• BIST 99.547
  • Altın 236,023
  • Dolar 6,1132
  • Euro 7,1851
  • Trabzon 25 °C

ÜÇ “S”

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Türkiye’de yaşayan ve yaşayanların töreleri, yaşamı, anlayışı ile ilgili şarkı sözü yazmak, senaryo yazmak, oynamak, şarkıcı, oyuncu, söz yazarı ya da yönetmenin işidir.

Siyaset yapmak, siyasetten nemalanmak sanatçının işi değildir.

Sanatçının dili, dini, rengi olmaz. O evrenseldir. Eğer sanatçı ise…

Var olan izlerimizi silmek sanatçının işi değildir. Oyun, hile, katakulli sanatçıya yakışmaz.

Sanatçı siyasetçinin oyuncağı olmamalı…

Sanatçı güzel olan, estetik olan bir olgu olmalıdır.

Türklüğü kötülemek, kusurlarını ortaya çıkarmaya çalışmak sanatçının ya da yönetmenin işi değildir o farklılıkların zenginliğini gözler önüne serebilmelidir.

Kendisini devrimci olarak tanımlayan ama Türk adının Osmanlı olarak devam etmesi gerektiğini söyleyen, birilerine yamanmaya çalışan yönetmenlerimiz var bu ülkede.

Yönetmen taraf olarak bir kitlenin hazırladığı şarkı yarışmasında jüri olamaz. Bu benim görüşümdür. Olmadı mı oldu.

Fetö’nun Türkiye’yi gelmesini can-ı gönülden istediğini söyleyen yine bu yönetmen efendi oldu. Hatta” Burada olmayan ve neden olmadığını bilmediğim düşünür, din adamı bir insana teşekkür ederim. Ona teşekkür etmemin en önemli tarafı, bu ülkeyi, bu insanlara bu dili sevdirdiği için “Orhan Pamuk’a” seni öldüreceğiz diyenlere bu ülkeyi bırakmadığı için. Bu ülkede bu ülkeyi sevmenin bir suç, hatta gurur verici olduğunu tüm dünya ile bütünleştirdiği için Fethullah Gülen’ e teşekkür ediyorum” Dedi. Peki onlarca kitabı olan Türkçeye sahip çıkalım diye demeçler veren Dünyanın en genç profesörü olmuş bir dahiye Prof. Dr Oktay Sinanoğlu’na hiç teşekkür etmiş mi?

Etmez. Çünkü Sinanoğlu’nun parayla hiç işi olmadı.

“Hayat akla karanın, yerle göğün epeyce karıştığı günlerdi. Canımız yanıyordu. Anlam ve anlamsızlık karışmıştı. Ne kadar çok üretebilirim, hayatımı ne kadar hoşlaştırabilirim ne kadar daha güzelleşip de, güzel bir şeymiş gibi kendime de başkalarına da yutturabilirim.” Diyebilen ve yıllarca kitleleri peşinden sürükleyen bir şarkıcımız var. Hatta insanlar ona sanatçı dedi.

Yıllarca sevgiyi, aşkı ve hayatı dinledik ondan. Meğer kandırılmışız.

Acı çektiğini söyleyen toplumsal konularda çok duyarlı olduğunu vurgulayan şarkıcımız şimdilerde yıllardır peşinden koşan onu sevenlerine acı çektiriyor.

“ Genetik faktörler tabii ki önemlidir ama neticede aklınız varsa şeytana dönüşmeniz işten bile değildir.” Ne de doğru söz.

Evet çok büyük yeteneklere sahiptin; Sesin, sözlerin ve müziğinle şahaneydin... Seni bu yetilerinle eksik değerlendirmek haksızlık olur ama Popülariten maalesef bugünlerde başka telden çalıyor.

Neden sevenlerini kandırdın? Neden yutturdun kendini? Neden?

Bugünler için mi?

Peki başardın mı?

Yetenek bence meraktır. Merakın bugünlerin temeli miydi?

Şarkılarında aşkla, sevgiyle hep bir şeyle savaştın durdun. Demek ki amacın barıştan yana değil savaştan yana hazırlık yapmakmış…

Senin hayatının anlamı sevgi değilmiş. Hep yutturdun.

Gerçek özü keşfetmeye çalıştığından bahsediyorsun. Sahi nedir öz?

Varoluş felsefen nedir senin?

İnsanlara alaycı bakan ama asla küçümsemeyen bir insanmışsın. Ne olursan ol. Bugünü anlat bana. Anlatabilir misin?

Senin için kalbini kırdığım ne çok arkadaşım oldu. Umarım bugün beni anlamışlardır.

Senin şiir, şarkı ve müziklerinin anlamını biz bugün çok iyi anladık.

Sizler sadece gözlerimizi kapattığımızda bir replik ve duymak istediğimiz bir şarkı olarak kalsaydınız keşke.

Hayatın güzelliklerini anlattığınıza bugün keşke inanabilseydik. Peçenizi kaldırdınız ve gerçek yüzünüzü gördük.

Cibran “Güzellik aynada kendini seyre dalan sonsuzluktur.”

Ama siz Itri gibi, Mevlana gibi, Picasso, Cibran… Gibi sonsuz olamadınız. Olamazdınız da. Çünkü amacınız sanat yapmak değilmiş.

 “Kesinlikle darbe karşıtıyım. Ama böyle bir şovun ve gösterişin içinde bulunmayı düşünmüyorum “Diyen şarkıcımız dışlandı. Konserleri iptal edildi. Mitinglere katılmak Zorunlu muydu? Demokratik tercihini kullandı. Ama diğerleri (sözde sanatçılar) gibi şov yapmadı; Hepsi bu kadar. Yani vatana ihanet etmedi. Milletinin kuyusunu kazmadı. Taraf olmadı. O zaman neden bu kadar sitem?

Biz özgür olmak istiyoruz. Günlerimizin kaygısız,  gecelerimizin tasasız ve sabahlarımızın neşeli geçmesini istiyoruz. Ama biz bugünlerde kaygıların, tasaların, hüznün, kederlerin hayatımızı kuşattığı günlerden geçiyoruz. Sanatçılarımızda bu kaygının parçası olunca bizi teselli edecek duygu ve güzellikler de yok oluveriyor.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.