırılır.
Fatih Sultan Mehmet’te ağaç sevgisinin göstergesi olarak’’ Ormanlarımdan izinsiz ağaç kesenin başını keserim’’ dememiş miydi?
  Altın madeninin bulunması ve çıkarılması Milletin umurunda değil, ne mi umurunda Milletin; maksadı ne olursa olsun, Kazdağlarında, Çamburnunda, Atatürk Orman Çiftliğinde, Cerattepe’de, Boztepe’de, Şirince’de, Salda Gölünde ve memleketin daha pek çok yerinde hoyratça yapılan ağaç ve doğa katliamlarını her ne pahasına olursa olsun durdurmak. 
  Aslında bu yerler Devletin malı olabilir, ancak üzerindeki ağaçlar kesinlikle Milletindir. Milletten izin iste, verirse kes. İzin verir misiniz?
Belediyeler ağaçların dökümünü ivedi olarak çıkarmalı ve vatandaşına sunmalıdır, bu kadar ağacınız var diye.
  Yerel küçük grupların büyük fedakârlık ve yoğun tehdit altında ağaç katliamlarına göğüs germeye çalışmaları takdire şayandır. Ancak yalnız bırakılmamalıdırlar, canımız olan ağaçlara topyekûn sahip çıkmalıyız.
  Kurban Bayramının Milletimizin birlik ve beraberliğini pekiştirerek, huzur ortamının gelişmesine vesile olmasını diliyorum… 
Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.