• BIST 105.026
  • Altın 162,753
  • Dolar 3,9187
  • Euro 4,6430
  • Trabzon 5 °C

ÜZÜMÜNÜ YE BAĞINI SORMA

Ali Rıza Keskinalemdar

Bizim mahallenin Trabzon Köprübaşılı bakkalına hemen hemen her sabah uğrarım. Bakkalın yeri konum olarak çok işlek bir yerdedir. Önceleri üç kardeş çalışırlarken en büyükleri olan kardeşin emekliliğini elde edip başka bir işe geçmesi nedeniyle şimdi günaşırı kepenk açarak iki kardeş olarak çalışmayı sürdürüyorlar. Dünyaya bakışımız ve algılamamız, siyasi görüşlerimiz pek uymasa da onlarla muhabbetimiz eksik olmaz.

Kardeşlerden en konuşkanı bir süre beni görmediğinde ilk lafı “Oy, emice oğlu, nerelerdeydin, yoksa Cennet’te miydin” olur. “Cennet” dediği de Trabzon’du. Her ortadan kaybolmam sırasında Trabzon’a gittiğimi düşünür.

Diğeri ise daha az konuşur ama kendince ince espriler üretir. Mesela bir gün bir şeyler alırken “Dur bakayım PKK’lılar geldi mi” deyip dışarı fırlamış ben de arkasından gitmiştim merakla. Meğer dışarıdaki metal raflarda duran cips, patlamış mısır gibi paketlenmiş ürünlere arkadaki kör bölgeden sinsice yaklaşıp dadanıyor ve yavaş yavaş cipsleri “götürüyormuş” kargalar. Yani kargalara yaptığı benzetmeydi, “PKK’lılar” sözü!

BAKKALIN DEMİRBAŞLARI

Her yerde olduğu gibi, burada da bakkalların “demirbaşları” çevredeki apartman ya da sitelerin “görevlileri”dir. Günde 2-3 defa bakkala “sefer düzenlerler” mutlaka; “apartman sakinlerinin” özellikle “şuradan al” talimatı dışındaki alışverişler için tabii ki…

Bizim bakkalın “demirbaşları” da zamanla oluşan “muhabbetin su koy vermesi” sonucu bakkal mekanını “kafeteryaya” çevirmişler görünüyor. Bunlara “kundura tamircisi” olan komşu esnafın da katılmasıyla eksik tamamlanıyor. Soğuk havalarda içeride bir köşede, sıcak havalarda bahçeye atılan masanın etrafında, yine bakkalın demlediği çay eşliğinde ekmek içi kavurma, kaşar ve sucuk ile kahvaltı artık “gelenekselleşmiş” bir halde. Bu kahvaltı ve yemek dışında üçü beşi bir araya gelip çok fena “siyasi yorumlar” yaptıkları da oluyor elbette.  Mesela gelip gazetelere (daha çok yandaş ve eli mahkum gazeteler) göz atan kundura tamircisinin yüksek sesle okuduğu muhalefete “giydiren” haberlere “apartman görevlilerinin” yaptığı yorumlar katlanılmaz durumda.

Çevredeki apartman ve sitelerin “apartman görevlilerinin” genelde Çorumlu olduklarını söylüyor bakkal. Onların yaptıkları yorumları duyunca aklıma Çorumlular hakkındaki veciz söz (elbette herkesi bağlamaz) geliyor. 

Sesleri çok çıkan “bakkalın demirbaşları” genelde iktidar yanlısı ve muhalefete, özellikle de CHP nezdinde Kılıçdaroğlu’na takmış vaziyetteler.

HER ŞEY ORTAK: BAŞLIK, İÇERİK, SÖYLEM

Şimdiye kadar kişiler, eylemler ve söylemler arasındaki seçimleri ile çelişkileriyle hiçbir zaman tam benimseyemediğim CHP’nin, 19 Nisan Pazar günü Kılıçdaroğlu tarafından kısmen de olsa sunumu yapılan “Seçim Bildirgesi”nin bu kez iktidarın adını hiç anmadan ülkenin geleceğine ve yapılanmasına yönelik oluşturulması, “iktidar partisini ve yandaşlarını çok fena şaşkına çevirmiş” görüntüsü verdiği konuşuluyor, yazılıyor, çiziliyor.

Pazartesi gününden bu yana gazeteleri ve sosyal medyayı izlemeye çalışıyorum. “CHP’nin bu atağının” özellikle yandaş medyada yarattığı şaşkınlığın ve telaşın söz konusu gazetelerin başlıkları ve köşe yazılarına neredeyse ortak anlatımla yansımasını, ilk bakışta “sıkışmışlık” olarak açıklanmak mümkün. İktidar partisindeki şaşkınlık ve telaş ise, o attılar mı mangalda kül bırakmadıkları “çözüm süreci” ile ilgili bölümü, seçim beyannamelerini baskıya götürürken sözde “sayfaları düşürecek” (artık nereye düşürdülerse) boyutta olduğu anlaşılıyor.

Bu şaşkınlık ve telaş bizim “bakkalın demirbaşları”nda da mevcut. Pazartesi sabahı “kundura tamircisi” yandaş gazetelerin başlıklarını okuyor, koro grubu yüksek sesle tekrar ediyordu… Kılıçdaroğlu’nun taklidini yapıyor, sözde “dalgalarını geçiyorlardı”… “Mazotu 1 lira yapacakmış”! “Bayramlarda iki ikramiye verecekmiş”! “Asgari ücreti 1500 lira yapacakmış”! “Söz veriyorum diyor yav söz veriyorum. Sözüm söz diyor yav”!

Kundura tamircisi çarşaf gibi açtığı yandaş gazetesinden başını çevirip “O söz veriyor, bizimki metro açıyor” diyor; koro sırıtkan bir şekilde “he valla” diyerek destekliyor.

Hani alıngan biri olsam “acaba bilerek mi yapıyorlar” diye düşüneceğim de iyi ki öyle bir huyum yok. Bizim çok konuşkan olan bakkala dönerek “kim tuttu bu çığırtkanları” diye soruyorum; O da “delilik parayla değil ya” diyor.

ŞİMDİ DE “DELİLİĞE” VURDULAR DEMEK Kİ

Neylersiniz ki ülkedeki seçmen profilinin hatırı sayılır kısmı bu konumda. Ömürlerinde çizgi roman dışında doğru, düzgün bir kitap okumayan, haber olarak iktidar partisinin açıklamalarından başka bir şeyle ilgilenmeyen, “demokrasinin karın doyurmayacağına” inandırılan, dünyadan ancak olağanüstü bir şey olduğunda “haberdar” olabilen, feodalitenin şehirlere konuşlanmış hali olan koşulsuz iktidar partisine biat etmenin önünde sonunda ödüllendirileceğini ezberleyen, rahmetli Uğur Mumcu’nun dediği gibi “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma” kolaycılığının pişkinliğini ve ukalalığını taşıyan, sorgulamayan ve araştırmayan bir “koro” ile karşı karşıyayız. Bu “koro” yüz yıl önce de vardı şimdi de var. Ama şimdikiler yüz yıl öncekilerden daha çok “cahil cesareti” ile kuşanmış görünüyor.

Onlar “Vur de vuralım, öl de ölelim” yoluna “kefenlerini giyip gelme deliliği” gösterebilecek kadar zıvanadan çıkmaya teşne “koro”nun unsurlarıdır. Ayrıca (Eğer üye sayısı verisi doğru ise) neredeyse iktidar partisine oy veren her iki seçmenden birinin “parti üyesi” olmasını, “koşulsuz biat kültürü” dışında, “gelebilecek kazlar” adına “tavukların esirgenmemesi” beklentisiyle de açıklamak mümkün. İktidar elden gittiğinde üye sayılarının nerelere indiği ve “cahil cesareti”nin hangi “deliliklerde” ya da kendi deyimleriyle hangi “marjinalliklerde” yüzdüğünü, yaşar görürüz.

KAYNAK VE BELALTI VURUŞLAR

Bir anlamda 13 yıldır süren “üzümünü ye bağını sorma” şeklindeki yönetime isyan gibi duran ana muhalefet partisinin seçim bildirgesinin açıklanması sonrası, bir “kaynağı nereden bulacaksınız” furyasıdır gidiyor; CHP sözcüleri de buna sabırla cevap veriyor. Cevaplar iktidar partisi ve yandaşlarında “tatminkar” karşılık bulmuş olmalı ki, bu sefer “Kılıçdaroğlu hazineye göz dikti”ya da “90’lara geri dönüş” gibi tuhaf karalama denemeleri yanında “Kılıçdaroğlu geçmişte kar eden SSK’yı batırmıştı; iktidar olursa da ülkeyi batıracak” şeklindeki bayat söylemi buzdolabından çıkarıp ısıtarak yeniden servis etmeyi deniyorlar.

CHP seçim stratejilerini ve taktiklerini çok iyi yönetse bile hala mevcut iktidardan beklentisi çok yüksek olan bu “koro” karşısında seçimden tek başına iktidar partisi olarak çıkma şansı pek görünmüyor. Ancak, 2002’de yapılan seçimde % 10 barajı nedeniyle AKP’ye % 34 oy oranı ile parlamentoda % 66 temsil oranı sağlayan seçmene, “o zaman ‘kaynak’ mı sorgulamıştın da şimdi kalkmış ‘kaynak, kaynak’ diye tur atıyorsun” diye sormak da mümkün.

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.