• BIST 83.024
  • Altın 146,503
  • Dolar 3,7538
  • Euro 4,0342
  • Trabzon 7 °C

UMUTSUZ YAŞANMIYOR

Ali Rıza Keskinalemdar

"Gecenin en karanlık anı, şafağa en yakın anıdır" demiş Victor Hugo... Bir de  "İnsanın en zayıf anı, kendini en güçlü hissettiği anıdır" en bilinen özlü sözlerdendir...

 

İster kendinizi karanlıklar içinde, isterseniz en güçlü anınızdaymış gibi hissedin; aslında bütün bu hallerinizde sizi yaşama bağlayan bir bağ her zaman olacaktır, olmalıdır da... Aksini düşündüğünüzde, yaşam yoktur zaten.

 

Belki de hep yenilmişlik duygusuyla donanmış, hayata tutunmaya çalışıyorsunuzdur; Samuel Beckett'in dediği "Hep denedin; hep yenildin. Olsun! Yine dene, yine yenil; daha iyi yenil" sözlerini kendinize şiar edinmişsinizdir... Bütün kötülüklerin, talihsizliklerin bir tesadüf olarak sizi bulduğuna adınız kadar eminsinizdir... Her şey "bir piyango gibi" size çıkmaktadır...

 

Yine de "çok şükür"ünüz ile birlikte "her şey, iyilik de kötülük de Allah'dan" diyerek sineye çekerken, bir türlü niye "Allah'ın sevgili kulu" mertebesine erişemediğinizi sorgulayıp durmaktasınız... Dini akideleri ne kadar yerine getirip getirmediğinizi aklınızdan geçirmeyi de unutmazsınız...

 

Hata sizdedir! "Günahkar" olan sizsinizdir! Oysa yüzyıllar, çağlar öncesinde, yenemedikleri, anlamlandıramadıkları doğadaki güçlere tapan; onlardan iyilik, merhamet dileyenlerin de varlığını düşünmüş olmalıydınız!

 

En önemlisi, yaşama sevincidir sizi hayata bağlayacak olan... Yaşama sevinci... Tutunacak bir dal... Dualarınız sizinle olabilir; bunda hiçbir sakınca yok elbette. Ancak, yaşama sevincini mistik bir ortamda sağlamanız her zaman olası mıdır?

 

Bu "dalları yemiş dolu dünyayı" sevdiklerinizle bir daha paylaşmayacak olmanın acısı  öĺüm korkusuyla içinizi dağladığında, bazı geri dönüşler artık çok uzaktadır.

 

"Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamak", esasında yaşama sevincinin kendisi değil midir?

 

Hep korkutularak, hep bastırılarak yetiştirilmiş ve yaşatılmış bir toplumun bireyleri olarak, "hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamanın" adı "bir gün hepimizöleceğiz be dostum"dan başka nedir ki?

 

Geçmiş yıllarda çok moda olup araç arkalarına yazılan "hızlı yaşa genç öl, cesedin yakışıklı olsun" söylemi yeni kuşakların artık kabul edip çokça afişe çıkarttığı bir araba arka yazısı olma özelliğini yitirmiş görünmektedir.

 

Artan olanaklardan dolayı demek ki "hızlı yaşama" seçilse bile şimdilerde genç yaşta ölmek hiç de revaçta değil... Bunun adı, ömür boyu hızlı yaşam talebidir. Hiç yaşlanmayacak ve hiç ölmeyecek gibi...

 

Sonuçta yolun yarısını 35 olarak gören Cahit Sıtkı Tarancı'dan yolun yarısını 75'e yükselten Ertuğrul Akbay'a gelindi. Tarancı zamanında şiir kitaplarının arasında "ömür uzatan ilaçların" pazarlanması çok aķıllara gelmiyordu ama şimdilerde "yolun yarısının" 75'e yükselebileceği rengarenk ilaçlarla demek ki umut edilebilmekte...

 

"Vizyonerliği" kimselere bırakmayan iktidarın cumhurbaşkanı adayının "billboardlar"daki boy boy afişlere yansıyan, bir haftalık program rahatlığında arka arkaya sıralanmış, 2023, 2053, 2071 "vizyonlarını" görünce, gerçekten "yolun yarısının 75" edebileceğine ya da birilerinin bu ülkede "dünyaya kazık çakmaya" geldiğine inananların sayısının ne kadar olduğunu hiç merak etmiş miydiniz?

 

***

Nazım Hikmet, Ekim 1958'de Taşkent'te yazdığı "Büyůk İnsanlık" şiirini şu dizelerle bitirir:

"Büyük insanlığın toprağında gölge yok

                                     sokağında fener

                                     penceresinde cam

 ama umudu var büyük insanlığın

                                     umutsuz yaşanmıyor".

 

55-60 yıl öncesinin Türkiye'sinde gelirin adil paylaşımının olmadığı bir düzende Nazım Hikmet'in dediği gibi "Ekmek büyük insanlıktan başka herkese yetiyor"du. Kavga, eve getirilebilecek "ekmeğin ne kadar daha fazla" olup olmayacağı kavgasıydı.

 

Geçen sürede gelişen  üretim teknolojileri sayesinde akıllara durgunluk verecek düzeyde seri ve görece düşük maliyetlerle yapılan ürünler, kapitalist sistemin olmazsa olmazı daha çok tüketim sarmalında kilitlenen insanlara mutluluk reçetesi olarak sunulur, karın maksimizasyonu sağlanırken her ne kadar horlansa ve örselense de "ekmek"  simgesel bölüşüm ağırlığını belli oranda koruyarak, sonuçta yaratılan gelirin dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesinin temsilinde, iktidarlarca "yemlenen" kitlelerin kendilerini ifade aracılığını sağlamaya devam etmiştir.

 

"Büyük insanlık" tanımlamasına giren sınıflar geçen zaman içinde "zincirlerinden başka kaybedecekleri bir şeyleri olduğu"na artık inandırıldırıldılar ve ölmeden hayatta kalmaları sağlanarak yaratılan "mühendislik harikalarıyla" birlikte tüketim toplumunun ayrılmaz bir parçası haline getirildiler...

 

Üstelik sürekli olarak "ölmeden önce yapılması gereken 100 şey" ya da "ölmeden önce görülmesi gereken 100 yer" ya da bilemediniz "ölmeden önce yenmesi gereken 100 yemek" türünden yazılarda ve basılan kitaplarda verilen gaz sonucu, bunları gerçekleştiremediğiniz için "kahırdan yataklara düştüğünüzde", aslında "enayiliğiniz"in doyum noktasının bu toplumun yapılandırılmasındaki profesyonel "toplum mühendisleri"nin "piyasa yapıcı" kışkırtıcı rollerinden başka bir şey olmadığını da görmeniz hep gizleniyordu. Onlar size neyi, nasıl göstermek istiyorlarsa, onu görüyordunuz sadece...

 

"Enayiliğinizin" ayartısından geriye, "ölmeden önce mutlaka yapmanız gerekenler arasında, "siyasete kazık çakacak"; 2023'ü, 2053'ü, 2071'i ve belki 2099'u "tahtında" top atışlarıyla kutlayacak olan birini seçmeniz gerektiği kalacaktı belki de...

 

Ne edip edip, ölmeden önce onu mutlaka seçmeliydiniz!

 

Çünkü o seçilemezse, ondan sonrası tufandı! Ondan sonrası yoktu, ondan sonra umudunuz da yoktu!

 

O yoksa; siz de, umudunuz da, yoktunuz!

 

***

Sonuçta insanların "yanlış umudun peşinden gittiğini" düşünebilirsiniz...

 

Ancak bir şekilde umut veremiyorsanız, yeni bir yol gösterip dertlerine derman olacağınıza ikna edemiyorsanız; kalkıp "nereye Payidar, nereye" diye de soramıyorsunuz...

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Badmintoncu müdür!
  • Trabzonspor Akyazı’ya taşınmalı!
  • Kemeraltı’nda çöpe gidecek para!
  • AKP’li vekillerin dal-çık bayramı!
  • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.