• BIST 107.400
  • Altın 151,666
  • Dolar 3,6570
  • Euro 4,3022
  • Trabzon 16 °C

UYUMSUZ

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Konuşmak susmanın kokusudur.

Ya sus git, ya konuş gel, ortalarda kalma.

Yalan korkaklığın tortusudur.

Dürüst kaba ol, eğreti saygılı olma.

                                  Özdemir Asaf

 

Bu yazıyı yazarken çok düşündüm. İnsanlar ne düşünür, nasıl yorum yapar diye ama ben gördüklerimi, hissettiklerim ve gözlemlerimi paylaşıyorum.

Uyumsuz filmini izlediniz mi? Ben izledim çok da beğendim. Tavsiye ederim. Konusu gelecekte geçen Ütopik bir hikayeyi anlatıyor. Gelecekte insanlık her biri farklı bir erdemi, yani beş ayrı parçayı temsil eden düzende yaşamaktadır. İnsanlar 16 yaşına geldiklerinde, kendi insanı özelliklerine göre bu beş bölümden birini seçer ve ömür boyu o düzende yaşar. Az da olsa birde her hangi bir gruba ait olmayan uyumsuzlar vardır. İşte hikâye de burada başlar. Tıpkı bizim uyumsuzlarımız gibi.

Etrafınıza bakın yerini bulamamış eğreti ne çok insanımız var.

Bu günlerde bir yerde otururken, yürürken, toplantıda ya da sohbetlerde insan profilleri beni pek bir meşgul eder oldu.

Çok karışık ve karman çorman bir topluluk var.

İnsanların yüzlerine bakıp bilinmeyeni keşfetmek beni çok mutlu ediyor; Çünkü her insanda ayrı bir hikâye saklı.

Ama nedense bir azınlık var sanki her şey güllük ve de gülistanlıkmış gibi bir imaj vermeye çalışıyorlar.

İngilizceyi çok iyi konuşan, batı kültürü havasında yaşayan, arabasından, taktığı çantaya kadar marka olan arabesk görünümlü arabik kadınlarımız bana çok uyumsuz geliyor.

Arabasında cevşen taşıyıp, Ayetel Kürsi ile güne başlayan ama şirket içi konuşmalarını İngilizce yapan iş adamları da benim için çok eğreti.

Tıpkı dinci bir insanın ojeli, sarışın, mini etekli bir bayanı uyumsuz görmesi misali gibi…

Biz medcezir yaşıyoruz. Medin yükselmesinde ki ahenkle beraber cezir de ki gibi alçalmayı da yaşıyoruz. Yani bir gel git yaşıyoruz. Anlamını bilmediğimiz bir biçimde…

İnsanlar kendilerinin farkında olmadan başkalarının hayatlarını kendilerine vücut edinmiş olarak yaşıyorlar.

Bu yazıyı bir Pazar sabahı eşimle Karaköy’de kahvaltı yaparken yazma kararı aldım. Gördüğüm ilginç ve de birbirinden uyumsuz insan manzaraları inanın önce beni çok eğlendirdi fakat sonrasında ise çok düşündürdü.

Pazar sabahı kuaförden yeni çıkmış kıvamında ve sanki aynı doktorun elinin dokunuşlarıyla şekillenen estetik ve botokslu bayanlar üzerlerinde neon tayt ya da eşofmanları ile arz-ı endam ederler. Yine noen ve ben markayım diye bağıran taytlı erkeklerde bayanların yanında cila gibi dururlar... Üstelik de son model arabaları ile ve eşofmanlı gelen bu çiftlere şaşkınlıkla ve hayretle baka kalırsınız,

Yine başörtülü çok şık bayanlar ve yanlarında marka gözlükleriyle, İslami sakallı eşleri ile gelen Fashionable( modaya uygun) ve Gusto(beğeni) almak için çaba sarf eden çiftler ise başka bir boy pos gösterme tarzı ile endam ederler…

İslam-ı günün şartlarına göre yaşayan İslamcı erkekler parmak arası terlik, marka t-shirt ile hayatlarını yaşıyor. Üstelik de bir çoğu da metro seksüel. Bu durumda din, bir kılıf mıdır? Dindar bir insanın hayata bakışı ile siyasal İslamcının hayata bakışı çok farklı. Gördüğümüz lüks içindeki İslamcılarda bunun en güzel göstergesi olsa gerek.

Maskülen, feminen, trendy, In steyle, elegan artık olmazsa olmazımız. Bu kelimeleri demokrasi, cumhuriyet, özgürlük gibi kelimelerin anlamından daha çok konuşuyor ve yorumluyoruz.

Ya kahvaltı için marka bir şarküterinin sırasına girmiş bu abartılı insanlar hangi ruh halini yaşıyorlar inanın anlayamıyorum.

Birbirleriyle yarış halinde olan ve birbirlerini süzen bu ilginç kimlikler, içten içe sanki birbirleriyle konuşur gibi gözükürler.  “Benim eşofmanım Fransa’dan. Seninki geçen sezonun çok banal “havasında… Bu tarz insanların her ilde şubeleri mevcuttur.

Kimseyle değil, kendisiyle yarışanların ülkesi acaba ne zaman oluruz? Bir aç gözlülüğümüz var bunu artık kabul edelim… Ama bu aç gözlülük keşke kendimizi geliştirme yönünde olsa idi. Onun var benim de olsunun dışına çıkmayan bir acayip aç gözlülük.

Yoga, koşu, egzersiz bugünlerde olmazsa olmazımız. Bunu yaparken sağlık için değil sırf moda için yapanlar var. Nerede, kiminle ve de hangi spor salonunda bu egzersizlerin yapıldığı çok önemli. Kendi kendinize yalnız yaptığınız spor sıradan ve anlamsız.

Medyatik, paralı ve ne oldukları, kim oldukları konusunda bilgimiz olmayan doğu ve batı arasında sıkışmış hayatların tezahürüdür tüm bu yansımalar.

Gücü para olan ama aslında güçsüzlerin yarattığı bir tablo var; Bu tablo maalesef çok pahalı. Fakat tablo sahte ve değersiz. İçinde sanat yok sadece kopya var. Bu yüzden de uyumsuz ve eğreti… Başkalarının hayatlarını yaşayan yerini bulamamış insanlar gibi.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.