• BIST 100.021
  • Altın 280,367
  • Dolar 5,7250
  • Euro 6,2958
  • Trabzon 17 °C

ULUSAL MEVZUATTA SURİYELİ SIĞINMACILAR

Dr. Hasan AKYÜZ

Arnavutluk’un 2 milyon 800 bin, Bosna Hersek’in 3 milyon 500 bin, Ermenistan’ın 2 milyon 900 bin nüfusa sahip ülkeler olduğunu, Trabzon, Ordu, Rize, Giresun, Gümüşhane, Artvin illerimizden oluşan Doğu Karadeniz bölgesinin tamamında 2 milyon 567 bin insanımızın yaşadığını göz önüne aldığımızda ve Türkiye’deki Suriyeli insan sayısının toplam 3 milyon 611 bin 834 kişi olduğunu düşünürsek (Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün 6 Aralık 2018 tarihi itibarıyla verdiği resmi sayı), her ay Tonya ve Dernekpazarı ilçelerinin nüfuslarının toplamı kadar arttıklarını da hesaba katarsak ülkemizdeki Suriyelilerin ne kadar büyük ve demografik değişiklik yapabilecek sayıda olduklarını daha iyi anlayabiliriz. Önemli olan konu, bazılarına göre göçmen, bazılarına göre mülteci olan bu kalabalık Suriyeli nüfusun hukuki statülerinin ne olduğu ve ülkemizde geçici mi yoksa kalıcı mı bulunduklarıdır.

       Ulusal mevzuatta “Göçmen” kavramı, 2006 yılında çıkarılan 5543 sayılı İskân Kanununun 3. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, “Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı olup, ülkemize yerleşmek amacıyla kitlesel veya bireysel olarak gelen kimselere göçmen denilmektedir.” Aynı kanunun 4. Maddesi de şu şekildedir; “Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı olmayan yabancılar ile Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı bulunup da sınır dışı edilenler ve güvenlik bakımından Türkiye'ye gelmeleri uygun görülmeyenler göçmen olarak kabul edilmezler.” Ayrıca İç İşleri Bakanlığı Göç Idaresi Genel Müdürlüğü’nün açık ifadesi ile “Göçmen”;  “bireyin göç etme kararını, kendi özgür iradesiyle ve “kişisel rahatlık” sebepleriyle aldığı tüm durumları kapsar“ şeklinde ifade edilmiştir.

         1951 Cenevre Sözleşmesi’ne göre “Mülteci; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden, zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan ya da söz konusu korku nedeniyle, yararlanmak istemeyen yahut tabiiyeti yoksa ve bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen kişidir.” 1961 yılında zamanın Türkiye Cumhuriyeti idarecileri çok isabetli bir öngörüyle, özellikle Kafkasya ve Ortadoğu’dan gelebilecek potansiyel mülteci akınlarından ülkeyi korumak için 1951 Cenevre Sözleşmesi’ni coğrafi sınırlama çekincesi koyarak imzalamışlardır. Coğrafi sınırlamanın sonucu olarak Türkiye sadece Avrupa’dan gelen kimseleri mülteci olarak tanımlamaktadır. Avrupa konseyi üyesi olmayan İran, Irak, Afganistan, Somali, Sudan, Suriye gibi ülkelerden iltica talebiyle Türkiye’ye sığınanlar coğrafi sınırlama nedeniyle mülteci statüsüne sahip olamazlar ve mülteci statüsü verilmediği için iltica talepleri kabul olunmaz, sadece geçici uluslar arası koruma sağlanır.

       Suriyeliler ne göçmen ne de mülteci tanımına uymamaktadır. Mevcut durum hakkında mevzuattaki boşluk sebebiyle 2013 yılında Suriyelilerin statüsüyle ilgili 6458 sayılı “Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu” çıkarılmıştır. Avrupa ülkeleri dışından gelen ve sığınma talep eden kişiler Yabancı ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 62. Maddesi doğrultusunda “şartlı mülteci’’ olarak adlandırılmaktadır. Madde 62 şu şekildedir; “Avrupa ülkeleri dışında meydana gelen olaylar sebebiyle; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancıya veya bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen vatansız kişiye statü belirleme işlemleri sonrasında şartlı mülteci statüsü verilir. Üçüncü ülkeye yerleştirilinceye kadar, şartlı mültecinin Türkiye’de kalmasına izin verilir’’. Aynı kanunun 91. Maddesinin 1. fıkrası  “Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir’’ şeklindedir.

     1961 yılında coğrafi çekince konularak onaylanan Cenevre sözleşmesi, 2006 yılında çıkarılan iskan kanunu içeriği, 2013 yılında çıkarılan koruma kanunu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kanunlarımıza göre Ülkemizde bulunan Suriyeliler “Geçici koruma sağlanan şartlı mülteci” durumundadırlar. Yeni bir kanuni düzenleme yapılmadıkça er ya da geç üçüncü bir ülkeye yerleşmek ya da ülkelerine geri dönmek durumunda kalacaklardır.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.