• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Trabzon 27 °C

VATİKAN’IN CUMHURBAŞKANI

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Türkiye’yi ve Türkiye’nin çıkarlarını esas alan çalışmaların anlamı nedir?
Türkiye’nin çıkarlarını Türkler sağlayabilir; Aksi bir tez yalandır.
Dinler arası diyalog, AB, ABD, Birleşmiş Milletler vs. dış kaynaklar bizim çıkarlarımızı neden düşünsün ki? Akıl var, mantık var.
Günümüzde küresel denilen bu canavarlar ve bunların gelişmesi tamamen düşman olarak belledikleri milletlerin inanç, düşünce ve kültürünü etkilemesiyle büyür ve beslenir. Bu beslenme çeşidi o milletin topraklarına el koymaktan daha etkilidir. Çünkü iç savaşa kadar giden tehlikedir inanç ve kültür karmaşası.
Bugün bizler eğer inancımızı, kültürümüzü ve de tarihimizi sorgular hale gelmişsek bu küresel güçlerin eseridir.
Bugünkü gerilimlerimize yaşam veren ayrıntılar, aynı zamanda bizleri de parçalara bölüyor.
Dinler arası diyalog Vatikan’ın projesidir.
Sözde inançları paylaşma safsatası tamamen bir oyundur.
Kiliselerde ezan okunması olayını ABD inanç paylaşımı olarak tüm dünyaya yansıtırken;  acaba gerçekten bu kadar iyi niyetli miydi?
Bir diyalog sağlanması için ortak bir köken ve ortak bir ereğe sahip olmamız gerekmez mi?
Geçmişe şöyle bir baktığımızda dinler yüzünden çıkan savaşlar, haçlı savaşları, Fransız din savaşları bugün nasıl  “dinler arası diyalog” yakalamamızı sağlar acaba?
Ötekileştirmenin en iyi yolu bizdensin ya da değilsin ayrımcılığıdır.
Dinler arası diyalog konusunda rahmetli Aytunç Altındal, “1960 ve 1965 yılları arasında Türkiye, Suriye, İran, Irak’ta nüfus bilimi ve istihbarat ile ilgili çalışmalar sürdürülmüştür” diyor ve devam ediyordu:
“Bunu yürütenler ise ‘Barış gönüllüleri’ adlı misyonerlerdir. Hazırladıkları raporlarda, faaliyetlerin 1996’dan itibaren İstanbul Rum Fener Patrikhanesi ile hız kazandığı gerçeği vardır.”
Geçen hafta Katolik Hıristiyanların ruhani lideri ve Vatikan Şehir Devlet Başkanı Papa Francesco Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’nın davetlisi olarak Türkiye’ye geldi.
Peki neden geldi?
Barış elçisi olarak mı?
Ortadoğu kan gölü iken Türkiye’ye bu ziyaretin anlamı neydi?
ABD düşünce kuruluşları tarafından geliştirilen ve modernist Ilımlı İslam modelinin aktörü Türkiye radikal İslami hareketlere karşı yine batıdan nasibini mi alacak? İslam zaten bir felsefe değil midir? İslam akıl değil midir? Hala ılımlı İslam safsatası ile kandırılmak ne acı.
Papanın Türkiye ziyareti bu modelle, Türkiye’ye verilen önemi mi açıklar?
Şiddetin durması, haksızlıkların önlenmesi ve genel ahlaki insani değerlerin korunması açıklaması ne kadar samimiyet içeriyordu?
Ortodoks kiliseleri arasında Fener Rum Patrikhanesinin onursal önceliğinin önemi Papayı İstanbul’lara kadar getirdi. Yazık! Yaşlı ve de başlı bir adam ne kadar yoruldu kim bilir?
İkinci yılına giren Papa yurt dışı ziyaretlerinin altıncısını gerçekleştirmiş.
Kutsal topraklar İsrail, Ürdün, Filistin’den sonra Brezilya, G.Kore, Arnavutluk ve Türkiye’yi ziyaret etti.
İyi niyet temsilcisi Papa’nın estirdiği rüzgar bakalım ne sonuçlar doğuracak?
Farklı dine sahip bir insanın zamanında kan akıttığı Müslümanlarla, iletişim içinde olması, uzlaşma yollarını araması ne kadar samimiyet içerir bilinmez.
Tabii ki çeşitli dinlere sahip insanlar arasında diyalog sağlanmalıdır. Hoşgörü hâkim olmalıdır. Ama işin içinde siyaset denilen mekanizma olduğu sürece ben bu inanç paylaşımı ve de hoşgörüsü ilkesine maalesef hiç inanamıyorum. Çünkü o zaman bunun adı başka bir şey oluyor.
Diyalog sağlanması ve sürdürülebilmesi konusunda bir ülkenin imajı çok önemlidir.
Biz sanıyorum ülke olarak hala doğru imajı bulamadık. Var olan öz imajımızı da kaybedince, böyle birileri çıkıp bize image maker oluveriyor.
Papa tüm mütevaziliği ve kültürü ile kardeşlik, birlik ve beraberlik çağrısında bulunurken, İslâmofobi konusunda da tepki gösterdi. “Nasıl ki tüm Hıristiyanlara kökten dinci diyemiyorsak, tüm Müslümanlara da terörist diyemeyiz” dedi.
Evet çok doğru ama bunu 11 Eylül saldırıları sonrasında, “Yeni dünya düzeni” vaadi ile tüm dünyaya Müslümanları kötü olarak fişleyen ABD’ye söyleyecekti, bize değil…  
Hıristiyanlığı muhafaza etmek ve karşı olanları cezalandırmak için kurulan ruhban mahkemeleri yani engizisyonu unutmadık.
İnsanlık tarihinin kara lekesi, Hıristiyanlığın yüz karası engizisyon unutulmaz. Bize de kendi aralarında bir birlik oluşturamamış Hıristiyanlık camiası, diyalog denilen boş, asılsız bir kelime ile birlik çağrısında bulunamaz.
 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.