• BIST 97.873
  • Altın 279,026
  • Dolar 5,8313
  • Euro 6,4972
  • Trabzon 20 °C

URFA’NIN ETRAFI DA DUMANLI İÇİ DE!

Hasan Kurt

  Urfa’nın etrafı dumanlar, türküsünü çoklarınız bilir. Urfa, gerçekten çok da yüksek olmayan bir dağ silsilesinin ortasında kurulmuş bir şehir. Urfa’nın bugün etrafındaki dağlar değil, içi de ‘dumanlı’ hale gelmiş. Urfa’ya hakim olmaya başlayan Suriyeli göçmenler, yerleşik Urfalıların kafasında duman tüttürmeye başlamış.

hasan4.jpg
Dünya’da en eski yerleşim yerlerinden biri herhalde peygamberler diyarı olarak adlandırılan Urfa’dır. M.Ö. 8000’li yıllarda yapıldığı söylenen dünyanın ilk tapınağı olarak kayıtlara geçen Göbeklitepe, Urfa’nın tarihinin ne kadar eski olduğunun bir belgesidir.
Urfa üç semai dinin buluştuğu peygamberler diyarı, efsaneler şehri, GAP’ın başkenti, dünyanın dördüncü barajı Atatürk barajının bulunduğu şehir…
Urfa tarihin her döneminde farklı milletlere, dinlere ev sahipliği yapmış bir kent. Perslerden Roma, Hunlardan Gotlara, Mısır Memluklarından Timur’a, Osmanlı’ya, Fransız Mandasına kadar…
Urfa, Hz. İbrahim’in doğduğu ve ateşe atıldığı, ilk Hristiyan kilisesinin kurulduğu yer.
Urfa’nın en eski yerleşim yerlerinden biri olmasının bir nedeninin de, kentte ve çevresinde yüzlerce değil binlerce mağaranın bulunmasıdır, diye düşünüyorum.

hasan1-001.jpg
Urfa’nın çevresindeki mağaralarda yıllar önce bir ‘mağara alemine’ katılmıştım.
Gündüzleri, peygamberler ve evliyalar diyarındaki muhafazakar halkın akşamları, bu mağaralarda kurtlarını döktüklerine şahit olmuştum.
Eskiden insanların yaşadığı bu mağaraların bir kısmı sonraları koyun ve sığırlar ahırı olmuştu…

 

  Pazar günü öğle saatlerinde Urfa’ya varmadan Hz. Eyüp’ün türbesine uğradık. Hz. Eyüp sabrın sembolü… Şifalı sudan içtik ve daha sonra Urfa’ya vardık. Meşhur El Ruha Hotel’e yerleştik.
El Ruha, meşhur Balıklıgöl’ün yakınında. 
Balıklıgöl denilince akla Hz. İbrahim gelir. Hz. İbrahim tek tanrıya inanmış ve Nemrut’un putlarını kırmış, Nemrut da Hz. İbrahim’in öldürülmesini emretmişti… Hikaye uzun! 
Hz. İbrahim, Urfa kalesinin burçlarından Balıklıgöl’ün yerinde yakılan ateşe fırlatılmış, ateş suya odunlar balığa dönüşmüş. Hz. İbrahim ise balıklı gölün yakınındaki gül bahçesine dönüşmüş. Hz. İbrahim’e inanan tek kişi olan kralın kızı Zeliha da kendisini İbrahim’in arkasına atmış ve Balıklıgöl’ün arkasında Zeliha gölü oluşmuş…
Urfa’ya yıllar önce gittiğimde, tarihi kaleye de çıkmıştım. 
Kalenin duvarına 2 bin yıl önce Süryanice kitabede yazılı "Ben Eftuha'yım, güneşin oğluyum. Bu sütunlarla üzerindeki heykeli Kral Manu'nun kızı Kraliçe Şalmet için yaptırdım" yazısı hala hatırımda. Kaleye çıkamadığımız için ne bu kitabeyi ne de Urfa’yı zirveden göremedik.

  Otelden ayrıldık Karaköprü- Hekimoğlu Doğanspor maçına gittik. Maç başladığında stadın önüne vardık. Protokol ve basın tribününde yer olmadığı için bizi rakip taraftar tribününe davet ettiler.
İki tribünü olan stadın biri rakip tribünü… Hayatımda ilk kez rakip taraftar tribününde maç izledim desem yalan olmaz. Rakip taraftar ise 10-12 gazeteci ve bir o kadar da Hekimoğlu Doğanspor yöneticisi, eşleri ve bir de İskenderpaşa camisinin imamı Davut hoca...
Burada Davut hocaya da bir parantez açayım. Davut hoca, her ne kadar Süryani Manastırının metropolü kadar bilgili olmasa da imamların müezzinlerin büyük çoğunluğuna fark atar. Hoca, kendini iyi yetiştirmiş. 
Davut Hoca maçı izlerken, ‘Hasan abi, mücadele edeceksin, koşacaksın, yüreğini sahaya yansıtacaksın, aklını kullanacaksın. Bunları yapmazsan yapamazsan kolay kolay maç kazanamazsın’ yorumu Hekimoğlu Trabzon FK’nın sahadaki oyununun nasıl olduğunu ortaya koyuyordu. Hekimoğlu Trabzon FK iyi oynamamasına rağmen iki topu direkten döndü. Maç golsüz berabere bitti. 
Maçın oynandığı Karaköprü beldesi, 10 yıl kadar önce üç-beş bin nüfuslu bir kenar mahalle imiş. Karaköprü bugün 150 bin nüfuslu modern bir kent olmuş. Urfa’nın zenginleri ve yerlileri ağırlıklı olarak burada oturuyormuş.

  Maçtan sonra otele döndük. Akşam gerçek sıra gecesine davet edildik. Önce Trabzon’dan sipariş edilen baharatları almak için Balıklıgöl yakınındaki meşhur çarşıya gittik.
Bu alışverişte bize gazeteci Bülent Deveci’nin damadı, Urfalı mühendis Yakup Toprak rehberlik etti. Yakup, işi bildiği için baharat alırken acemilik çekmedik. Yakup’un tercih ettiği ürünleri aldık. Yakup’a Urfa’nın son durumunu sorduk…
‘Abi, Urfa’nın ticaretinde bizler kadar Suriye’den göçenlerde etkili olmaya başladı. Urfa’da binlerce Suriyeli yaşıyor. Urfalıların hemen hepsi bu duruma tepkili’ dedi.  
Urfa- Trabzon arasında mekik dokuyan Bülent Deveci ise, ‘Şef, Urfa’da akşam saat 8-9’dan sonra sokakta kimseyi göremezsin’ dedi. 
Sokaklarda kimseler dolaşmıyor ama eğlence mekanlarının müşterisi fena değil. Bu mekanlarda Urfalılardan çok Suriyelilerin de olduğu söyleyebiliriz.
Urfa’nın otantik çarşısında yüzlerce baharatçı var. 
Alışverişi yaptıktan sonra Ahmet Külekçi’nin TS-BJK maçını izlemek için rezervasyon yaptırdığı kafeteryaya gittik. Alt kata indik. Salon ikiye bölünmüştü. Bir tarafta Trabzonspor taraftarları diğer yanda BJK’liler… BJK’lilerin arasında Trabzonspor formalılar da gözüme ilişti. Gollerden ve kaçan gollerden sonra karşılıklı bağırma ve tezahüratlar…
Maç biter bitmez soluğu Urfa’nın meşhur mekanlarından birinde aldık. Birkaç yüz metrelik direksiz bir salon. Duvar tarafına minderler ve önde masa… Ayakkabıları çıkarttık salona girdim. Salon dolu Karaköprüspor başkanı, Urfalı işadamları ve Trabzon kafilesi minderler üzerinde. Garsonlar bir yandan kebap servisi yapıyor diğer yandan sahnede çalgıcılar ve elinde mikrofon türkü söyleyen solist… Sıra gecesi Mardin’deki gibi renkli olmasa da aslına uygundu…
Ve ertesi sabah Urfa havalimanına hareket ettik. Urfa havalimanı kent merkezine epey uzak ama modern. Havalimanında yoğunluk yok denecek kadar az. Urfa’da görüştüğümüz hemen her iş adamı ve turizmci, Trabzon’dan Urfa’ya her gün olamasa bile haftada bir karşılıklı uçak seferi konulmasını istiyorlar. Bize göre de isteklerinde haklıdırlar. Urfa ve Trabzon Anadolu’da en fazla yerli ve yabancı turistin uğradıkları yerler. Trabzon ile Urfa arasında mutlaka hava köprüsü kurulmalıdır.

hasan3.jpgUrfa’ya gidenler, Balıklı Göl'ü ve Ayn-ı Zeliha Gölü'nü görmeden, Mırra (acı kahve) içmeden, çiğ Köfte ve Urfa kebabı yemeden, biz gidemedik ama Harran'a gidip dünyanın ilk üniversitesini gezmeden, Urfa Kalesi'ndeki sütunları görmeden, Çile Mağarasına (Sabır Makamı) gitmeden dönmesin. Benden söylemesi.
İki günlük seyahat anılarımızın ilk bölümünde, Kuper’in, ‘futbol asla sadece futbol değildir’ sözü ile yazımıza başlamıştık. 
Futbol, dün olduğu gibi bugünde asla on birer kişinin oynadığı, birkaç hakemin yönettiği, milyonlarca kişinin izlediği bir oyundan çok, bir endüstridir, bir kültürdür, kaynaşmadır, dostluktur, kardeşliktir, tanıtımdır vs.dir.
İki günlük Mardin ve Urfa gezimize vesile olan Hekimoğlu Trabzon FK Başkanı Celil Hekimoğlu’na kardeşi Suat Hekimoğlu’na ve Hekimoğlu Trabzon FK camiasına teşekkür ediyoruz.

 

 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.