• BIST 104.689
  • Altın 270,718
  • Dolar 5,7405
  • Euro 6,3314
  • Trabzon 20 °C

VAKIF NEDİR?

Turhan EYÜBOĞLU

   İstanbul Belediye Başkanlığı seçiminden sonra belediye bütçesinden dört beş vakfa aktarılan paraları gördükten sonra bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum. İçimden "Acaba Trabzon Belediyesinin bütçesinden de faydalanan özellikli vakıflar var mıdır?" diye de geçirdim.

  Ben yaşadığım süre içinde vakfı bir hizmet veya herhangi bir konuya yarar sağlamak amacıyla şahsın veya ailenin kendi arzusu doğrultusunda bağışladıkları para, mülk ve hizmetlerden oluşan bir kuruluşu ifade ediyor diye düşünüyordum. Meğerse yanılmışım!

  Bu yıllarda bazı vakıflar kamunun parasını alarak kendi düşüncesi doğrultusunda harcamaya evrilmiş de haberimiz yokmuş! Hani biz "Vakıflar milletten almaz, millete verir!" düşüncesinde büyümüştük ya meğerse biz büyüdükten sonra bu düşünce küçülmüş ve daha da ilginci yöneticilerin zenginliğine evrilmiş!

  Yani anlayacağınız, bütün değerler gibi vakfetmenin de içi boşaltılmış; değeri ve hizmet anlayışı hiçe sayılmış! Vakfetmek, büyük bir değişiklikle kamu malı iç edilmeye dönmüş, vermeden almaya hızlıca yol almış! Her kavramda olduğu gibi yüz yılların değerini tartışır duruma getirmişiz. Yazık, hem de çok yazık!

  Değerini henüz kaybetmemiş bilgilerimize baktığımızda vakıf, bir hizmet ve yarar sağlamak amacıyla kişilerin kendi arzusu doğrultusunda bağışladıkları para ve mülklerle oluşan bir kuruluşu ifade eder olduğunu göreceksiniz. Ya şimdi? Bu olayları gördükten sonra bu düşünceniz halen daha geçerli olacak mı bilmiyorum!

  Halbuki ecdadımız, çok zengin bir vakıf medeniyeti kurmuştur. Bu kurumların uzun ömürlü olması için onlara kalıcı gelir kaynakları sağlanmıştı. Vakıflar, devletin tekelinde olmaktan kurtarılmış, bu hizmetlerin manevî boyutu hakkıyla anlatılarak, şahısların vakıflara sahip çıkması sağlanmıştı.

  Durumu iyi olanlar vakıflara maddî yardımlarda bulunmuşlar, durumu iyi olmayanlar ise bizzat hizmet ederek, bu hayır yarışına destek olmuşlardı. Vakıfların bu karşılıksız yardıma yönelik hizmetleri toplumun ihtiyaçlı kesimini rahatlatmış ve bir çıkar uğruna kullanılmamıştır.

  Bugün ise İstanbul Belediyesinin bütçesinden vakıflara verilen paraları gördükçe vakıf medeniyetinin o görkemli günlerinden ne kadar uzaklaşıp yandaş kuruluşlar haline geldiğine şahit oluyoruz. Karşılıksız vermekten, bir talimatla karşılıksız almaya evrimleştiğine şahitlik yapmanın acı gerçeğini yüzümde bir şamar gibi hissediyorum!

  Halbuki edindiği malı vakıf aracılığı ile ebedileştiren ecdanın yerini bugün henüz yaşamadığı hayatın bilmem kaç yılını kredi çekerek mal biriktirme sevdasına düşmüş bir topluma hep beraber koşar adım gidiyoruz. Bu duruma düşmüş bizler ve onlar arasında huzur bulma açısından da dağlar kadar fark vardır. Aradığımız huzuru bunun için bulamıyoruz!

  Benim düşüncemde veya şöyle düzelteyim, çoğunluğun düşüncesinde insana huzur veren şey, başkalarına faydalı olmak ve onların hayır duasını kazanmaktır. Vakıf kültürü ve medeniyetinin yeniden yapılanması için önce bu medeniyeti oluşturan insan ruhunu yeniden yakalamamız gerekmektedir. Anlayacağınız ilk olarak insan olmalıyız.

  Bazı vakıfları gördükçe bendeki düşüncede evrimleşip şu hali aldı: Vakfedilen kişi mallarının, kişi mülkiyetinden çıkartılması prensipken kamu malının, kişi mülkü haline gelmesine dönüşen bu zamanki kirli düşüncenin hizmeti soyulanlara hayır yapan kuruluşlar kisvesi altında, dönem hortumculuğu haline gelmiştir.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.