• BIST 107.206
  • Altın 142,796
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Trabzon 26 °C

Ulusalcılık ve Ümmetçilik kavgası mı?

Ulusalcılık ve Ümmetçilik kavgası mı?

AKP’nin iktidara geldikten sonra yaptığı en önemli işlerden biri devleti soyanlara ve mafyaya karşı başlattığı mücadele idi!

Bu konuda gerçekten önemli işler yapıldı.

Ancak; devleti soyanlara karşı bir yandan mücadele edilirken diğer yandan devletin önemli kurumları ve kuruluşları yerli ve yabancı işbirlikçilerine devredilmeye başlandı!

Hükümet, ekonomik alandaki bu uygulamasına paralel olarak, milli eğitim ve devlet kadrolarında da büyük değişikliğe gitti.

Hükümetin ekonomik ve idari yapıdaki bu operasyonu, sistemi sallamaya başladı.

Devlet dairelerinde göreve atanmanın ana kriterleri; ağırlıklı olarak namaz kılma, imam- müezzin yakını olma, din öğretmeni, İmam Hatip Lisesi çıkışlı ve milli görüş eksenli olma.

İktidarı bu tür bir kadrolaşmada eleştirmek aslında doğru da değil!

Çünkü; Başbakan her ne kadar biz kitle partisiyiz demesine ve parti tüzüğü de bu doğrultuda olmasına rağmen, partinin çekirdek kadrosu laiklik karşıtı iddiasıyla kapatılan eski partilerin mensuplarından kurulu.

Hükümetin bu kadrolaşması karşısında kimileri;

AKP’yi veya mensuplarını zaman zaman ümmetçilikle suçluyor!

Ümmetçilik, aslında Arap milliyetçiliğidir.

Osmanlıdan günümüze ülkemizdeki ‘ümmetçilik’ hareketlerine baktığımızda bu olguyu görebiliyoruz.

Ümmetçiler; hiçbir zaman Arapları düşman görmezler.

Ama, o Araplar ki 1. dünya savaşında bizi arkadan hançerlemişti.

Ve o ümmetçiler ki, istiklal savaşında İngilizlerle işbirliği yapmışlardı.

Bugün de benzer görüntülerle karşılaşıyoruz!

Halbuki, bildiğimiz kadarıyla İslam da ümmetçilik yoktur.

İran, İslam Cumhuriyetidir. Ancak bir Ulus devlettir.

Türkiye de bir Ulus devlettir.

Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar, bu Cumhuriyetin bir Ulus devlet olduğunu, Türk Ulusunun devleti olduğunu anayasasının ilk maddesine yazmışlardı.

Türkiye’de son yıllardaki kavganın temelinde, Ulus devletin çökertilmesi olmayabilir. Ancak, hükümetin icrası ve gelişen olaylar bu konudaki kuşkularımızı arttırıyor.

Türk Milliyetçilerinin veya Ulusalcıların yani Ulus devleti savunanların tuk aka edildiği, suçlandığı bir ülkede farklı bir şeyde düşünemeyiz.

Son olaya, Ergenekon Operasyonu’na bakalım.

Temelde çetelere, mafyaya karşı bir hareketti.

Ama, sonuçta operasyon öyle bir duruma getirildi ki, ulusalcılığı savunanlara karşı bir hareket olarak ortaya çıktı.

Daha öncede yazmıştım. Ergenekon; Türk ırkının, Türklerin dirilişi, özgürlüğe çıkışıdır, semboldür.

Yani, Ergenekon biz Türkler için kutsal ve önemli bir olgudur.

Çetelere, darbecilere vs. karşı yapılan bir operasyona Ergenekon adı neden verildi.

Başbakan, mücadeleyi İtalya’daki temiz eller operasyonuna benzetiyor.

İyi güzel de böyle bir operasyonu Ergenekon ile özdeşleştirmek doğru mu?

Olay, Ergenekon ile ilişkilendirildiği zaman ortaya Ümmetçilik ve Ulusçuluk çıkıyor.

Türk’e ve Türklüğe karşı bir hareket gibi görünüyor!

Sonuç olarak, Türkiye’deki kavganın ana nedeni her geçen gün daha net bir şekilde ortaya çıkıyor.

Türkiye’deki kavganın ilk nedeni ekonomi, 2. neden de ılımlı, ılımsız adı ne olursa olsun, İslami düşüncenin iktidar olma kavgasıdır.

‘Aday olma’ dayatması!

 

AKP Trabzon kadın kolları eski başkanı Şükran Yetimoğlu, Cumartesi günü yapılan seçimlerde kendisine ‘aday olma’ baskısı yapıldığını söyledi.

Bir yerel gazetenin haberine göre, Şükran Hanıma ‘aday olma’ baskısının yapılmasının iki nedeni varmış. Birincisi Şükran hanımın merkez ilçe başkanı Ergin Aydın’ın bürosunu seçim karargahı olarak kullanması, ikincisi de türbanlı olması.

Ergin Aydın, AKP’nin milli görüş kanadının önemli isimlerinden biri.

Asım Aykan ekibinin temel direklerinden. Parti içersinde önemli bir gücü var.

Şükran Yetimoğlu, merkez ilçe başkanının bürosunu kullanmaktan değil de türbanlı ve parti içersindeki milli görüş ekibine yakın olması nedeniyle devre dışı bırakılmış olabilir.

Şükran Yetimoğlu’na ‘aday olma’ baskısını kimler yapmış olabilir?

Parti içersinden sızan bilgilere göre bayan milletvekili Safiye Seymenoğlu ve Faruk Özak ekibi Yetimoğlu’na olur vermemişler.

Bir başka iddia da, Genel Merkezin türbanlı bir bayanın başkan olmasını istemediği şeklinde.

AKP siyaset okulu açmıştı.

O günlerde siyaset okulunun ilk öğrencilerinin toplu fotoğrafları yayınlanmıştı.

Fotoğraftaki bayanların hemen hepsi türbanlı idi!

AKP kurmaylarından biri, ‘Siyaset okuluna başı açık bayanlarda katılıyor. Onların fotoğraflarını neden yayınlamadınız’ demişti.

Bu ifadeler, AKP içersinde türbanlı görüntüye karşı bir tepki olduğunun göstergesiydi.

Ancak, partinin kadın kollarının üyelerinin büyük çoğunluğunun başı kapalı!

Bu durum Cumartesi günü yapılan il kadın kolları kongresinde net bir şekilde görüldü.

AKP kadın kolları kongresinde bir başka ilginç ve düşündürücü olay daha yaşandı.

Eski ve yeni kadın kolları başkanlarının konuşma metinleri, kadın kolları genel başkan yardımcısı tarafından incelenmek üzere istenmiş olmasıdır.

AKP kadın kolları kongresinde 400 delegenin 172’si oy kullanmış.

Delegelerin yüzde 60’a genel kurula katılmamış.

Yüzde 60’a yakın delegenin kongreye katılmaması, protesto mu yoksa başka nedenlere mi dayanıyor. Bilemiyoruz.

Gördüğümüz, AKP’nin çekirdek kadrosunu oluşturan milli görüşçülerin teşkilatlarda güç kaybetmesi.

Partinin kayıtlı üyelerinin büyük çoğunluğu milli görüş geleneğinden gelmesine rağmen teşkilatlarda orta yol bulunmuş durumda.

Bu tablo, genel kurul delegelerine yansır mı? Yansımaz mı? Belli değil.

Gerçi, yansıması da çok fazla fazla bir şey ifade etmez.

Genel İdare Kurulu listesini başbakan ve çevresindekiler yapacağına göre partinin ana yapısı değişmez!

 

21 günlük Avrupa Turu

 

Kuzey Ekspres yazarı Osman Cudi Yılmaz eşi ile birlikte Avrupa turuna çıktı.

Osman, dün İstanbul Yeşilköy Havalimanı’ndan aradı.

‘Abi gidiyorum. Bir isteğin var mı?’ dedi.

-‘Osman, nereye gidiyorsun?’

-‘Abi, daha önce söylemiştim. Biliyorsun. Fransa, Almanya, Avrupa turu! Hanımın bir yakını organize etti. 21 gün yokum’

Osman, Avrupa turundan sonra Afrika ve Asya turuna da çıkabilir.

Haksız da değil.

O’nun imkanı bende olsa, Trabzon’a bir gün durmam!

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • CHP’nin yeni misyonu AKP’ye örtülü destek mi?22 Ocak 2016 Cuma 06:47
  • Kaşüstü’nde yapılacak Kavşak sorunu çözmez!21 Ocak 2016 Perşembe 06:47
  • Türkiye’de muhalefet iktidara çalışıyor!20 Ocak 2016 Çarşamba 06:47
  • Asım Aykan’ın reçetesi!19 Ocak 2016 Salı 06:47
  • Yeni Cumhuriyet yeni rejim!18 Ocak 2016 Pazartesi 06:46
  • Devlet Bahçeli nereye koşuyor?02 Aralık 2015 Çarşamba 06:47
  • İşgal yılları Trabzon S.P.Mintslov’un günlüğü! (1916-17)26 Eylül 2015 Cumartesi 14:58
  • Trabzon-Maçka'da Bir Prometeus: İlyas Karagöz19 Eylül 2015 Cumartesi 09:54
  • Kral Sarayından Kızlar Manastırına!16 Eylül 2015 Çarşamba 13:35
  • Efsaneler kenti Trabzon!08 Eylül 2015 Salı 14:17
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.