• BIST 83.116
  • Altın 147,045
  • Dolar 3,7714
  • Euro 4,0470
  • Trabzon 7 °C

UNUTMAYALIM Kİ YAŞAMAYALIM

Ö. Faruk Altuntaş

 

         Bir asır önce kurduğumuz Cumhuriyeti demokratikleştiremediğimiz için üzüntüsü ve utancı geçmeyecek pek çok olay yaşadık. 1978 Maraş, 1980 Çorum ve 1993 Sivas katliamları, 1 Mayıs provokasyonu, Trakya’daki Yahudi kökenli vatandaşlara saldırı biçiminde gerçekleşen 1934 Trakya olayları, 1942-43 yıllarında yaşanan Varlık Vergisi uygulaması, 1964 sürgünleri ve kuşkusuz 1955 yılında yaşanan 6-7 Eylül olayları, yakın tarihimizle ilgili olarak hukuka ve insan haklarına saygılı her insanın utanacağı olaylar olarak tarihe geçti.

         Olaylar tarihe geçti. Ancak, bu olayların bilgisi toplumdan gizlendiği için yaşanan ve bedeli ödenen bu olayların bilinci oluşmadı. İnkâra yönelindi.

         Emekli General Sabri Yirmibeşoğlu’nun “muhteşem bir özel harp organizasyonu” dediği 6-7 Eylül katliamı, yoruma fırsat vermeyecek resmi belgelerle sabit olduğu için daha bir önemli. Kendi siyasal, toplumsal tarihinin gerçeklerini öğrenmek isteyenler için her yönüyle derslerle dolu bir vahşet. 

1955 yılı 6-7 Eylülünde Demokrat Parti iktidarında, resmi kayıtlara göre 3 kişinin (Resmiyete yansımamış kayıtlara göre 37 kişinin) öldüğü, 30 kişinin yaralandığı; 73 kilise, 8 ayazma, 2 manastır, 21 fabrika, 27 eczane ile 5 538 ev ve işyeri yakılıp yıkıldı, yağmalandı. Ortalıkta ne yangınları söndürecek itfaiye, ne de saldırıları önleyecek polis vardı. Fatih Sultan Mehmet’le başlayıp 500 yılı aşkın süredir uygulana gelen “mala, cana, ırza dokunmama geleneği” kalleşçe çiğnenmişti.

         Benzerlerinin yaşanmaması için, her yıl hatırlamamız ve ders çıkarmamız gereken bir tarih 6-7 Eylül 1955. Konuşmadığımız ve yüzleşmediğimiz ölçüde, bilincini edinemeyeceğimiz için benzer acıların tekrarlanması olası. Daha dün yaşadığımız Çorum, Maraş ve Sivas katliamları, bu tür toplumsal ayıplar unutturulduğu, üzerleri örtüldüğü için tekrar ve tekrar yaşanabildi.

                                                          ***

         6-7 Eylül olayları, bugünlerde Ergenekon olarak bilinen ve onu önceleyen kontrgerilla, gladyo, özel harp dairesi, Jitem, Seferberlik Tetkik Kurulu gibi devlet içi organizasyonların bir marifetidir.

         Olayların öncesinde günlerce, basının belli kesimlerinin yönlendirmesiyle,  toplum “düşman”a karşı doldurulur. Kıbrıs’ta Rumların Türklere saldıracağı, katliam olacağı vb. asparagas haberlerle, toplum azınlıklara karşı kışkırtılır.

         Resmi makamların önceden hazırladıkları senaryoya göre, Atatürk’ün Selanik’teki evine Rumlar tarafından bomba atıldığı haberi yayılır. Çevre il ve ilçelerden önceden getirtilen insanların da katılımıyla oluşturulan kalabalıklar, değişik semtlerde, aynı zamanda, çoğu önceden işaretlenmiş Rum, Ermeni ve Yahudilerin evlerine, işyerlerine saldırır. Papazların sünnet edilmesinden, kadınları öldürmeye kadar her türlü rezalet yaşanır.

         Resmi makamların düzenlediği bu utanç tablosu içinde, saldırgan grupların karşısına dikilip komşusunu koruyan, komşusuna kalkan olan tekil örneklere de rastlanır. Ancak sonuç Türkiye için bir felâkettir, yüzkarasıdır.

                                                           ***

         “Muhteşem bir özel harp organizasyonu” olan bu rezillik, Başbakan Menderes’in 7 Eylül 1955’de yaptığı radyo konuşmasında suçu sosyalistlerin üzerine atması ile devam eder.

         Rezilleşmede Başbakan Menderes’ten geri kalmayan sıkıyönetim komutanı Orgeneral Nurettin Akyol, basını toplar ve basından, 6-7 Eylül olaylarının komünistler tarafından tahrik ve teşvik edildiğinin anlatılmasını ister.

         Ve hiç utanmadan, bu olayların sorumlusu olarak Aziz Nesin, Kemal Tahir, Hasan İzzettin Dinamo dahil bu toprakların yetiştirdiği yiğit, onurlu, güzel insanlardan, yazar-çizer 45 solcu tutuklanır. Evleri basılıp arananlar listesinde, daha önceden ölmüş 8 solcu da bulunmaktadır.

                                                        ***

         1960 ihtilalinden sonra yapılan yargılamalarda, 6-7 Eylül vahşetinin Devlet yetkilileri tarafından tezgahlandığı anlaşılır. Yaşanan ve düzenlenen olaylar nedeniyle Adnan Menderes ve F.Rüştü Zorlu için hapis cezası verilir. Ancak yargılamalar sırasında MAH (MİT) Başkanının mahkemede dinlenmesi istenirse de bu istem Mahkemece kabul edilmez. Daha sonra ortaya çıkan bilgiler, olayların MİT (o zaman ki adıyla MAH) tarafından organize edildiğini ve basının yanı sıra bazı sivil toplum örgütlerinin de bu operasyonda kullanıldığını göstermiştir.

         Yargılama sonunda, Selanik’te Atatürk’ün evine atılan ses bombasının, Rum işi – Ermeni işi olmadığı, Türk istihbaratından resmi bir görevlinin (Oktay Engin) bombayı attığı ve bu kişinin daha sonra Nevşehir valiliğine terfi ettirildiği anlaşılır. 

         O dönemin Başbakanı ve bakanları yargılandı; ancak o dönemin sıkıyönetim komutanı olan ve sorumluluğun, “komünistlerin” üzerine atılmasını buyuran “general” ile güvenlikle ilgili diğer yetkililer yargılanmadı.

         Ve 6-7 Eylül yargılamaları ve sonraki olaylarla bir kez daha görüldü ki; değişik dönemlerde üniformalı ya da üniformasız bazı devlet yetkilileri, “bayrak yakıldı”, “cami bombalandı”, “din elden gidiyor”… gibi çeşitli “şayia”larla kitleleri “galeyana” getirerek saldırıları yönetebilmektedir.

         Benzerlerinin yaşanmaması, yaşananların bilinmesine ve çıkaracağımız derslere bağlı. Bu nedenle 6-7 Eylül tartışılmaları sürdürülmeli, bedeli ödenen toplumsal ayıpların bilinci topluma kazandırılmalıdır.

                                                                       

                                                                        

  

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Trabzonspor Akyazı’ya taşınmalı!
  • Kemeraltı’nda çöpe gidecek para!
  • AKP’li vekillerin dal-çık bayramı!
  • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
  • Konsey toplantısı!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.