• BIST 83.024
  • Altın 146,503
  • Dolar 3,7538
  • Euro 4,0342
  • Trabzon 7 °C

USULETLE VE SUHULETLE

Ali Rıza Keskinalemdar

1983 yılında TRT televizyonunda izleyiciyle buluşturulan bir dizi filminin adıydı Kartallar Yüksek Uçar. Gösterildiği dönemde ilgiyle izlenmiş ve bayağı iz bırakmıştı.

Senaryosu Attila İlhan’a ait olan, yönetmenliğini Hüseyin Karakaş’ın yaptığı ve Sadri Alışık, Selda Alkor, Can Gürzap gibi önemli oyuncuların rol aldığı dizi filmde ilk yıllarından başlayarak Cumhuriyet’in gelişimi esas alınarak, iki ailenin çatışması işlenir.

İki aileden birisi olan Banazlı İsmail ile simgeleşen Karabulut Ailesi kentte (İzmir) ticaretle uğraşan zengin bir ailedir. Hanımağa adı ile simgeleşen Çolakoğlu Ailesi ise kasabalı (Turgutlu) ve "kasaba zenginliği"nden sermaye birikimiyle birlikte "kentli zenginliğe" sıçrayabilmek için çabalamaktadır. İki aile arasındaki ekonomik, kültürel alandaki ilişkiler çatışması çerçevesinde yansıtılan, temelde Türkiye'nin ekonomik ve kültürel alanda 1980’lere gelişidir.

Öteden beri aralarında çeşitli nedenlerden dolayı çekişme bulunan bu iki aile hem birbirleriyle kapışırlar, hem de ekonomik olarak sürekli büyür ve gelişirler. Ailelerden biri önce nakliyecilik ve taşımacılıkla başladıkları ticaret hayatını sanayiciliğe ve ithalatçılığa evriltip, holdingleşmeye kadar yükseltirken, öteki aile mafya ile işbirliği yaparak, gazino çevresiyle zenginleşip işi silah kaçakçılığına kadar götürerek ekonomik büyüme sağlar.

Bütün bu olaylar içerisinde ön planda insanların sorunları, aşkları, öfkeleri, kinleri elbette diziyi süsler.

***

30 yıl öncesinin bu dizi filminin geçen zaman içinde hayal meyal anımsayabileceğimiz konu akışının dışında insanların diline pelesenk olan bir replik hala dillerdedir diye düşünüyorum. O da Banazlı ismail’in (Sadri Alışık) sürekli söylediği, “usûletle ve suhûletle” repliğidir.

Usûletle; usulüne uygun olarak, patırtıya meydan vermeden, yavaşça; suhûletle ise kolaylıkla, yumuşaklıkla, nazikçe, uygun ortamını bekleyerek anlamındadır.

Banazlı İsmail’e belli bir kin ve öfke duymakta olan Hanımağa’nın (Selda Alkor) unutmadığım repliği ise “Bunlar tilki gibi kurnaz ve hilekar, kurt gibi zekidir. Bu gibilerin kötülüğünden değil, iyiliğinden kork” şeklinde olanıdır.

***

1980 darbesi sonucunda ülkemizde tarikat-siyaset-ticaret üçgeninde çok önemli gelişmeler ve genişlemeler yaşanmıştır. Darbe sonrasında özellikle sol düşünceyi ezip sindirirken, uyguladıkları yöntemler ve iş başına gelen iktidarların gayretleriyle de ülkede ekonominin mafyalaştırılarak, emeğin değersizleştirilme sürecine çok büyük katkı sağlanmış; tarikatların egemenliği de bu süreçte ilan edilmiştir. 1970’lerde filizlendirilen, 1980’lerden başlayarak okşanan itibarlar 2000’lere gelindiğinde taçlandırılmıştır.

İktidar olma becerisi, tarikatlarla işbirliği yeteneği olarak da açıklanır olmuştur artık. Bir de Amerika’ya kendini ispatlama ve beğendirme numaralarını iyi yedirebilmekle… Tıpkı, iktidar umudunu sürekli yenilemek durumunda kalan CHP’nin tarikatlarla, cemaatlerle ve ABD ile kol kola yeni ufuklar hayali kurmasından başka seçeneğinin olmadığına karar vermesi gibi! ABD’nde açılan temsilcilik, bu hayalin de kapısından içeriye bakmaktan başka bir şey değil esasında. Kapıdan bakıldığında görünenin sis yumağı mı yoksa net şekiller mi olduğunu da yaşar, görürüz.

***

AKP’nin şimdiye kadar kendisini iktidara taşıyan iki güçle kavgalı görünüyor olmasının ardında elbette artık onlara gereksinmesi bulunmadığını, çok güçlenerek kendi kanatlarıyla uçabildiğini sanması yatmaktadır. Şimdiye kadar “ne istediler de vermediler”in itirafı, bir bakıma “artık istemeyin” diye yorumlanabilir.

Ya kaynaklar artık AKP dışındaki güçlerle paylaşılmayacak kadar azaldı ya da AKP yeni yaratılacak rant alanlarında ortak istemiyor. İştah var ama masanın üstünün donanımının zayıflıyor olması kötü! Hele bir de başkalarıyla paylaşım; bu ne berbat bir rüya!

***

AKP’nin yol haritasındaki engelleri Banazlı İsmail gibi “usûletle ve suhûletle”  aşması çok beklenmedik bir şey olmayacaktır. Geçmişte nasıl yaptılarsa gelecekte de aynısını yapacaklardır.

Takiye ise takiye, kardeşim!

Tren ise tren… Durağa gelince, inersin hemşerim!

İşin biterse atarsın…

Evli evine, köylü köyüne, köyü olmayan sıçan deliğine!

Bırakın dışarılara çıkmayı, pencere önlerine bile yanaşamazsın.

Yumurta, sizin düzmece demokrasinizde, suç aleti olur, suç!

Sokağa çıkmanız başlı başına bir cesaret! Güçlü değilseniz, suçlusunuz demektir. Yaya geçidinde kırmızıda geçen bir aracın altında kalırsanız, adalet sizden, size çarpan araca verdiğiniz zararı tazmin etmenizi isteyebilir mesela mezarınızın başına gelip.

Çünkü sizin demokrasi kitabınızda, sizin adalet kitabınızda, eğer sizden değilse bir şey, o ölü sayılır, o suçlu sayılır.

Uyuya kalır her şey; hukuk bile, adalet bile… Sonra kaçar gider.

Adalet ölür. Adalet duygusu öldürülür.

İngiltere'de anlatılan bir fıkra vardır. Denir ki, sıradan İngiliz vatandaşı öldüğü zaman çan bir kez çalarmış. Bir asil öldüğü zaman çan iki kez çalarmış. Kralın yakını öldüğü zaman çan üç kez çalarmış. Kral öldüğü zaman da çan dört kez çalarmış. Bir gün çan beş kez çalınır.  Herkes şaşırmış; ilk kez oluyormuş bu. Hep birlikte gidip papaza sormuşlar: “Ne oldu? Kral hayatta ama çan beş kez çaldı.” Papaz “Adalet öldü” demiş.  

***

“Arkadaşlar, efendiler ve ey millet! İyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, tarikatçılar, sapıklar ülkesi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat, uygarlık tarikatıdır” sözlerini boşuna söylememişti Atatürk.

Ve bazılarının neden Atatürk’e kızdıkları belli değil miydi?

Kızdıkları şeyler öldürülmeliydi elbette; yavaş yavaş, sabırla, bıyık altından gülerek…

Usulûnü yaratarak, altını oyarak, gürültü patırtı yapmadan, çaktırmadan, üzerine yastık bastırarak, başka sesler çıkartıp asıl sesi duyulmamasını sağlayarak…

“Usûletle ve suhûletle”…

Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Badmintoncu müdür!
  • Trabzonspor Akyazı’ya taşınmalı!
  • Kemeraltı’nda çöpe gidecek para!
  • AKP’li vekillerin dal-çık bayramı!
  • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.